Ruh, nefs, ego, kimlik,.. kavramlarını açıklayabilir misiniz?

Soru Detayı
- Ruh, nefs / nefis, can, nefes, ego (benlik, kendilik), duygu, karakter, kimlik kavramlarını açıklayabilir misiniz? - Bunların birbiriyle ilişkisi nedir?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ruh; kendisine haricî bir vücut giydirilen, başına şuur takılan, alem-i emirden gelen, mahiyeti bizce meçhul bir kanun-u emrîdir. Diğer bir ifadeyle:

“Ruh zîhayat, zîşuur, nuranî, vücud-u haricî giydirilmiş, câmi', hakikatdar, külliyet kesbetmeye müstaid bir kanunu emrîdir.”(Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksad).

Ruh, irade sıfatının hakim olduğu emir aleminden gelen bir komut ve emirdir veya bir kanundur. Bu emir ve kanuna da kudret sıfatı harici bir vücut ve ceset vererek onu somut ve görünür hale getirmiştir. Aynı zamanda başına da şuur takarak hem harici vücudu olan hem de başında şuuru olan bir kanun olmuştur.

İnsan mahiyetinin aslı ve esası ruhtur. Ruh, bütün hasse ve duyguların efendisi ve yaşam kaynağıdır. Ceset, ruh ile varlığını devam ettirir ve ona tabidir. Ruhsuz ceset olamaz, ama cesetsiz ruh olabilir. Ruh basittir, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, pörsümez, ölmez, dağılmaz, yaşlanmaz; ceset ise sayılan vasıfların tam aksidir.

Vicdan; vicdan ise insanın fıtratına derç edilmiş olan, doğuştan gelen hakikatlerin bir miyarıdır. Vicdan bir nevi insanın iç aleminin mizanlarını kalbe gönderen bir iç kanaldır. Bu iki kanaldan gelen veriler ve malumatlar kalp denilen latifede depolanır ve kalp bu verilere göre gelişir ve şekillenir. Vicdan hak ve hakikatlerin hissedilmesini sağlayan ve insana ihtar eden bir mekanizmadır. Vicdan, manevi alemlerin esası ve haritası konumundadır. Hakikatlerin uçlarının odak noktası olan bir aynadır. Hem ahlaki değerlerin hem de doğruluğun ana üssü gibidir. İnsan yanılsa bile vicdan yanılmaz.

Can; Türkçe bir sözcük olup ruh manasında kullanılır. Ayrıca ruh ve can kelimeleri -metafor bir unvan olarak- biyolojik canlılık manasında da kullanılır.

Nefs / nefis; terim olarak insanın bedenine bağlı arzu ve isteklerin kaynağı olan bir mekanizmadır. Yeme, içme, evlenme arzusu gibi hayatî önem taşıyan duygular yanında, hırsızlık yapmak, adam öldürmek, içki içmek gibi kötü arzuların da barındığı bir mekanizmadır. Duygusal tarafı fazla olduğu için kötü arzulara da rehberlik etmekte ve bu açıdan “Nefs-i emmare = Kötüyü emreden nefis” unvanını almaktadır. Nefsin kötü taraflarını törpülemek, onu mutmainne mertebesine/ilahî mesajların doğruluğu konusunda -tereddütsüz iman edip- itminan mertebesine çıkarmak için, İslamî terbiye rahlesinde pedagojik formasyonu kazanmak gerekir.

Nefes; canlılığın en bariz alameti olan havayı teneffüs etmek, oksijen alıp karbondioksit vermek manasında, nefes alıp-vermek anlamına gelir. Bunun için “Her bir nefes alıp-vermede Allah’a iki kere şükretmek gerekir.” denilmiştir.

Ego; kişinin öz benliği manasına gelen Batı kaynaklı bir kavramdır.  Bizim literatürümüzde  bu kavram “ene / enaniyet” olarak geçer. Aslında “benlik” duygusu, normal şartlarda kişinin insanlık onuruna yakışan bir konumda olduğunu ifade eder.

Fakat aşırı güvenmekten kaynaklanan benlik duygusu, aşırısı anormal bir renge bürünür, kişinin gerçek kişiliğinin, benliğinin ötesinde hayalî ve yapmacık bir kişiliği karakterize eder. Bu ise, ciddiyet, samimiyet, dürüstlük gibi güzel duyguları altüst edip ciddiyetsiz, samimiyetsiz, ikiyüzlü bir sahtecilik olduğundan insanı aldatan, gurura sevk eden, hakiki kişiliğin sınırını taşan, haddini aşan bir uçurma mahiyetindedir.

Duygu; insanın cismanî tarafının bir özelliği olan, sevgi, saygı, kin, nefret gibi hissiyatı seslendirdiği olgulardır. Bunların en bariz karakterleri, akıbeti düşünmemek, kör gibi hareket etmek, mevcut lezzetin peşini bırakmamak, at gözlüğünü takmışçasına haz duyduğu yolun dışında bir alternatife yer vermemek gibi fevrî hareketlerdir.

Karakter; kişinin dışa yansıyan bütün/veya ağırlıklı tutum ve davranışlarının iç alemindeki parametresidir. Son zamanlarda iş dünyasında yeni bir kavram olarak ortaya çıkan “toplam kalite” diye bir şey vardır. Yani, insanın başarı ölçüsü, sadece iş yerinde gösterdiği performansa bağlı olmayıp, aynı zamanda, evinde, iş çevresinde, arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde, sosyal faaliyetlerinde gösterdiği başarının toplamından oluşan bir kalite söz konusudur. 

Bunun gibi, ahlakî cephesiyle, kişinin her alanda gösterdiği performans, onun karakteridir. Parametresi toplam kaliteyi gösteren kimsenin karakteri, mükemmeldir, güzeldir. Bu toplam kalitede kusurlar varsa karakterde zafiyet var demektir. Hayatın büyük çoğunluğu itibariyle kötü bir yekün / toplam kalitesizlik varsa, bu kişi karaktersizdir, denilir.

Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki sözleri de “toplam kalite” çerçevesinde değerlendirilebilir:

“Vicdanın anasır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan irade, zihin, his, latife-i Rabbaniye, herbirinin bir gayat-ül gayatı var: İradenin ibadetullahtır. Zihnin marifetullahtır. Hissin muhabbetullahtır. Latifenin müşahedetullahtır. Takva denilen ibadet-i kâmile, dördünü tazammun eder. Şeriat şunları hem tenmiye, hem tehzib, hem bu gayat-ül gayata sevkeder.”(Hutbe-i Şamiye, İkinci Zeyl, İkinci Kısım).

Allah’ın insana verdiği her özelliğin mutlaka kullanım alanları vardır. Örneğin iradesini, Allah’a ibadet etmede; zihnini, Allah’ı tanımada; hissiyatını Allah’ı sevmede; latifesini de her şeyde Allah’ın varlığını ve birliğini görmede kullanmalıdır

Kimlik, kişinin dışa yansıttığı karakter dolayısıyla kazandığı kişilik adıdır.  Tabii ki burada söz konusu ettiğimiz kimlik, ahlakî değerler bakımından şahsiyet üzerinde durulan bir değerlendirmedir.

Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, bu kavramlar arasında yakın veya uzak bir ilişki söz konusudur. Bütün bu hasletlerin birebir yakın ilişkide bulundukları unsur ruhtur. Ruh olmazsa, hayat olmaz, hayat olmazsa bu hasletlerin, fenomenlerin hiçbirisi olmaz...

İlave bilgi için tıklayınız:

Ruh nedir, ruhun mahiyeti anlaşılabilir mi? Ruh beyinden mi ibarettir? Ruh ile beden arasındaki ilgi nasıldır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.