Reddiyenin uygulanmasını gösteren hadisler var mı?

Tarih: 19.01.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Avliye yöntemiyle varislere verilen payların arasındaki orantılar aynı kalıyor" savunması Avliye yöntemini savunmak için en çok öne sürülen argümanlardan biri, varislere düşen payların arasındaki orantıların aynı kaldığı gerçeğidir. Bu argüman tek başına ele alındığında doğru, fakat meselenin özüyle alâkasız. Yukardaki Örnek 2'ye getirilen sünni "çözüm"e tekrar bakalım:
- Kuran'a göre: anne 2/6 koca 3/6 kız kardeş 3/6 Avliye yöntemine göre: anne 2/8 koca 3/8 kız kardeş 3/8 Her iki durumda da ölenin kocasıyla kız kardeşi eşit paylar aldı ve ölenin annesi bu payın üçte ikisini aldı. Çünkü 2/6 hissesi 3/6 hissesinin üçte ikisi ediyor. Aynı şekilde 2/8 hissesi de 3/8 hissesinin üçte ikisini teşkil ediyor. Yani avliye yöntemiyle, ayetlerde belirtilen hisselerin arasındaki orantılar aynı kalmış oldu.
- Fakat konu bu değil ki! Ayette varislerin arasındaki orantılardan bahsedilmiyor. Açık bir şekilde toplam varlığın kaçta kaçı verileceği emrediliyor. Kuran'da anneye malın üçte biri (1/3 = 2/6), koca ve kız kardeşe de (her birine) malın yarısı (1/2= 3/6) verilir deniliyor. Fakat alimler, bunun üstünü çiziyor ve anneye 2/8, koca ve kız kardeşe de (her birine) 3/8 veriyor. Çünkü Kuran'daki hükmü uygulamak mümkün değil, matematiksel olarak imkânsız! Bu yüzden Kuran'daki hükmün üstü çiziliyor ve ona "en yakın" uygulanabilir bir hüküm getiriliyor.
- İkinci bir soru: Peygamberin reddiye uyguladığını gösteren hadisler var ve Ömer bunu kıyas yaparak meşru kıldı, o zaman bana reddiyenin uygulanmasını gösteren hadisleri atar mısın?
- Cevaplar mısınız lütfen?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur'an-ı Kerim’de, mirasçıların payları yalnız veya başkaları ile birlikte bulunmalarına göre belirlenmiştir. Değişik mirasçıların bir arada bulunmaları ile ilgili örneklemeler yapılmamış, detaya inilmemiştir.

Bu nedenle, mirasçıların yakınlıkları ve sayılarına göre bazen payda ile pay eşit olmakta, bazen bu eşitlik bozulmaktadır. Paydanın paydan az olması durumunda, her mirasçının kendi hissesi oranında indirim yapılmaktadır. Payın az olması halinde arta kalanın, eşler dışında mirasçıların hissesi oranında arttırılarak denklik sağlanmaktadır. Birinciye “avliye”, ikinciye “reddiye” denilmektedir.

Feraiz ilmi; Kur'an, hadisler ve kısmen de içtihada dayanmaktadır. İslam dininin kaynağı sadece Kur'an değil, aynı zamanda -ona aykırı olmayan, onun maksadını ve delaletini esas alan- sünnet ve içtihaddır. Kur'an’da temel prensipleriyle yer alan miras konusunu da bu çerçevede düşünmek gerekir.

Kur'an, miras hukukunu ortaya koyarken, ölüye yakınlık sırasına göre belli paylara sahip olanları tespit etmiş, bu payları tespit ederken, onları temel paylaşım hesapları çerçevesinde formüle etmiştir. Pay ve paydaların eşit olmadığı yerlerde Kur'an’ın temel formülleri esas kabul edilir.

Bu esastan çıkarılan hükme göre işlem yapılarak uygulanır. Bu durum, matematiksel olarak bir kesrin genişletilmesi veya sadeleştirilmesi işlemine denk düştüğü için, kesrin değeri, yani ayetteki ana formül değişmemiş olur. Bu bir hata değil, ince bir matematik hesaptır. Bunlar, doğrudan Kur'an’da olmamakla beraber, yine de kitap-sünnet çerçevesinde yapılan hesaplarla ilgilidir ve varlığı Allah’ın kitabına da ters düşmez.

Kısaca ifade etmek gerekirse; miras hukukundaki avliye ve reddiye meseleleri, Kur'an’daki hesaplama metoduna aykırı değildir. Kur'an’da mirasın paylaşımı konusunda gereken formüller verilmiş, hesabın nasıl ve hangi ölçüler kullanılarak yapılacağı hususu gösterilmiştir. Bu konunun detayları ise Hz. Peygamber (asm)’in ve İslam bilginlerinin açıklamalarına bırakılmıştır. (bk. Mevsıli, el-İhtiyar, 5/802-806; TDV İslam Ansiklopedisi, “Avl” ve “Reddiye” md.)

Dolayısıyla mirasla ilgili hesaplamalar Kur'an’ın belirlemeleri yanında hadislere, sahabe uygulamalarına ve fakihlerin tespitlerine göre yapıldığından, bu konuda sadece bir kaynağı ele alıp matematiksel eksiklikler olduğunu iddia etmek haksızlık olur.

Ayrıca Kur'an-ı Kerim bir matematik veya fizik kitabı değil hidayet kitabıdır. Dolayısıyla Kur'an ayetlerinin kişilerin ideolojik amaçları doğrultusunda kullanılması, ayetlerin saptırılmasından başka bir şey değildir. Bir Müslüman buna böyle inanır. Müslüman olmayan birinin inanıp inanmaması ise kendi sorumluluğudur.

“Allah’ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine -varis olmaya- daha uygundur.” (Enfal, 8/75) ayetinin genel hükmü, Resûl-i Ekrem’in (asm), hastalığı sebebiyle ziyaret ettiği Sa‘d b. Ebu Vakkas’ın, “Ey Allah’ın Elçisi! Benim kızımdan başka mirasçım yok.” (Buhari, Ferâiz, 6; Müslim, Vasiyyet, 5-8) demesini hatalı görmemesi ve “Ey Allah’ın Resulü! Anneme bir cariye hediye etmiştim, annem vefat etti ve cariyeyi miras bıraktı.” diyen bir kadına, “Sen sevabını aldın. Cariyeyi de Allah, miras yoluyla sana geri gönderdi.” (Müslim, Sıyâm, 157; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 12) cevabını vermesi red usulünün delilleri arasında sayılmıştır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Reddiye yapmak alimlerin yapması gereken görevlerden midir ...
Avl ve reddiyede miras payları değişiyorsa, Allah'ın koyduğu sınır ...
Miras paylaşımında eksik veya fazla çıkması: Avl (avliye) ve reddiyye ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun