Ebu Hanife'ye göre bir adam sarhoş olmasa, ancak bu adamdan Hamr kokusu gelse had vurulur mu?

Tarih: 10.10.2015 - 15:36 | Güncelleme:

Soru Detayı

Ebu Hanife'ye göre:
- Bir adam sarhoş olsa ancak yukarıdan aşağıyı, kadından erkeği söyleyebiliyor olsa ve bu adamdan ve adamın nefesinden hissedilir şekilde Hamr kokusu geliyor olsa, had vurulur mu?
- İki erkek bu adamı mahkemeye getirse ve koku gelmese ve bu ikisi "Vallahi bundan Hamr kokusu aldık, ancak buraya getirene kadar koku gitmiş!" dese, had vurulur mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İçkinin haram kılınması, yasağın kapsamı ve içki alışkanlık ve bağımlılığına götüren yolların kapanması, fert ve toplumların bu yönde hazırlanması ve eğitimi konusunda İslâm’ın öngördüğü programın ve bir dizi tedbirin belki de son halkasını, sarhoşluk suçuna kamu düzeninin bir gereği olarak had cezaları grubunda yer alan maddî-cezaî bir müeyyide uygulaması teşkil eder.

Sarhoş olsun veya olmasın hamr/şarap kullanan kimseye uygulanan “hadd-i hamr” ile hamr dışındaki diğer içkileri kullanıp sarhoş olan kimseye uygulanacak “hadd-i sekr” konularında meselâ sarhoşluğun hangi derecesinde haddin uygulanacağı, suçun oluşması, ispatı ve cezanın infazı gibi hususlarda İslâm hukukçuları arasında esasa veya ayrıntıya ilişkin birçok fıkhî tartışma cereyan etmiştir.

Fıkıh literatürünün ceza hukuku bölümünde ortaya çıkan bu zengin doktrin, sonuçta İslâm’ın içkiyle mücadelesinin bir başka boyutu olup getirilen müeyyidelerin, ferdî ve sosyal realiteleri de göz ardı etmeyerek insanlığı bu içki hastalığından kurtarmaya yönelik etkili bir çaba olarak görülmesi gerekir.

Mezhep imamlarından nakledilen tanımlara göre sarhoşluk, kişinin sözlerinde karışıklık, düzensizlik ve saçmalamanın hâkim hale gelmesi, kendi sırlarını açığa çıkarır biçimde konuşmaya başlamasıdır.

Ebû Hanîfe had gerektiren sarhoşluk konusunda farklı şeyleri birbirine karıştırma, meselâ yeri gökten, erkeği kadından ayırt edememe ölçütünü eklemiş, sarhoşluğun bu dereceye ulaşmamasının had uygulanmasını engelleyecek bir şüphe sayılacağına hükmetmiştir. Çünkü “Şüphelerle hadleri defedin.” hadisi bunun gerektirir. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 6/149-150)

Buna göre, kişinin ağzından içki kokusu gelse bile, Ebu Hanife’ye göre tam sarhoş olmadığı sürece had cezası tatbik edilmez.

Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre, eğer şahitlerin şahitlik ettiği anda ilgili kişiden şarap kokusu gelmiyorsa, bu şahitlik kabul edilmez.

Cumhura göre ise, içki içmenin ispatı ikrar veya ehliyetli iki erkek şahidin şahadetiyle yapılır. (bk. Zuhayli, 6/167)

Bunların sarhoşluğun mahiyetinden çok belirtilerini açıklayan anlatımlar olduğunu dikkate alan usul âlimlerince sarhoşluk için, “aklı izâle etmeyen, fakat mâkul hareket etmeyi önleyen etkiye sahip bazı maddelerin vücuda alınmasıyla aklî melekelere baskın gelen sürur ve organlarda gevşemeyle birlikte oluşan gaflet hali”, “dimağın şarap vb. maddelerin buharlaşan zerrecikleriyle dolması sebebiyle insana ârız olan ve aklının âtıl hale gelmesine yol açan durum” gibi tanımlar yapılmıştır.

“Aklı izâle edici nesnelerin alınması neticesinde aklın zâil olması.” şeklindeki tarif ise, sarhoşluğun bir tür akıl hastalığı (cünûn) sayılmasını gerektirdiği için eleştirilmiştir. (bk. Abdülâzîz el-Buhârî, Keşfü’l-esrâr, İstanbul 1307, IV, 352-356; İbn Emîru Hâc, et-Taķrîr ve’t-taĥbîr, Bulak 1316 → Beyrut 1403/1983, II, 192-194)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun