Evrimsel psikoloji nedir?

Tarih: 26.04.2021 - 06:52 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Evrimsel psikoloji ile açıklanan şeyler İslam ile nasıl açıklanır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce kısaca Evrimsel Psikolojinin ne olduğunu tanımlayalım.

Bilindiği gibi psikoloji bilimi, insan davranışlarını ve onların altında yatan fizyolojik ve zihinsel olayları inceler. Ancak farklı psikolojik ekollerin her biri, davranışları değişik bakış açısıyla ele alır ve farklı yönlerine vurgu yapar.

Evrimsel Psikoloji de Darwin’in evrim teorisinden etkilendiği için davranışlara o perspektiften bakar. Darwin teorisinde Allah’ın en büyük mucizesi olan insanın beden yapısının -haşa- evrimin sonucu oluştuğu safsatasını ileri sürdüğü gibi, Evrimsel Psikoloji de insanın zihinsel yeteneklerinin, davranışlarının büyük bir çoğunluğunun milyonlarca yıl içinde oluştuğunu, yani sözde evrim sürecinin bir ürünü olduğunu iddia eder. Kısaca insanın davranışlarının nedenini evrimsel süreç adını verdiği insanlık tarihinde arar.

Bu bakış açısı; haliyle insanın bir kast ve irade sonucu yaratıldığı ve her şeyi yüce yaratıcının gücü ve iradesiyle yaptığı şeklindeki temel dini inanca aykırıdır.

Bunun yanında insan davranışlarının temel amacını; hayatta kalma, yayılma ve üremeye yönelik uyum arama çabası olarak ifade etmesi de insanın var oluşunu dini bağlamında koparıp, tesadüfün oyuncağı konumuna indirmiştir.

Bu yaklaşım aynı zamanda temelde insanın ruhuna yerleştirilen merhamet, şefkat, yardımlaşma, koruma, destek verme ve ulvi gayeler gütme özelliklerini yok sayıp, sadece kendisi için yaşayan, nefsi arzuları peşine koşan, başkasını yutmakla beslenen bir varlığa dönüştürmektedir.

Ayrıca ailenin var olmasının kadın ve erkeğin rollerinin ve toplumdaki fıtri olan davranış şekillerinin vb. insanların kendilerinin uyum sürecinde geliştirdikleri şeyler olduğunu ileri sürmesi, İslam’ın temel inancına aykırıdır.

Ancak bununla beraber Evrimsel Psikoloji insanın zihinsel süreçlerindeki gelişmelerin Allah’a vermediği gibi, bütün bütün tesadüfe de vermez, kendi içinde tutarlı bir şekilde bir amaca yönelik geliştiğini öne sürer, yani insanın kendisine verir. Örneğin insanların zihinsel kapasitelerinin, sorunlar karşısında çözüm bulma ve uyum sağlayıcı amaçlara göre evrimleştiğini savunur. Bu çerçevede kadın erkek ilişkilerinden, eş seçimine, aile ilişkilerine, akrabalık ve komşuluk ilişkisine kadar birçok davranışımızın milyonlarca yıl içerisinde uyum amaçlı geliştiği görüşündedir.

Burada bir noktada İslam ile örtüştüğü söylenebilir. Yani her ikisi de insanın zihinsel kapasitesinin zaman içinde geliştiğini ve insanda uyum sağlamaya yönelik bir kapasitenin olduğudur.

Nitekim İslam’a göre “bu aleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için” gönderilen insan, ilim vasıtasıyla, Allah’ın kendisine verdiği istidatları kullanarak kendisini geliştirmiş, davranışlarını ona göre biçimlendirmiştir. Yoksa Allah, insanın zihinsel kapasitesini, kalıp şeklinde insan vermişte insan da Allah’ın verdiği o sınırlı yapıyı, robot gibi kullanıyor değildir. Allah, insanı bin bir ismi ile teçhiz ederek dünyaya göndermiş, bununla birlikte insan bu mükemmel istidadı kullanma veya kullanmama konusunda serbest bırakılmıştır.

Günümüz itibariyle gelmiş olduğumuz nokta bize, insanın Allah tarafında verilen kapasitesini kullanarak bugünkü hayat düzeyine ulaştığını göstermektedir.

Bu noktada Evrimsel Psikolojinin davranışları yorumlaması ile İslam’ın yorumlamasındaki temel fark şudur:

Evrimsel Psikoloji, zaman içinde geliştirilen davranışlarımızın tamamen o günkü şartlara uyum sağlamaya, hayatta kalmaya, üremeye gibi amaçlara yönelik olduğunu söyler. Dolayısıyla bugünkü davranışlarımızın nedenini, neyi niçin yaptığımızı anlamak istiyorsak, geçmişi incelememiz gerekir. Örneğin erkeğin eş seçimindeki genel kriterlerini belirleyen şey, geçmişte kadının doğurganlık özellikleri dikkate alınarak yapılan tercihtir. Ama bugüne kadar geldiği için kalıcı olmuştur. 

Bugün aile ve evlilik kurumunun temelini yıkan radikal feminist anlayış bu teoriden beslenmektedir. Örneğin toplumsal cinsiyet, denilen kavram tam da bunu açıklıyor. Bu kavrama göre, kadın ve erkeğin sahip olduğu roller, fıtri roller değil, geçmişin şartları öyle şekillendirmiştir. Yani bu anlayışa göre, aslında kadın-erkek yetenek açısından, ruhsal açıdan eşittir. Kadın erkeğin yaptığı her şeyi, erkek de kadının yaptığı her şeyi yapabilir, birbirlerinin rollerini üstlenebilirler, hatta kıyafetlerini bile giyebilirler. Eğer bugün, bunları yapmıyorlarsa, nedeni geçmişte karşılaştıkları sorunlar karşısında, o zamanın şartlarına göre, aldıkları tutumlardır. Bu tutumlar ve davranışlar zaman içinde kalıcı hale gelmiş. Örneğin onlara göre erkeğin fiziksel gücü ve erkekliğe özgü sıfatları süreç içinde gelişmiştir, yoksa doğal değildir.

Oysaki İslam’a göre, insanın davranışlarının altında yatan şey, insanın fıtratı, mizacı ve yaratılış gayesine yönelik inancıdır. Bunların bir kısmı şartlara bağlı olarak geliştirilen davranışlardır, örneğin insanın kendisini koruma güdüsü, hayatta kalma güdüsü gibi. Ancak bir kısmı da kadın ve erkek olmaktan, aile olmaktan ve kul olma bilincinden kaynaklanan davranışlardır. Şartlar değişince bunlar değişmez ve değişmemelidir. Erkeğin, koruyucu olması, cesareti, dışarıya yönelik işlerde ve fiziksel güç gerektiren konularda daha başarılı olması gibi davranışları evrimsel süreçle alakalı değil, fıtratı gereğidir. Bu gerçek ilk insan Hz. Âdem aleyhisselamdan günümüze kadar değişmemiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun