Nisa suresi 102. ayette "yağmur sıkıntı verirse" derken ne anlatılmak isteniyor?

Soru Detayı

- Yağmur ve hastalık zikredilmiş, ama başka türlü daha zorlayıcı istisnalar olamaz mı?

- Yağmurun ne gibi bir zorluğu olabilir ki?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Burada, özellikle silahları taşıma durumunda meydana gelen zorluklara dikkat çekilmiştir. Örneğin, yağmur yağdığı zaman silahlar ıslanır ve bunun sonucunda paslanıp siyahlaşır ve keskinlikleri törpülenir yahut yağmurdan dolayı ıslak olup ağırlaşır ve taşınması zorlaşır.

Demek ki yağmurun -dışarıda olmak zorunda olan askerlerin- silahlarına vereceği zarardan ötürü ona dikkat çekilmiştir.

Keza, burada zikredilen hastalık genel olarak insanların başına her zaman gelebilen bir durumdur. Hasta olan kimsenin silahı taşıması zorlaşabilir. Kur’an’da buna dikkat çekilmiş ve hasta olan askerlerin silahlarını bırakmalarına ruhsat tanınmıştır. Ancak bu ruhsat verildikten sonra bir kez daha düşmana karşı “dikkatli olmaları” konusunda uyarılmışlardır. (bk. Razî, ilgili ayetin tefsiri)

- Ayette özellikle hastalık ve yağmur gibi iki hususun zikredilmesi, genel olarak bu iki hususun söz konusu olduğu içindir. İşin esprisi, silahların zarar görmesi veya askerlerin silahı taşımaya mecalinin kalmaması durumudur. Dolayısıyla, bu türlü zararların sebebi ne olursa olsun bu ruhsat geçerlidir.

İslam alimlerine göre, bu ayetin “düşmana karşı koruma tedbirini alma”ya dair hükmü, genel olarak hasta olan kimselerin tedavi olmaları ve ilaç kullanmalarının vacip olduğuna, veba hastalığı gibi bulaşıcı hastalıkların bulunduğu yere girmenin, yıkılmaya yüz tutmuş bir duvarın altında oturmanın caiz olmadığına delalet etmektedir. (bk. Razî, a.y.)

- Bununla beraber, bu ayetin nüzul sebebi yağmur ve hastalık olduğu için, öncelikle ortada olan vakaya uygun olarak bu iki husus zikredilmiştir.

Rivayet edildiğine göre, bu ayet “Batn-ı Nahle” denilen yerde nazil olmuştur.

O gün çok yağmurlu bir gündü. Müslümanlar düşmanları olan müşrikleri yenmiş ve epey ganimet toplamışlardı. Bu arada Hz. Peygamber (asm) silahını bırakıp tuvalet ihtiyacını gidermeye gitti. Düşmanlardan Gavres b. Haris adındaki cesur bir adam Hz. Peygamberin tek başına olduğunu görünce kılıcını alıp onun yanına koştu ve “Senin benden kim kurtaracak?” dedi. Hz. Peygamber “Beni Allah kurtaracak.” dedi. Ve “Allah’ım! Sen Gavres’in hakkından gel!” diye dua etti. Bunun üzerine Gavres kılıcını kaldırırken (Göğsünden aldığı gaybi bir darbe ile) yüz üstü yere düştü. Elinden düşen kılıcını bu sefer Hz. Peygamber (asm) alır ve o da “Söyle bakalım şimdi senin kim kurtaracak?” der. Gavres “Hiç kimse...” diye cevap verir.

Peygamberimiz (asm), Gavres’se iman etmesi halinde kılıcını kendisine geri vereceğini söyler, ancak o bunu kabul etmez. Fakat: “Bundan sonra sana karşı hiçbir zaman savaşmam ve seninle savaşan hiç kimseye yardım etmem.” diye taahhütte bulunur. Efendimiz bunun üzerine kılıcını geri verir...

Hz. Peygamber (asm)'in bu yağmurlu günde silahını bırakmasının caiz olduğunu bildiren bu ayet nazil oldu. Ayrıca, Abdurrahman b. Avf orada yaralanmış olduğundan hasta olmuştu. Ayette onun da bu sebepten ötürü silahını bırakabileceğine dair bu ayette ilgili hüküm yer almıştır. (bk. Kurtubî, ilgili ayetin  tefsiri)

Özetle, savaş halindeyken namaz esnasında silâhların bir tarafa bırakılmaması esas ve ihtiyata daha uygun bulunmakla beraber, bunda da zorluk bulunursa -gerekli tedbirler alınarak- silâhlar bir tarafa bırakılabilecektir.

Benzeri âyet ve hadislerden açıkça anlaşılmaktadır ki, müminin asıl işi, hayatının amacı Allah'a kulluktur, itaat ve ibadettir: Ancak dinde ve ibadette güçlük yoktur, Allah'ın muradı kullarına eziyet etmek değildir; nerede eziyet varsa orada ilâhî rahmetin eseri olan ruhsatlar, kolaylıklar devreye girmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR