Birkaç ihtimalli hadisleri nasıl anlamalıyız?

Tarih: 01.10.2013 - 07:08 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Peygamber Efendimiz (asm) üç kız çocuğu yetiştiren kişiyle ilgili bir övgüden söz ediyor. Daha sonra sahabiler iki olur mu, bir olur mu gibi sorular soruyorlar. Bunun gibi birkaç tane daha hadis duydum, konusunu hatırlamıyorum.

- Bu şekilde, mesela Efendimiz (asm) "Şunu yapanlar şöyle mükafatlandırılacaktır.", deyince, sahabilerin "Şu da olur mu Ya Rasulallah?", dedikleri konularla ilgili olan hadisleri yazıp, kısaca yorumlayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadisin bir rivayeti şöyledir:

Hz. Cabir’den nakledildiğine göre, Peygamberimiz:

“Kimin üç kız çocuğu olur da onları kucaklar, merhamet edip bağrına basarsa(bir rivayette: ve onu evlendirirse), onun için elbette cennet vacip olur” diye buyurdu.

“Ya Resulellah! Şayet bunlar iki tane olsa?” denildiğinde ise, “İki tane de olsa (aynı sevabı alır).” diyerek cevap verdi.

Orada bulunan bazı kimseler Efendimizin bu tavrından dolayı, “şayet bir tane olsa” denilseydi, ona da öyle cevap verirdi, şeklinde düşünmeye başladılar.” Ahmed b. Hanbel’in bu rivayeti “hasen”dir. (bk. Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, h. no.13491)

Taberanî’nin rivayetinde ise: “Ya bir tane olursa?” şeklinde de bir soru sorulduğu ve ona da aynı cevabı verdiği belirtilmiştir. (bk. a.g.e, h. no: 13498)

Demek ki, üç kızı olanlar, hadiste geçen şartlara uygun olarak hareket ederlerse, cennete girebilirler. Ayrıca bazı durumlarda iki veya tek kızı olanlar da cennete gidebilir. Bu kapı onlar için de açıktır. Esas olan, sayı değil, şartlara uygun olarak yetiştirmektir. Sayının artması sevabı, mükafatı ve cennetteki makamları daha da artıracaktır.

Bu konudaki hadislerin tamamını yazma imkanımız yoktur. Bununla beraber, numune olarak iki-üç tanesini yazmaya çalışacağız.

a) Ebu’d-Derda anlatıyor:

“Resulullah: ‘Kim Allah’tan başka ilah yoktur; o birdir, onun hiçbir ortağı yoktur, derse cennete girer.' diye buyurdu. Ben:

'Ey Allah’ın Resulü! Zina edip hırsızlık yapsa da mı, dedim.'  O,

'Evet, zina edip hırsızlık yapsa da.' diye cevap verdi. Ben yine:

'Ey Allah’ın Resulü! Zina edip hırsızlık yapsa da mı, dedim.' O, da yine

'Evet, zina edip hırsızlık yapsa da.' diyerek aynı cevabı verdi. Ben (üçüncü kez yine):

'Ey Allah’ın Resulü! Zina edip hırsızlık yapsa da mı,  dedim.'  O,

'Evet, -Ebu’d-Derda’nın burnu yere sürtünse bile- zina edip hırsızlık yapsa da (cennete girer).' şeklinde cevap verdi.

Bunu duyar duymaz insanlara haber vermek için çıktım. Ancak yolda Ömer’le karşılaştım; bana:

'Dön! Eğer insanlar bunu öğrenirlerse, buna güvenirler de (gereken iyi amelleri işlemezler).' dedi. Ben de geri dönüp bunu Resulullah’a anlattım.

'Ömer doğru söylemiştir.' dedi." (bk. Mecmau’z-Zevaid, 1/16)

Burada, imanın önemine vurgu yapılmıştır. İmanla kabre giren kimse günahlarından ötürü cehenneme gitse bile sonunda oradan çıkıp cennete girer. Yoksa, bu hadisten günahkar müminlerin asla cehenneme gitmeyeceklerini anlamak yanlıştır. İbn Hacer’in de belirttiği gibi, imanı olan Müslüman günahkârlardan birçok kimsenin cehenneme gireceğine dair ayet ve sahih hadisler vardır.

Demek bu hadisin anlamı, kelime-i tevhit getiren kimse "asla cehenneme gitmez" demek değil, ebedi orada kalmaz manasınadır. (bk. İbn Hcaer, Fethu’l-Bâri, 3/62)

b) Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: Resulullah şöyle buyurdu:

“İmanınızı tecdid edin / tazeleyin / yenileyin!..” 

“Ya Rasulellah! İmanımızı nasıl tecdit ederiz?” diye soruldu. Bunun üzerine:

“La ilahe illallahı çokça tekrar edin, buyurdu.” (Zevaid,1/52)

Bu hadiste ifade edilen şey sadece sözlü olarak ezberden “La ilahe illallah”ı tekrar etmek değildir. Asıl maksat, bu kelime-i tevhidin manasını öğrenmek ve hakikatini sık sık tekrar etmek gerekir. Yani, hem lafız hem manayı birlikte tahkik edip çokça tekrar etmek gerekir.

c) Hz. Amr b. Anbese anlatıyor:

Bir adam: “Ya Resulellah! İslam nedir?” diye sordu.

“İslam kalben müslüman olmaktır” diye cevap verdi.

Adam: “İman nedir?” diye sorunca,

“İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, öldükten sonra dirilmeye iman etmendir.” buyurdu.

Adam: “Hangi iman (imanın gereği olan hangi amel) daha üstündür?” diye sordu. Resulullah:

“Hicret etmektir.” diye buyurdu. 

Adam: “Hicret nedir?” diye sorunca da

 “Kötülükten hicret etmen / uzaklaşmadır.” diye cevap verdi.

Sonra adam: “Hangi hicret daha faziletlidir?” şeklinde bir soru sorduğunda, Peygamberimiz:

“Cihad etmek.” diye cevap verdi.

Adam: “Peki cihad nedir?” şeklinde bir soru sorunca,

“Kâfirlerle karşılaştığında onlarla savaşmandır.” diye cevap verdi.

Adam: “Peki, hangi cihad daha faziletlidir?” şeklinde bir soru sorduğunda ise, Resulullah:

“Savaş meydanında atının ayakları kesilip de kendisinin kanı dökülen kimsenin cihadı daha faziletlidir.” diye cevap verdi.” (Zevaid, 1/59)

Bu hadiste kapalı bir yönün olduğunu düşünmüyoruz.

Burada “İslam, iman, hicret ve cihad” gibi İslam’ın temel kavramlarının manaları sorulmuş ve kısaca / bir açıdan yapılan açıklamayla cevap verilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun