Hastalıklar bulaşır mı? Peygamber Efendimiz (asv), develeri uyuz hastalığına tutulan birisine, hastalıkların bulaşıcı olmadığını söylemiş midir?

Tarih: 31.07.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebu Hureyre anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m): “Adva (hastalık bulaşması), safer (aç yılan saldırması), Hame (uğursuz kuş veya intikamını almamış ruhun kötülük yapması) diye bir şey yoktur.” buyurdu. Orada bulunan bir Arabî (bedevî): “Peki Ya Resulellah!  Kumluklarda  geyikler gibi -sapa sağlam- duran, sonra bir uyuz devenin içlerine sokulmakla uyuz olan develer için ne dersiniz?” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m): “Peki bu uyuz, ilk deveye nereden bulaştı?" diye buyurdu.  (Müslim, Selam, 101)

Diğer bir rivayette Abdullah b. Abbas anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m): “Bulaşıcılık / hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” buyurdu. Arâbî (bedevî, köylü bir adam): “Ya Resulellah! Biz uyuz olmuş bir keçiyi davarların arasına koyduğumuzda onların hepsi uyuz oluyor.” deyince, Peygamberimiz (a.s.m) “Ya Arâbî!  Peki o ilk hayvanı kim uyuz etmişti?” diye buyurdu.(bk. Mecmau’z-zevaid, 5/102).

Bir rivayette “Hastalığın bulaşması… diye bir şey yoktur.” cümlesinden sonra “Cüzamlı olan hastalardan -aslandan kaçar gibi- kaçın” ifadesine yer verilmiştir.(bk. Buharî, Tıp, 19). Yine  Efendimiz (a.s.m): “Hasta olan kimse, sağlam olan kimsenin yanına gitmesin.”, “Bir yerde Taunun / vebanın olduğunu duyan kimse oraya gitmesin.” diye buyurmuştur. (Nevevî, İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi). Bu ifadeler ise, bulaşıcı hastalığın varlığına işaret etmektedir.

Bu konuda farklı hadis rivayetlerini belirttikten sonra, şimdi soruda yer alan hadisin açıklamasına geçebiliriz:

Açıklama:

- Öyle anlaşılıyor ki, Peygamberimiz (a.s.m) bu gibi ifadelerle, sebepler perdesine değil, hakikî tevhit inancına dikkat çekmiştir. Özellikle, cahiliye döneminden kalma şirk tortularını tamamen kalplerden söküp atmak için, dikkatleri sebeplerden alıkoyup, sebeplerin yaratıcısına çevirmeye büyük önem atfetmiştir. Hadiste “Ya ilk hayvanı kim uyuz etmişti?” ifadesi, bu inanca yapılan açık bir vurgudur. Bu perspektiften baktığımızda hadisi şöyle anlayabiliriz:

- Bulaşıcı olmayan hastalıklar gibi bulaşıcı olan hastalıklar da, Allah’ın emir ve iradesi dışında hareket etmezler. Ortada hiçbir bulaşıcı hastalık yokken, hayvanları hasta eden hangi irade, hangi kudret ise, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasından sonra da hayvanları hasta eden aynı irade, aynı kudrettir. Sebepler, yalnız zahiri bir perdedir, asıl iş yapan Allah’ın kudretidir.

- “Hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.”
şeklinde tercüme ettiğimiz “La adva” ifadesini de bu çerçevede anlamak gerekir. Yani, gerçekte hastalık bulaştırmıyor, onun virüsünü diğerine bulaştıran Allah’tır. Çünkü, kâinatta -iğneden ipliğe- var olan her şey ancak Allah’ın iradesi, ilmi ve kudreti dahilinde hareket edebilir. Mikroskobik canlılar da bunun dışında değildir.

Özetlersek, bulaşmanın olmadığını söyleyen hadisler, sebeplere hakiki tesirin verilmesinin yanlışlığına dikkat çekmektedir. Bulaşıcı hastalıklarını varlığına işaret eden hadislerde ise, Allah’ın sebepler dairesinde cereyan eden adeti nazara verilmekte ve gerçek tesirleri olmamakla beraber, Allah’ın kainattaki kanunlarının hikmetini yansıtan bir sistem olarak sebeplere riayet etmek, ilahî hikmete saygı duymak anlamına geleceğine işaret etmektedir.(bk. Nevevî; İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun