Kur'an'a elif harfi eklenip çıkarıldığı iddiası doğru mudur?

Soru Detayı

- Kur'an-ı Kerim'e elif harfi eklenip çıkarıldığı söyleniyor. Besmeleye de elif harfi eklenmiş veya çıkarılmış. Bu konuyu açıklar mısınız?
- Son olarak Edip Yüksel'in 19 metodu hakkında görüşleriniz nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an, lafız ve muhtevasıyla vahiydir, yoksa onun yazılım tarzı kesin bir vahiy değildir. Örneğin, Fatiha suresini Arap, Çin, Japon, Latin harfleriyle yazdığımızda da Fatiha yine Fatiha’dır. Bu yazılardaki değişik şekiller, Fatiha’nın değiştirildiği manasına gelmez. Şayet yazılım tarzlarında hata varsa, bu hata yazıya ve yazı yazanlara aittir.

- Bununla beraber, Kur’an’ın Hz. Osman döneminde yazılan hattına “Hatt-ı Osmanî” denir. Kur’an’ın bu hatla yazılmasının bir vahiy sonucu olup olmadığı hususunda alimler arasında farklı görüşler vardır;

1) İmam Malik, İmam Ahmed b. Hanbel, Beyhaki gibi bazı alimlere göre, Hz. Osman döneminde sahabe tarafından yazılan Kur’an hattı, tevkifidir / bizzat Resulullah’ın vahiy katiplerine dikte ettiği hattır. Hatta bu görüşün alimlerin cumhuruna ait olduğu da belirtilmiştir. Bunun için Mushafların yazılımında bu hattı kullanmak gerekir. (bk. Suyutî, İtkan, 2/212-213; Zerkani, Menahilu’l-İrfan, 1/377)

a) Bu alimlerin görüşüne göre, konuyu şöyle değerlendirmek mümkündür: Kur’an-ı Kerim'in herhangi bir suresi veya bir ayeti vahiy olarak indiğinde Hz. Peygamber (asm) onu katiplerine yazdırırdı. Hz. Peygamber (asm) okuma-yazma bilmiyordu. Ancak, Hz. Cebrail’in kendisine bildirmesiyle o da katiplerine hususi bir yazılım kuralı ile Kur’an’ı yazdırırdı. Hz. Osman döneminde yazılan yedi adet Mushafın yazılım şekli de Hz. Peygamber (asm)'in yazdırdığı tarzdır. Hz. Peygamber (asm9 gerçi yazıyı bilmiyordu, fakat Cebrail vasıtasıyla kelimelerin yazılışlarını tarif edebiliyordu.

b) Çağdaş alimlerin görüşü de şu merkezdedir: Hz. Osman döneminde yazılan Mushafların yazılım şekli (şayet vahiy ile değilse bile) sahabenin ve tabiinin icmaiyle sabittir. Bu sebeple, resmi Kur’an hattı dışında bir yazılım tarzıyla Kur’an’ı yazman caiz değildir. (Fetava’l-Lecneti’d-daime, rakam:16709)

c) Şu bir gerçektir ki, şayet Hz. Peygamber (asm) bu yazıyı bizzat dikte etmemiş olsa bile, yazılanları olduğu gibi kabul etmiştir. Bu da bir nevi vahiyle / takrir-i sünnetle sübutu manasına gelir. Kaldı ki, normal yazılım tarzından farklı olarak, bazı kelimelerden bazı harfleri eksiltmek veya bazı kelimelere fazlalık eklemek, Hz. Peygamber (asm)'den izin almadan kâtiplerin kendini başlarına yapmaları aklen mümkün görünmemektedir. Bu sebeple, bu yazılımın tevkifiliğinde (Hz. Peygamberin sözlü, fiili veya takriri sünnetiyle sabit olduğunda) tereddüt etmemek gerekir.

Nitekim Abdulaziz ed-Debbağ da Kur’an’ın bu resmi hattının da vahiy ile tespit edilip sırlarla dolu bir mucize olduğunu, insanların -vahiy rehberliği olmaksızın- tek başına bu sırlara akıl erdirmelerinin mümkün olmadığını belirtmiştir. (bk. Zerkani, Menahil, 1/382-385; Subhi Salih, Mebahis, s.276)

d) İbn Faris gibi bazı alimlere göre, Kur’an’ın ilk inen Alak suresinde yer alan:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku, İnsanı (rahim cidarına) yapışan bir hücreden yaratan (Rabbinin adıyla) Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretendir.” (Alak, 96/1-5)

mealindeki ayetlerin ifadeleri ile ikinci sırada inen Kalem suresinin

“Nûn. Kalem ve kalem sahiplerinin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için; Rabbinin lütfuyla, sen deli değilsin.” (Kalem, 68/1-2)

mealindeki ayetlerin ifadeleri, Kur’an’ın (Osman hattı denilen) yazılımının vahiy ile tespit edildiğini göstermektedir. (bk. İtkan, a.y)

2) İbn Haldun ve Bakıllani gibi diğer bazı alimlere göre, Hz. Osman devrinde yazılan Mushafların yazılım tarzı, vahiy ile tespit edilmeyip, sahabeler tarafından ön görülmüştür. Bugünkü insanlar, özellikle Arap olmayan insanlar için o hattı okumak zordur; bu sebeple o resmi hat korunmakla beraber, Mushafların bildiğimiz hatla yazılmasında bir sakınca yoktur. (Zerkani, Menahil, 380-381)

- Böyle de olsa, sahabelerin icmaı bu yazılım tarzının tevkifi olduğunu önemli bir delilidir. Çünkü, Hz. Peygamber (asm)’in

“...İleride ihtilaflar gördüğünüzde, mutlaka benim sünnetime ve benden sonra gelen raşit halifelerin sünnetine uyunuz.” (Tirmizi, Ebu Davud, İbn Hanbel/bk. Kenzu’l-Ummal, h. no:874)

manasına gelen emirleri, Kur’an’ın yazılım tarzının nebevi rızanın ve bir nevi takriri sünnetin bir tezahürü olduğunu göstermektedir.

3) Bu yazılım tarzında -manaya herhangi bir etkisi olmayan- özellikle “illet harfleri / med harfleri” denilen “Elif-Vav-Ya” gibi bazı harfler (normal yazılımlarda olduğu halde) Kur’an’da yazılmamıştır. Örneğin: “Bismillah” kelimesinde Elif yazılmamıştır. Aslı “Bi İsmillah” iken “İsm”in başındaki elif yazılmamıştır. Yine “Rahman” kelimesinde “Mim”i çeken elif yazılmamıştır.

Buna mukabil, bazı kelimelerde -normal yazılımlarda olmayan- bazı harfler fazladan yazılmıştır. Örneğin, “Salat”, “zekât”, “Riba” kelimelerinde bir “vav” harfi fazladan yazılmıştır.

- Abdulaziz Debbağ hazretlerinin de belirttiği gibi, Kur’an’ın asıl hattı çok sırlıdır. (bk. Zerkani, Menahil, 1/382-385; Subhi Salih, Mebahis, s.276)

- Bu konuda -tevafuk çerçevesinde- sayısal i’caza dair bir iki misal vermekte fayda vardır:

a) Besmelenin yazılımında kullanılmayan “Bismillah” ile “Rahman” kelimelerindeki elifler yazılmamış ve böylece Besmelenin harfleri 19 olarak tespit edilmiştir.

Besmele, Allah’ın vahid/bir olduğunun bir mührüdür. Vahid isminin ebced değeri 19’dur. Demek ki, Vahid isminin bir mührü hükmünde olan Besmelenin harf sayısını o ismin ebced değeri olan 19’a uygun olsun diye bu iki elif yazılmamıştır.

Besmelenin içinde yer aldığı Neml suresinin 30. ayeti, Mukattat / başında şifreli harfler bulunan sureler sistemine göre, 1719. sıradadır. Yani 1700 ayetten sonra 19 harfine uygun olarak 19. ayete yerleştirilmiştir.

b) “Salat” kelimesinin VAV ile yazılması, ebced değeri itibariyle  büyük bir gaybi sır taşımaktadır. Çünkü, bu vavla beraber “Salat” kelimesinin ebced değeri 527 olup 31x17’dir. Beş vakit farz namazların rekat sayısı da 17’dir. Beş vakit namaza uygun olarak “Salat” kelimesinin geçtiği beş ayet numarası 17 ve katlarıdır: Bakara: 153(9x17), 238(14x17); Nisa: 102(6x17); A'raf: 170(10x17); Lokman: (1x17). Beşinci ayet ise, tertip sırası 31 olan Lokman suresinin 17. ayetidir. (31X17 = Salat)

- Edip Yüksel ve 19 sayısına gelince;

19 sayısı Kur’an’da gerçekten çok harika bir düzen ve dizaynı göstermektedir. Fakat Kur’an her konuda, her yönden 19 sayısına uymak zorunda değildir. Hele bir tevafuk yok diye, ayeti inkâr etmek bir cinnettir.

- Şunu unutmamak gerekir ki, bir Rafizi bir hadise yanlış mana verse, bize düşen hadisi inkâr değil, onun doğru manasını ortaya koyarak hadisin şerefini korumaktır.

Bunun gibi, Edip Yüksel ve benzerlerinin yanlışlarını göz önünde bulundurarak, Kur’an’da beşer üstü olduğunun delillerinden biri sayılan 19 sayısıyla ilgili tevafukları tamamen reddedenlerin isabetli davrandıklarını söylemek mümkün değildir.

- Örneğin, bütün Kur’an’da yalnız iki surenin başında şifreli “Kaf” harfi bulunmaktadır. Bu harf aynı zamanda Kur’an kelimesinin ilk harfidir. Bu surelerden biri Şura suresi, diğeri ise Kaf suresidir. Bu her iki surede de 57’şer kaf bulunmaktadır. 57+57 =  114’tür. Kur’an surelerinin sayısı da 114’tür. Ve bu iki surede yer alan 114. kaf harfi, Kur’an kelimesinin başında yer almaktadır.

114 sayısı, aynı zamanda 6x19’dur.

İlginçtir, bu iki surede 19’un katı olan bir sayıda yer alan “Kaf” harfi, EBCD (H-V-Z, H-T-Î, K-L-M-N, S-Ayın-F-Sad; Kaf..) harflerinin bulunduğu listede de tam 19. sırada yer almaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR