Hamile kadın zina itirafından ve ikrarından dönebilir mi?

Tarih: 31.07.2015 - 01:10 | Güncelleme:

Soru Detayı

- HANEFİ ve HANBELİ mezheblerine göre, bir kadın zinadan hamile kalsa ve suçunu (gönüllü) İKRAR etse, bu kadın Erkek'le (ya da hamile olmayan kadınla) aynı İKRARINDAN DÖNME haklarına sahib midir?
- Mesela cezanın bir kısmı uygulandıktan sonra bile ikrarından dönebilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a. Öncelikle ifade edelim ki, zina gibi dinen had cezasını gerektiren bir suç işlediğini ikrar eden kişi, bütün mezheplerde bu suçu mahkemeye intikal etmediği sürece bu ikrarından dönebilir.

Ayrıca mahkemeye intikal etmediği sürece de Müslümanların bunu örtmeleri uygun olur. Zira Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

"Hadleri aranızda bağışlayınız. Bana  (mahkemeye) ulaşan haddin uygulanması ise vacip olmuştur." (Ebu Davud, Hadler, 4376)

Görüldüğü gibi hadis-i şerif, daha hakime ulaşmadan önce haddi gerektiren suçları bağışlamayı teşvik etmektedir. "Suçu bağışlamak"tan maksat gizlemek, hakime intikal ettirmemektir.

Ayrıca hadisteki "affediniz" emri vücub için değil, istihbab içindir. Yani suç işleyenin durumunu gizlemek, hakime götürmemek vacip değil müstehaptır.

Ancak hadiste de belirtildiği gibi, haddi gerektiren bir suç hakime intikal etmiş ve ceza kesinleşmiş ise, artık haddi uygulamak vacip olur; af söz konusu olamaz.

b. Aynı şekilde zina, hırsızlık gibi dinen had cezasını gerektiren bir suç mahkemeye intikal etmiş ise, hakimin suçu işleyen kişiye bu ikrarından dönmesi için telkinde bulunması da meşrudur.

Nitekim Peygamber Efendimiz (asm)'e çaldığını kesin bir dille itiraf eden bir hırsız getirildi, ancak çaldığı mal yanında bulunmuyordu. Efendimiz (asm) "Senin bir şey çaldığını zannetmiyorum." buyurdu.

Adam: "Evet çaldım." dedi ve bu sözü iki veya üç defa tekrarladı.

Bunun üzerine Rasulullah (asm) emretti, adamın eli kesildi.

Adam tekrar Rasulullah'ın huzuruna getirildi. Rasulullah: "Allah'tan bağış dile ve ona tövbe et." buyurdu.

Adam: "Estağfirullahe ve etubu ileyh./ Allah'tan bağış diler ve ona tövbe ederim." dedi.

Bunun üzerine Rasulullah (asm) de üç kere "Allah'ım! Onun tövbesini kabul et." dedi. (Ebu Davud, Hadler, 4376)

Açıkça görüldüğü gibi hadis-i şerif, haddi gerektiren bir suç işlediğini ikrar eden kişiye, ikrarından dönmesi için telkinde bulunmanın meşruiyetine işaret etmektedir. Zira Efendimiz (asm)'in kendisine getirilip de bir şey çaldığını söyleyen bu kişiye "Senin bir şey çaldığını zannetmiyorum." buyurması buna delildir.

Hırsıza ikrarından dönmesi için telkinde bulunmanın meşruiyeti, Hz. Ömer, Ebu Hureyre, Ebu Derda gibi sahabelerden rivayet edilmiştir. İshak ve Ahmed b. Hanbel de telkinde bulunmakta bir sakınca görmezlerdi. Şevkani de bu hadisin haddi düşürmeye sebep olacak bir şeyi telkin etmenin müstehap oluşuna delil olduğunu söyler.

Konuyla ilgili diğer bir örnek de şudur:

Mâiz b. Mâlik, Hz. Peygamber Efendimize gelerek "Beni temizle." dedi. Peygamberimiz, "Yazık sana, çık git, Allah`a tövbe ve istiğfar et." buyurdu.

Mâiz, pek uzaklaşmadan geri döndü ve "Ey Allah`ın Resulu! Beni temizle." dedi. Hz. Peygamber aynı sözlerle üç defa daha geri gönderdi.

Dördüncü ikrarında "Seni hangi konuda temizleyeyim?" diye sordu. Mâiz; "Zinadan!.." dedi.

Hz. Peygamber "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" diye sordu.

Böyle bir rahatsızlığı olmadığını söylediler.

"Şarap içmiş olabilir mi?" diye sordu. Bir adam kalkıp içki kontrolü yaptı. Onda şarap kokusu tesbit edemedi.

Hz. Peygamber (asm) tekrar "Sen zina ettin mi?" diye sordu. Mâiz "Evet!.." cevabını verdi.

Artık emir buyurdular ve Mâiz recmedildi.

Recimden sonra onun hakkında bazıları Mâiz`in helâk olduğunu, başka bir grup ise onun en faziletli tövbeyi yaptığını söylediler. Bu farklı yaklaşım üç gün sürdü.

Daha sonra yanlarına gelen Resulullah (asm) "Mâiz b. Mâlik için dua edin." buyurdu. "Allah Mâiz'e mağfiret eylesin." dediler.

Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Mâiz öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılırsa onlara yeterdi." (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, VII, 95,109; ez-Zeylaî, Nasbu`r-Râye, III, 314 vd.)

Zina suçunun isbatı için, zina ikrarında bulunanın akıllı, ergin olması ve zorlama altında bulunmaması gerekir. Ayrıca ikrarın dört defa yapılması gereklidır. Çünkü hadiste geçen Mâiz b. Mâlik`e Allah elçisi dört defa ikrar esasını uygulamıştır. Hanefi ve Hanbelîlerin görüşü budur.

Şâfiî ve Mâlikilere göre ise, tek ikrar yeterlidir. Bunlar da işçinin kendi patronunun eşiyle zina etmesi olayına dayanırlar. Çünkü orada dört ikrardan söz edilmemiştir. (Buhârî, Âhad,I, Şurüt, 9; Müslim, Hudûd, 25; el-Bâcî, el-Müntekâ, VII,135; Ibn Kudâme, el-Muğni, VIII, 191 vd.)

c. Kişi, ceza uygulanmadan önce veya ceza uygulanırken ikrarından dönerse, sözü kabul edilir ve ceza tatbik edilmeyerek salıverilir. Bu konuda dört mezhep de aynı görüştedir. (Kasani, Bedai', 7/61; Nevevi, Mecmu, 4/150; Hureşi, Şerhu Muhtesarı Halil, 8/81)

Ancak İmam Ahmed'in bir görüşüne göre, zina ettiğini ikrar eden kişinin, ikrarından dönmesi kabul edilmez; aksine bu ikrarına binaen ceza infaz edilir. (Detaylı bilgi için bk. İbn Kudame, Muğni, 9/119; el-Furuu' libni Muflih, 6/160)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun