Cinsel tiksinti bozukluğu olan evlenebilir mi?

Tarih: 19.02.2026 - 08:49 | Güncelleme:

Soru Detayı

Dinîmize göre cinsel tiksinti bozukluğu olan Müslümanların evlenme hükümleri nelerdir? Bende de olmak üzere ülkemizde birçok insanda (ki daha çok hanımefendilerde ama az da olsa erkekler de de) bilimin adlandırdığı Cinsel Tiksinti Bozukluğu bulunmaktadır. Cinsel Tiksinti Bozukluğu ben de de var, ve bu benim ergenliğimden berî var, bundan kaynaklı olarak da ve ekseriyetle de geçmiş hatalarımla günahlarımdan dolayı evlilikten çekiniyorum. Ergenliğimde şehvet ve cinsellik en büyük imtihanım oldu (ki hâlâ olmakta). Allah razı olsun sizlerden... Allah sizleri mükafatlandırsın... Fî emanillâh (Allah'a emânet olun)...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Tedavi görmedikçe bu durumda evlenmeniz caiz değildir; çünkü kocanın meşru hakkına karşı çıkarsınız, onu mutlu edemezsiniz.

Evliliğin temel unsuru nedir?

İslam’a göre evlilikte tarafların birbirine karşı maddi, manevi ve cinsel hakları vardır. Eşlerin cinsel birliktelik kurabilmesi ve bu konuda birbirini makul ölçüde tatmin edebilmesi evliliğin temel amaçlarından biridir (iffeti koruma, huzur, neslin devamı…).

Eğer kişide “cinsel tiksinti” sebebiyle evlilikte cinsel hayatı sürdürememe, sürekli kaçınma veya eşin hakkını tamamen yerine getirememe durumu varsa, bu durum fıkıhta evliliğin amacını ciddi şekilde zedeleyen bir engel olarak değerlendirilir.

Bununla beraber, İslam'da evlilik, yalnızca cinsel tatmin için değil, aynı zamanda karşılıklı saygı, sevgi ve sorumluluklarla dolu bir hayat kurmak için de bir vesiledir. Bu nedenle Peygamberimiz (asm) evliliği teşvik ederken, dindar bir eşin seçilmesini de önermiştir.

Bu nedenle, bir kişi evlenmeyi düşündüğünde, sadece cinsel ilişkiyi değil, aynı zamanda eşinin ahlaki değerlerini ve ruhsal uyumunu da göz önünde bulundurmalıdır.

Bu durumda evlenmek caiz mi?

Burada iki ihtimal vardır:

Tedavi edilebilir, yönetilebilir bir durumsa, kişi tedavi sürecine girer, iyileşme ihtimali varsa ve karşı tarafı da bilgilendirirse evlenmesi mümkündür.

Tedavi olmadan, ağır ve kalıcı bir kaçınma varsa, karşı tarafın meşru hakkı bilerek engellenmiş olur. Bu da kul hakkına girer. Böyle bir durumda evlenmek doğru olmaz. Çünkü kişi evliliğin en temel haklarından birini baştan yerine getiremeyeceğini bilmektedir.

Burada esas mesele “evlenebilir mi?” sorusundan çok, eşin hakkını ihlal etmeden evlilik sürdürülebilir mi? sorusudur.

Günah meselesine gelince:

Şunu özellikle söylememiz gerekir:

Geçmişteki hatalarınız veya ergenlik dönemindeki imtihanlarınız, bugünkü psikolojik durumunuzun “cezası” değildir. Bu tür rahatsızlıklar çoğu zaman, yanlış cinsel eğitim, travmatik deneyimler, bastırılmış suçluluk duygusu, yanlış dini algılar, kaygı bozuklukları gibi sebeplerle ortaya çıkar. Bu bir “iman zayıflığı” göstergesi değildir.

Denge nasıl olmalı?

Eğer kişide şehvet var ama suçluluk ve tiksinti iç içe geçmişse, cinselliğe karşı korku ve kaçınma varsa, bununla beraber evlilik isteği ve eşle bağ kurma arzusu da mevcutsa bu durumda çözüm evlilikten kaçmak değil, uzman desteği almaktır.

Çünkü birçok vakada bu durum psikoterapiyle ciddi oranda düzelebilmektedir.

Özetle:

- Tedavi görmeden, ağır ve kalıcı bir cinsel kaçınma ile evlenmek doğru değildir; eşin hakkı zedelenir. Ancak tedavi imkânı varsa ve kişi sürece girerse, evlilik önünde mutlak bir engel değildir.

- Karşı tarafı bilgilendirmeden evlenmek ise dürüstlük açısından sakıncalıdır.

- Siz bu durumu fark etmiş ve sorguluyorsanız bu büyük bir bilinçtir. Bu mesele utanılacak değil, tedavi edilecek bir durumdur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun