Bazı alimler, "Cüzzamlıdan, aslandan kaçar gibi kaçın" hadisini, cüzzamın bulaşıcı olmasına yorumluyorlar. Cüzzamın bulaşıcı olmadığı iddasına ne dersiniz?

Tarih: 01.06.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce hadis rivayetlerine yer verdikten sonra, farklılık arz eden hususları açıklamaya çalışacağız:

“Cüzzamlıdan, aslandan kaçar gibi kaçın.” (bk. Buharî, Tıb, 19).

Amr b. Şerid’in babasından aktardığına göre, Sakif’ten gelen heyet içerisinde cüzzamlı bir adam da vardı. Hz. Peygamber (a.s.m) ona; “Biz senin biatini kabul ettik, siz -evinize- dönün.” şeklinde haber saldı.(Müslim, Selam, 136; Nesaî, Biat, 19).

Peygamber Efendimiz (a.s.m)’in -yukarıda olduğu gibi- “cüzzam gibi bazı hastalıkların bulaşıcı olduğunu” gösteren ifadeleri yanında, “genel olarak hastalığın bulaşıcı olmadığını” belirten ifadeleri de vardır.

Mesela, Ebu Hureyre şunları anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m):

“Adva (hastalık bulaşması), safer (aç kurt/aç yılan saldırması), Hame (uğursuz kuş veya intikamını almamış ruhun kötülük yapması) diye bir şey yoktur.” buyurdu. Orada bulunan bir Arabî (bedvî): “Peki Ya Resulellah!  Kumluklarda  geyikler gibi -sapa sağlam- duran, sonra bir uyuz devenin içlerine sokulmasıyla uyuz olan develer için ne dersiniz?” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m): “Peki, bu uyuz, ilk deveye nereden bulaştı?" diye buyurdu.(Müslim, Selam, 101).

Diğer bir rivayette Abdullah b. Abbas anlatıyor: Peygamberimiz( a.s.m): “Bulaşıcılık / hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” buyurdu. Arâbî (bedevî, köylü bir adam): “Ya Resulellah! Biz, uyuz olmuş bir keçiyi davarların arasına koyduğumuzda, onların hepsi uyuz oluyor.” deyince, Peygamberimiz (a.s.m) “Ya A’râbî!  Peki o ilk hayvanı kim uyuz etmişti?” diye buyurdu.(bk. Mecmau’z-zevaid, 5/102).

Bir rivayette “hastalığın bulaşması… diye bir şey yoktur” cümlesinden sonra “cüzzamlı olan hastalardan -aslandan kaçar gibi- kaçın” ifadesine yer verilmiştir.(bk. Buharî, Tıp, 19).

Yine  Efendimiz (a.s.m): “Hasta olan kimse, sağlam olan kimsenin yanına gitmesin.”, “Bir yerde taunun / vebanın olduğunu duyan kimse oraya gitmesin.” diye buyurmuştur. (bk. Nevevî, İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi). Bu ifadeler ise, bulaşıcı hastalığın varlığına işaret etmektedir.

Yine, Hz. Peygamber (a.s.m)’im cüzzamlı olan bir hastayla birlikte yemek yediğine dair rivayetler vardır.(bk. Nevevî, ilgili hadisin şerhi).

Yine Hz. Aişe (ra)’den gelen rivayete göre, cüzzamlı bir hizmetçileri vardı, evdeki yiyecek ve içecek kaplarını kullanıyordu.(Nevevî, a.g.e).

Hz. Ömer (ra) ve diğer bir kısım sahabe ve tabiin alimleri, “cüzzamlıdan sakınmayı emreden hadisin neshedildiği” kanaatindedirler. Ancak,  alimlerin büyük çoğunluğu bu görüşe katılmamaktadır.(Nevevî, a.g.e).

Görüldüğü gibi,  bu konuda farklı hadis rivayetleri söz konusudur:

Öyle anlaşılıyor ki, Peygamberimiz (a.s.m) bu gibi ifadelerle, sebepler perdesine değil, hakikî tevhit inancına dikkat çekmiştir. Özellikle, cahiliye döneminden kalma şirk tortularını tamamen kalplerden söküp atmak için, dikkatleri sebeplerden alıkoyup, sebeplerin yaratıcısına çevirmeye büyük önem atfetmiştir. Hadiste “Ya ilk hayvanı kim uyuz etmişti?” ifadesi, bu inanca yapılan açık bir vurgudur. Bu perspektiften baktığımızda, çelişkili gibi görünen ilgili hadisleri şöyle anlayabiliriz:

- Bulaşıcı olmayan hastalıklar gibi bulaşıcı olan hastalıklar da, Allah’ın emir ve iradesi dışında hareket etmezler. Ortada hiçbir bulaşıcı hastalık yokken, hayvanları hasta eden hangi irade, hangi kudret ise, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasından sonra da hayvanları hasta eden aynı irade, aynı kudrettir. Sebepler, yalnız zahiri bir perdedir; asıl iş yapan Allah’ın kudretidir.

- “Hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” şeklinde tercüme ettiğimiz “La adva” ifadesini de bu çerçevede anlamak gerekir. Yani, gerçekte hastalık bulaştırmıyor, onun virüsünü diğerine bulaştıran Allah’tır. Çünkü, kâinatta -iğneden ipliğe- var olan her şey ancak Allah’ın iradesi, ilmi ve kudreti dahilinde hareket edebilir. Mikroskopik canlılar da bunun dışında değildir.

- Özetlersek; bulaşmanın olmadığını söyleyen hadisler, sebeplere hakiki tesirin verilmesinin yanlışlığına dikkat çekmektedir. Bulaşıcı hastalıkların varlığına işaret eden hadislerde ise, sebepler dairesinde cereyan eden Allah’ın adeti nazara verilmekte, gerçek tesirleri olmamakla beraber, Allah’ın kainattaki kanunlarının hikmetini yansıtan bir sistem olarak sebeplere riayet etmek, ilahî hikmete saygı duymak anlamına geleceğine işaret etmektedir.(bk. Nevevî; İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR