Fatiha suresinde, ancak senden yardım isteriz, denildiği halde evliyadan yardım istemek şirk olmaz mı?

Soru Detayı

- Şöyle bir yazı okudum:
“Birçok İslâm âlimi, ölülerden bir şey istemenin küfür ve şirk olduğunu söyler. Çünkü Allah bize "Fâtiha Sûresi"nde, günde en az on yedi defa; "ancak senden yardım isteriz" dedirtir ve bu antlaşmayı sürekli yeniletir. Artık insanın O`ndan başkasından bir şey istemesi, günde on yedi, ya da kırk kez verdiği sözde durmaması anlamına gelir. Başkasından yardım isteme meselesi bu kadar önemli olduğu için, Allah onu bu derece çok tekrar ettirmektedir.''
- Şimdi bu yazıya göre, vefat etmiş bazı evliyalardan yetiş, meded diyerek yardım istenmesi nasıl açıklanabilir?
- Örneğin Bediüzzaman, ''yetiş ya gavs'' demiş diyorlar. Bu ve benzeri durumlara dini ölçülere göre cevap verir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadesini dikkatle okumak gerekir:

“Gavs-ı Âzam gibi, memattan sonra hayat-ı Hızırîye yakın bir nevi hayata mazhar olan evliyalar vardır. Gavs'ın hususî İsm-i Âzamı, 'Yâ Hayy' olduğu sırrıyla, sair ehl-i kuburdan fazla hayata mazhar olduğu gibi, gayet meşhur, Mâruf-u Kerhî denilen bir kutb-u âzam ve Şeyh Hayâtü'l-Harrânî denilen bir kutb-u azîm, Hazret-i Gavs'tan sonra mematları hayatları gibidir. Beyne'l-evliya meşhur olmuştur.” (bk. Barla Lahikası, 261. Mektup)

Bu zatların tasarruflarının “Beyne'l-evliya meşhur” olduğunu görmek için Nefahatü'l-üns, kitabının 984. sahifesine bakmak gerekir.

Hz. Hızır da bir evliyadır. Onun hayatı, bildiğimiz hayat mertebelerinden farklı olarak devam etmektedir. Hz. Hızır’ın bu hayat mertebesinde hayatına devam ettiğine pek çok evliyanın onunla yaşadıkları maceraları şahittir.

Ölümlerinden sonra, Gavs-ı Azam Abdulkadir Geylanî, bir kutb-u azam olan Maruf-u Kerhî ve bir kutb-u azim olan Hayat-ı Harrânî gibi bazı evliyaların, Hz. Hızır’ın hayatına yakın bir hayatla hayatlarının ve tasarruflarının müşahede edildiğini belirten keşif ve keramet sahibi evliyaların bu müşahedelerini kabul etmenin ne sakıncası olabilir. Bu zatların “gördük” dediklerini görmemelerine imkân var mı?

Kaldı ki, velilerin tasarrufu, yaratmaya ait olmayan işlerle ilgilidir. Onların Allah’a yalvarmasıyla bazı şeyler meydana gelebilir, Allah’ın izin ve inayetiyle, sevdiklerine yardım eder, onları himaye edebilirler.

Kur’an’la sabit olan koruyucu meleklerin varlığı Allah’a şirk anlamına gelmediği gibi, insanlık camiasının bir çeşit melekleri olan velilerin himaye ve korumaları da şirk anlamına gelmez.

Nitekim, Hz Enes’ten nakledildiğine göre Hz. Resulullah (asm) şöyle buyurmuştur:

“Yeryüzü hiçbir zaman -Halilu’r-Rahman’a benzeyen- kırk kişiden boş olmaz. İnsanlar bunlar sayesinde yağmura nail olur, bunlar sayesinde yardıma mazhar olup zaferlere ulaşır. Bunlardan bir tanesi öldüğü zaman, Allah onun yerine başkasını yerleştirir.”

“Katade demiş ki, Hasan-ı Basrî’nin bunlardan biri olduğuna zerre kadar şüphemiz yoktur.

Taberanî’nin el-Evsat’ta rivayet ettiği bu hadisin senedi hasendir (sağlamdır). (bk. Mecmau’z-Zevaid, h. No: 16674)

Bazı yerlerde "Ölmüş gitmiş bir insan nasıl yardım eder?" denilmektedir. Bu cümlenin zıt manası şudur: Ölmemiş insanlar yardım edebilirler. Peki bu şirk olmuyor mu?

Diğer yandan, ölen adam, yok olmuyor, sadece elbise olan bedenini değiştirmiştir. Ruh ebedidir ve ölmez. Ruh âdeta melekleşir ve yardım etmesi daha da kolaylaşır. Nitekim melekler insanlara yardım ederler. İnsan ise melekten üstündür.

Mesela, şehitlerin efendisi olan Hazreti Hamza, şehit olduktan sonra, kendisine sığınanlara yardım ettiği, evindeki günlük işlere yardımda bulunduğu birçok rivayetle sabittir.

Gelelim işin bir diğer boyutuna. Ağır bir yükü kaldırırken, aciz kaldığımız zaman birisinden yardım isteriz ve kişi de yardım eder, işimiz de olur. Yukarıdaki iddiaya göre bu bir şirktir. Keza paraya ihtiyacımız vardır ve birinden yardım isteriz, kişi de para verir. Buna ne diyeceğiz? Cevabını bilmediğimiz bir sorunun cevabını almak için hocadan yardım isteriz. Hocam şu soruyu çözemedim, yardım eder misiniz, demek de şirk midir?

Eğer bunlar birer şirk ise, yeryüzünde muvahhid kalmadı demektir. Efendimiz (asm) savaşlarda sahabeden yardım istemiştir. Yahudilerden bile borç almıştır.

Madem her şeyi Allah’tan isteyeceğiz, neden patronun kapısına gidip iş, alimin dizinin dibinde oturup ilim, devlet kapısında istihdam, fırından ekmek, kasaptan et istiyoruz?

Hâlbuki, bütün bunlar dinen doğrudur ve Allah yardımlaşmayı emretmektedir. Olması gereken şey şudur. Her şeyi yaratan Allah’tır, bunlar sadece birer vesiledir. Bana yardım edenler de gücünü ve kuvvetini Allah’tan almaktadır. Dolayısı ile yardım eden ancak ve ancak Allah’tır. İşte bu itikat olduktan sonra, yukarıda saydıklarımızın hiçbirisi şirk olmaz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah'tan başkasından yardım istemek, dua ederken vesile kılmak ...
Tevessül Allah'ın hayatta olmayan diğer kulları için de geçerli midir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun