YARATILIŞ GÖRÜŞÜNE GÖRE "İNSANIN SINIFLANDIRILMASI" NASIL OLMALIDIR?

Prof. Dr. Avni ÖZTÜRK
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Emekli-Van.
avniozturk49@gmail.com  

     Canlıların sınıflandırılmasında dikkate alınan özellik ve kriterlere göre çok değişik şekillerde olabilir. Canlıların sınıflandırılması (sistematik) sürekli değişen ve gelişen bir bilim dalıdır. Bu durum çok tabii, mantığa ve bilime uygun olan bir gerekliliktir. Yaklaşık 100 yıl önce canlılar hayvanlar ve bitkiler âlemi olarak ikiye ayrılmaktaydı. Bu konuda temel kriter klorofilin varlığı ve yokluğu olmuştur. Halen günümüzde de bu temel ölçü bitki ve hayvanların ayrılmasında önemli olup bu kriteri korunmaktadır. Doku ve hücrelerin biyokimyevî ve morfolojik yapıları bakımından insanlarınkiler hayvanlara bitkilerden daha yakın özellikler göstermektedir. Bir de yüksek yapılı veya omurgalı hayvanlardaki omurganın varlığı, insanlara yakınlık arz ettiği için de insanlar da omurgalı hayvanlar sınıfında ve dolayısı ile de hayvanlar âleminde gösterilmektedir.

     İnsanın yapı özellikleri daha çok hayvanlara benzerlik gösterse de, insanları hayvanlardan ayıran çok önemli karakteristik özellikler vardır. Bunların başında ruha takılı olan; zihin, irade, his ve latifeler gelir. Bu özelliklerden; zihin Marifetullah, yani Allah’ı bilmek için verilmiştir. İrade, ibadetullah, yani Allah’ın emir ve yasaklarına göre hareket etmek için verilmiştir. His, Muhabetullah, yani Allah’ı sevmek için verilmiştir.  Latifeler ise, müşahadetullah, yani canlı, cansız yaratılan her şeyin Allah’a şahitlik ettiğini görmek için verilmiştir.

      Ruhun sahip olduğu bu özellikleri sebebiyle, insanın diğer canlılardan çok daha farklı ve üstün kabiliyetleri ve sorumlulukları vardır. Diğer canlılardan ve morfolojik yakınlığı olduğu bilinen hayvanlardan da bu yönleriyle ayrılmaktadır.

     İşte akıl özelliği sayesinde insan diğer canlı ve hayvanlardan farklı olarak olay ve nesneleri inceleyerek duyularıyla da algılama yaparak, bunların analiz ve sentezlemelerini yapıp yorumlayarak belirli bilimsel ve mantıklı sonuçlara ulaşabilmektedir. Böylece insanoğlu akıl varlığı ve aklın görevleri sayesinde ilim, bilim, kültür, medeniyet ve inanç sahibi olabilmektedir.

     Hâlbuki bu kabiliyete sahip olmayan diğer canlılar bunları yapamamaktadırlar. Her ne kadar bir kısım hayvanlarda zekâ yeteneği varsa da bunların seviyeleri insan zekâsı seviyesinde değildir.

     Sınıflandırmada dikkate alınan bazı kriterlere göre canlılar 5 âleme ayrılmıştır[1].

     Ancak burada eksik olan bir şey, insanın farklı özelliği olan ve yukarıda kısaca açıklanmaya çalışılan özelliklerinin varlığı ve onun görevleri sonucu teşekkül eden çok önemli değerlerin dikkate alınmamasıdır. Böylece sınıflama eksik olmakta ve insan denilen ayrıcalıklı ve üstün özelliklere sahip olarak yaratılmış ve sorumlu tutulmuş olan canlı türü de hayvanlar seviyesinde ele alınarak hem ona haksızlık yapılmakta, hem de sınıflama görevi eksik ve yanlış olmaktadır. İşte bu yüzden son on yıllarda 5 âleme ayrılmış bulunan canlıların 6 âleme ayrılmasının daha doğru, daha isabetli ve bilimsel olacağını yukarıdaki sebeplerle savunmaktayım. Bu sınıflamanın bilime, akla ve mantığa da daha uygun olduğu aşikârdır. Sadece bir omurganın varlığı dikkate alınarak insanların hayvanlar âlemine sokulması akla, mantığa ve bilime uygun olmamaktadır. Onun için canlıları aşağıdaki şekilde olduğu gibi altı (6) âleme ayırabiliriz:

1.  Monera âlemi
2. Protista âlemi
3. Mantarlar (Fungi) âlemi
4. Bitkiler âlemi
5. Hayvanlar âlemi 
6. İnsanlar âlemi

     Hatta başka bazı kriterler dikkate alınarak ileride Likenler grubu da belki bitkiler âleminden ayrılıp bir başka âlem olarak sınıflandırılabilir. Bunun da önü açık olmalıdır. Çünkü gelişen ve değişen bilim ve teknoloji ile ele alınan sınıflama kriterlerine göre bu tarz sınıflamaların yapılması tabii karşılanmalıdır.

     Yüce Yaratıcımız hayvanların da fıtratlarına çok harikulade özellik ve güzellikler yerleştirmiştir. Onların gen yapılarında da pek çok kabiliyetler vardır. Ancak insanların yukarıda özetlemeye çalıştığım kabiliyet kapasiteleri ve görevleri sebebiyle, yine de hayvanlar insanlarla yarışamazlar. Her ne kadar insanlar vücutlarındaki doku ve hücreler bakımından bitkilere nazaran hayvanlara daha yakın olsalar da, dikkat ve hassasiyetle düşünüldüğünde insanlarla hayvanların çok önemli derecede morfolojik, sitolojik, psikolojik, sosyolojik, bilimsel, kültürel ve ahlaki birçok farkları mevcuttur. Hayvanların, aklı, inancı, ilmi, uygarlığı, ahlaki değerleri yok sayılabilir. Bunları sağlayacak kabiliyetler sahip kılınmamış ve sorumlu tutulmamıştır. İnsanlar Âlem’i dışında kalan diğer canlı âlemlerinde bu kabiliyet ve özellikler yoktur.

     Aklın görevleri sayesinde meydana gelen bilim, ahlak, inanç, teknoloji ve medeniyet gibi değerler insan için vardır. Yine bu bakımdan da insanlar hayvanlar âleminden ayrı bir âlem olarak sınıflandırılmalıdır.

     Günümüz insanın bilimsel adlandırması “ Homo sapiens” dir. Geçmişte de bazı insan türlerinin yaşadığı iddiası vardır. Hominid olarak adlandırılan bu fosillerin maymunlara ait olduğu belirtilmektedir. Mesela Homo erectus ve Australopihtecus grubu türleri gibi[2].

     Tartışma ve Sonuç

     Omurganın varlığı gibi bazı morfolojik özellikleri ön plana çıkaran ve insanın diğer özelliklerini önemsemeden yapılan sınıflamalar yanlış sonuç doğurmakta ve eşrefi mahlûkat olarak yaratılmış ve sorumlu tutulmuş olan insanoğlunu hayvanlar âleminde göstermektedir. İnsanın hayvanlar âlemi içinde yer alması bu yüzden bilime de hakkaniyete de aykırı olmaktadır. Bu sebeplerle canlıların 5 değil 6 âleme ayrılmasının gerekliliği bilimsel ve mantıklı delillerle açıklanmaya çalışılmaktadır. İnsanoğlu imanı, inancı, ahlaki değerleri, edebi, fikri, zikri, ibadetleri gibi güzel amelleri, ibadethaneler ve güzel mimari eserleri, ilim ve bilimi yaparak yücelmekte ve hayvanlar âleminden ayrılmaktadır.

     İnsana en yakın morfolojik benzerliği olan maymunların morfolojik ve fizyonomik bakımdan insana bazı benzerlikleri vardır.  Ama insan akıllı varlık olarak yaratılmıştır. Yüce yaratıcımız tarafından insan yaptıklarından sorumlu tutulmuştur.

     Şimdilik bu çalışmamızda canlılar âlemlerine bir âlem olarak “insanlar âlemi” ni eklemekteyiz. İleride belki “Likenler Âlemi” ve başka âlemler de eklenebilir.


[1] Öztürk, A. vd. , 1992. “Sporlu ( Tohumsuz) Bitkiler”. Ders kitabı, YYÜ Ziraat Fakültesi Basım Tesisleri, Van.
[2] Tatlı, A., 2014.  “Evrim ve Yaratılış”. Ders kitabı, 4.baskı, Isparta.

Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun