Peygamberimiz (asv)'in ümmetinden bazı kimselerin, dinden döndükleri için kevser havuzundan kovulacakları bildiriliyor. Bunların Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) olduğunu iddia edenlere ne dersiniz?

Tarih: 04.02.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuda değişik kaynaklarda değişik hadis rivayetleri vardır. Misal olarak iki tanesini aşağıya almış bulunuyoruz:

Ebû Hureyre anlatıyor; Resulüllah (a.s.m) şöyle buyurdu: 

"Kıyamet gününde ashabımdan bir cemaat yanıma gelmek isteyecek, fakat havuzumdan uzak tutulacaklar. 'Ey Rabbim! Bunlar benim ashabım!' diyeceğim. Şöyle buyuracak: 'Onların senden sonra (dinde) neler icat ettiklerini bilmiyorsun. Onlar gerisin geri dinden döndüler."(Buharî, Rikak,53; Müslim, Fezail, 27)

Diğer bir rivayete göre, Resulüllah (a.s.m) şöyle buyurdu:

"Kıyamet gününde havuz başında sizden yanıma gelenleri bekleyeceğim. Ancak bazı kimseler bana gelmekten alıkonulacaktır.” Ben; “Ey Rabbim! Bunlar bendendir, benim ümmetimdendir.” diyeceğim. (o zaman melekler tarafından)  “Onların senden sonra  neler yaptıklarını biliyor musun? Vallahi onlar gerisin geriye (eski küfürlerine) döndüler” denilecektir."(Buharî, Rikak,53; Müslim, Fezail,28).

1) Bu hadislerde ifade edilen “dinden dönme” hadisesinde en son akla gelecek olanlar Hz. Ebubekir (ra) ile Hz. Ömer (ra)’dir. Çünkü, Resulullah (asv)’ın vefatından sonra “dinden dönen” topluluklara karşı ilk savaşı başlatan Hz. Ebubekir (ra)’dir ve onun en büyük destekçisi de Hz. Ömer (ra)’dir.

Hz. Peygamber (a.s.m) tarafından cennetle müjdelenenlerin başında bu iki zat gelir. Resulullah (asv)’ın bu müjdesini yalan çıkaracak bir olayın vuku bulması mümkün mü? Allah’a ve Peygamber (a.s.m)’e iman eden bir kimsenin böyle bir düşünceye sapması mantıkla izah edilemez.

Acaba bir kimse kalkıp da;  “dinden dönenler” ifadesini (Şiaların, sahabeler arasında tek kurtulmuş kimseler olarak gösterdiği) Hz. Ali, Hz. Selman, Hz. Ammar ve Hz. Mikdad (Radıyallahu anhum ecmain) hakkında -haşa- geçerli olduğunu söylese, bunu doğru kabul edebilir miyiz? Böyle bir iddia mesnetsiz olacağı gibi, İmamiyye’nin -sorudaki- iddiası da bu kadar mesnetsizdir.

2) Hadislerin bazı rivayetlerinde “dinden dönenler” için “ashabım/ sahabelerim” ifadesi kullanılırken bazı rivayetlerde “ümmetimden olanlar/bazı kimseler/bazı insanlar”  ifadesi kullanılmıştır. Bu husus açıkça gösteriyor ki, hadiste söz konusu edilen “sahabeler”den maksat geniş anlamıyla Hz. Peygamber (a.s.m)’in hayatında iman eden bütün insanlardır. Resulullah (asv)’ın vefatından sonra dinden dönenler bu topluluklar arasında bulunanlardır. O dönemdeki dinden dönme hareketinin “İrtidat” hareketi olarak adlandırılması da, söz konusu hadislerde ifade buyurulan kimselerin de bunlar olduğunu göstermektedir. Efendimiz (a.s.m)'in bazı rivayetlerde geçtiği üzere, kullandığı “ashabım” ifadesi, bu konuda arkadaşlarını uyarmayı ve dikkatli olmayı hedefleyen bir irşat üslubudur.

Nitekim Hattabi: “Ashabı kiram içinden dinden dönen yoktur. İrtidad edenler çöl Araplarıdır.” demiştir. Bazı alimler de: “Bunlar mümin olarak ölen ve büyük günah sahipleri ile bidatları küfür derecesine ulaşmayan ehli bidattır.” demiştir.

Hülasa, Kur’an’da Allah tarafından övgüyle anılan (Fetih, 48/29), Rıdvan ağacının altında Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat eden -başta Hz. Ebubekir,  Hz. Ömer ve Hz. Ali (Radıyallahu anhum ecmain) olmak üzere, 1500 kişiden fazla olan sahabilerden Allah’ın razı olduğu ifade edilen (Fetih, 48/18), içinde Hz. Ebubekir (ra) ve  Hz. Ömer (ra)’in de bulunduğu ilk mühacir ve ensardan olan kimselerden Allah’ın razı olduğu ve onlara cennet vadettiği bildirilen (Tevbe, 9/100) ve daha bir çok ayette Allah tarafından yüceltilmiş bulunan sahabeleri mürted olmakla suçlamak, hem Kur’an’a, hem Hz. Peygamber (a.s.m)’e hem de Allah’a büyük bir iftiradır ve bu düşünceden tövbe edip dönmeyenlerin sonu hüsrandır.

Konuyla ilgili şu hadis de bunların, Peygamberimiz (a.s.m.)'in ümmetinden olmakla beraber kendinden sonra gelecek bazı günahkar müminler olduğunu açıkça ifade etmektedir: 

Ebu Hüreyre (ra) rivayet ediyor: Resulüllah (a.s.m.) kabristana gelerek: “Selâm size ey mü'minler diyarı! İnşaallah biz de size katılacağız, din kardeşlerimizi görmüş olmayı çok arzu ederdim.” buyurdu. Sahabiler :

“Biz senin din kardeşlerin değil miyiz Ya Resulüllah?” deyince, Resulüllah (a.s.m):

“Siz benim ashabımsınız, kardeşlerimiz ise henüz gelmeyenlerdir.” buyurmuşlar. Bunun üzerine sahabiler:

“Ümmetinden henüz (dünyaya) gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın Ya Resulüllah?” deyince, Resulüllah  (a.s.m.):

“Ne dersin, bir adamın yağız ve doru at sürüsü içinde sakar ve sekir bîr takım atları olsa, o adam atlarını tanımaz mı?” buyurdu. Sahabiler de :

“Hay hay, elbette tanır Ya Resulüllah”  diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.):

“İşte onlar da abdestten dolayı böyle sakar ve sekir gelecekler. Ben havuza onlardan önce varacağım. Dikkat edin ki, bir takım adamlar benim havuzumun başından kayıp develerin kovulduğu gibi kovulacaklar. Ben onlara: Hey, beri gelin! diye nida edeceğim. Bunun üzerine bana onlar senden sonra hakikaten dinde bidatler yaptılar, denilecek, ben de '(öyleyse) uzak olsunlar! Uzak olsunlar!' diyeceğim.”  buyurdu. (Müslim, Taharet, 38-39)

Ayrıca hadiste geçenlerin cehenneme gidecekleri kesin değildir. Günahları kusurları sebebiyle Havzın yanından kovulmuş olsalar da, Allah'ın rahmetine mahzar olarak cennete girmeleri de muhtemeldir.

İbnu Abdilberr: “Havuzdan kovulacak olanların, Hariciler, Rafıziler ve diğer ehli bida ile dinde bidat çıkaranlar, zulümde ileri gidenler, haksız yere mal yiyenler, büyük günahları açıkça işleyenlerdir” der. (bk. İbrahim Canan Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 134/516)

Bunların havza kadar yaklaşmalarının, kıldıkları namazların tesiriyle, abdest uzuvları ve alınlarında meydana gelen nur ve parlaklık sayesinde olduğu belirtilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun