Eşimin gizlediği geçmişi evliliğimizi etkiler mi?
Evlilikten önce eşim için benim açımdan çok önemli olan bir şart vardı. Kendisine, “Eğer geçmişinde zina gibi bir durum varsa bu evliliği sürdürmek istemem. Çünkü ben kendimi böyle bir günahtan korudum ve eşimle sevgi, bağlılık ve özel hayatla ilgili birçok şeyi ilk kez birlikte yaşamayı arzu ediyorum.” dedim.
O da geçmişinde böyle bir şey olmadığını söyledi.
Ancak evliliğimizin üzerinden iki yıl geçtikten sonra, geçmişte eski kız arkadaşıyla sık sık otel odalarına gittiğini ve birlikte seyahat ettiklerini öğrendim. Bu durum beni derinden yaraladı.
Kendisiyle konuştuğumda, bunun Allah ile kendi arasında olduğunu ve o kişiye âşık olduğu için böyle davrandığını söyledi. Fakat beni asıl yaralayan şeylerden biri de, yaptığı şeylerden dolayı samimi bir pişmanlık göstermemesi; aksine neden böyle yaptığını savunmaya çalışması ve bu süreçte bana karşı kırıcı davranması oldu.
Ayrıca evliliğimizde bana karşı maddî ve duygusal olarak yeterince destek olmadığını hissediyorum. Dışarı çıkma, kişisel ihtiyaçlarım ve bazı temel harcamalar konusunda kendimi yalnız hissediyorum. Buna rağmen geçmişteki ilişkisi için birçok fedakârlık yaptığını kabul ediyor.
Daha da zor olanı, eski kız arkadaşıyla hâlâ zaman zaman iletişim kurmaya çalışması ve beni onun tarzına benzer şekilde giyinmeye yönlendirmesi. Bunun kendisini cinsel olarak etkilediğini söylüyor.
Evlilikte yakınlık konusunda da çoğu zaman ilk adımı benim atmam gerekiyor. Kendisi ise erkeğin cinsel arzularını kontrol etmesi gerektiğini söylüyor. Ancak bunun eşler arasındaki sevgi ve yakınlık ilişkisine nasıl uygulanması gerektiğini anlamakta zorlanıyorum.
Sormak istediğim şudur:
Eğer bir konu evlilik öncesinde açıkça sorulmuş ve karşı taraf için önemli bir şart olarak belirtilmişse, kişinin geçmişini gizlemesi nasıl doğru kabul edilebilir?
Geçmişte işlenen ve tövbe edilen bir günahın kişinin özel alanı olduğu söyleniyorsa, diğer tarafın evlilik tercihini etkileyebilecek böyle önemli bir konuda gerçeği bilme hakkı nasıl değerlendirilmelidir?
Allah razı olsun.
Değerli kardeşimiz,
Bu tür konularsa, istikamet üzere olmak ve iki aşırı uçtan da kaçınmak gerekir. Bir tarafta "Geçmiş geçmiştir, hiç konuşulamaz." demek doğru değildir. Diğer tarafta ise "Bir insan geçmişte işlediği bir günahtan dolayı ömür boyu mahkûm edilmelidir." demek de İslam'ın tövbe anlayışına uygun değildir.
Eşimin geçmişte zina yaptığını öğrendim., bu durumu nasıl değerlendirmeliyim?
Öncelikle yaşadığınız kırgınlığın ve hayal kırıklığının anlaşılabilir olduğunu ifade etmek gerekir. Çünkü mesele sadece eşinizin geçmişte işlediği bir günah değildir. Sizi asıl yaralayan şey, evlilik öncesinde sizin için önemli olan bir konuda farklı bir kanaat oluşmasına sebep olunmuş olması ve bugün ortaya çıkan bilgilerin güven duygunuzu sarsmasıdır.
İslam'da zina büyük günahlardan biridir. Ancak aynı şekilde tövbe kapısı da açıktır. Bir kimse samimiyetle tövbe etmişse, Allah Teâlâ onun günahını affedebilir. Bu sebeple bir Müslümanın geçmişte işlediği ve samimiyetle tövbe ettiği günah sebebiyle sürekli kınanması veya Allah'ın örttüğü kusurlarının araştırılması doğru değildir.
Bununla birlikte İslam, dürüstlüğe ve güvene de büyük önem verir. Evlilik sadece iki insanın bir araya gelmesi değil, aynı zamanda güven üzerine kurulan bir ahittir. Özellikle evlilik öncesinde açıkça sorulan ve karşı tarafın evlilik kararını doğrudan etkileyecek bir konuda yanıltıcı bir cevap verilmesi, güven açısından ciddi bir problem oluşturabilir.
Burada önemli olan nokta şudur: İslam'ın "günahları teşhir etmeyin" prensibi ile "insanları aldatmayın" prensibi birlikte değerlendirilmelidir. Bir kimsenin geçmiş günahlarını sağa sola anlatması doğru değildir. Ancak karşı tarafın evlilik kararını doğrudan etkileyecek bir konuda kasıtlı olarak yanlış bilgi vermek de doğru değildir.
Bununla beraber bugün sizin önünüzde duran asıl mesele, yıllar önce işlenmiş bir günahın kendisinden ziyade, mevcut evliliğinizin durumudur.
Çünkü anlattıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla sizi rahatsız eden tek husus geçmişte yaşanmış bir ilişki değildir. Eşinizin size karşı ilgisiz davranması, duygusal ve biyolojik ihtiyaçlarınızı yeterince gözetmemesi, eski ilişkisini olumlu şekilde anlatması, sizi eski kız arkadaşına benzetmeye çalışması ve evlilik hukukunda gereken özeni göstermemesi de ayrı problemlerdir.
İslam'a göre eşler birbirlerinin sadece maddî ihtiyaçlarını değil, duygusal ve manevi ihtiyaçlarını da gözetmekle yükümlüdürler. Peygamber Efendimiz (asm), aile hayatında eşlerine karşı son derece nazik, ilgili ve merhametli davranmış; müminlere de bunu ısrarla tavsiye etmiştir.
Bir eşin, eşini sürekli geçmişteki biriyle kıyaslaması veya onu başka bir kişiye benzetmeye çalışması aile huzurunu zedeleyen bir davranıştır. Evlilik, geçmiş ilişkilerin gölgesinde değil; mevcut durumda, eşler arasında sevgi, saygı ve güven üzerine kurulmalıdır.
Bu sebeple öncelikle yapılması gereken şey, geçmişi tekrar tekrar gündeme getirerek yarayı büyütmek değil; mevcut evlilikteki sorunların açık ve yapıcı bir şekilde konuşulmasıdır. Eğer eşiniz gerçekten tövbe etmiş, geçmişi geride bırakmış ve evliliğini korumak istiyorsa bunun en önemli göstergesi sözlerinden çok davranışları olacaktır.
Mümin için ideal olan, Allah'ın affettiği bir günahı sürekli gündemde tutmamak; fakat aynı zamanda evlilikte güveni yeniden inşa etmeye çalışmaktır. Güven bir anda yıkılabildiği gibi bir anda geri gelmez. Sabır, dürüstlük, ilgi ve güzel davranışlarla zaman içinde yeniden kurulabilir.
Özetle, sizin kırılmış olmanız anlaşılabilir bir durumdur. Ancak karar verirken yalnızca eşinizin geçmişteki hatasına değil, bugün nasıl bir eş olduğuna da bakmanız gerekir. Eğer samimi bir pişmanlık, dürüstlük, sevgi, ilgi ve evliliği düzeltme gayreti varsa bunlar değerlendirilmelidir. Fakat mevcut sorunlar devam ediyor, evlilik hukuku ihmal ediliyor ve güven sürekli zedeleniyorsa, o zaman mesele sadece geçmişte yaşanmış bir günah olmaktan çıkıp evliliğin bugünkü sağlığıyla ilgili bir mesele hâline gelir.
Kocanıza gelince:
Bu durumda erkeğe söylenecek söz, sadece "Geçmişte zina işledin." demek olmamalıdır. Çünkü asıl mesele geçmişteki günahın kendisinden çok, bugün eşine karşı takındığı tavırdır.
Eğer geçmişinde bir hata yaptıysan ve Allah sana tövbe etmeyi nasip ettiyse, Allah'ın rahmetine sığınman ve o günahı geride bırakman gerekir. Ancak tövbe sadece günahı terk etmek değildir; aynı zamanda o günahın etkilerini düzeltmeye çalışmak ve insanların kalplerinde açılan yaraları da mümkün olduğunca onarmaktır.
Eşin, evlilik öncesinde bu konunun kendisi için önemli olduğunu açıkça ifade etmişti. Bugün onun kırılmış, aldatılmış veya hayal kırıklığına uğramış hissetmesini küçümsememen gerekir. "Bu benimle Allah arasındadır." sözü günahın affı açısından doğru olabilir; fakat evlilikte güvenin zedelenmesi açısından yeterli bir cevap değildir. Çünkü burada Allah ile kul arasındaki meseleye ek olarak eşinin kalbiyle ilgili bir mesele de bulunmaktadır.
Bir erkek, eşinin kendisini sevmesini ve saygı duymasını istiyorsa, önce onun kalbini anlamaya çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz (asm), eşlerinin duygularını önemsemiş, onların üzüntülerini küçümsememiş ve aile içinde merhameti esas almıştır.
Bu nedenle yapılması gereken, geçmiş davranışları savunmak değil; eşinin yaşadığı acıyı anlamaya çalışmaktır. "Ben o zaman âşıktım." demek, eşinin yarasını hafifletmez. Aksine, eşine "O ilişkiyi hâlâ değerli görüyorum." gibi bir mesaj verebilir.
Oysa evli bir erkeğin yapması gereken, geçmiş ilişkileri değil, mevcut eşini değerli hissettirmektir.
Ayrıca bir erkeğin eşini başka bir kadınla kıyaslaması veya onu o kişiye benzetmeye çalışması son derece yanlış bir davranıştır. Her insan kendine özgüdür. Eşini olduğu gibi sevmek ve kabul etmek gerekir. Sürekli geçmişten örnekler vermek veya eşini başkasının gölgesinde bırakmak aile saadetine zarar verir.
Bir başka önemli husus da şudur:
İslam'da nafaka sadece kira ve temel gıda masraflarından ibaret değildir. Kişinin imkânına göre eşinin ihtiyaçlarını karşılaması, ona güzel davranması ve aile hayatını huzurlu kılmaya çalışması da evlilik sorumlulukları arasındadır. Evlilik, yalnızca aynı evde yaşamak değil; sevgi, ilgi, merhamet ve paylaşım ortaklığıdır.
Bu nedenle bu durumdaki bir kocaya denilmesi gereken şey şudur:
Eğer gerçekten tövbe ettiysen, geçmişini savunmayı bırak ve eşinin kalbini tamir etmeye çalış. Ona geçmişteki bir kadının değil, bugünkü eşinin değerli olduğunu hissettir. Güven kaybolduysa yeniden inşa et. Çünkü güçlü bir evlilik, geçmiş hataları haklı çıkarmakla değil; dürüstlük, merhamet ve güzel muamele ile ayakta kalır.
Müslüman bir erkek için asıl başarı, geçmişte ne yaşadığı değil; bugün Allah'ın emaneti olan eşine ne kadar adaletli, merhametli ve vefalı davrandığıdır. Böyle bir tavır hem sünnete daha uygundur hem de aile huzurunun yeniden kurulmasına vesile olabilir.
Sizin ve kocanızın durumunu dikkate alarak özetlememek gerekirse:
Bu tür bir durumda, yalnızca anlatılan birkaç bilgiye dayanarak "kesin boşansın" veya "kesin sabretsin" dememiz doğru olmaz. Çünkü evlilikler, birkaç satıra sığmayacak kadar karmaşık ve çok yönlü yapılardır.
Ancak İslami açıdan bazı ölçüler ortaya konabilir:
Öncelikle, eşin geçmişte zina işlemiş olması tek başına bugün boşanmayı zorunlu kılan bir sebep değildir. Eğer kişi gerçekten tövbe etmiş, o hayatı terk etmiş ve bugün eşine karşı iyi bir eş olmuşsa, İslam insanları geçmiş günahları sebebiyle ömür boyu mahkûm etmez.
Fakat soruda anlatılan durum sadece geçmişteki bir günah meselesi değildir. Burada ayrıca:
Evlilik öncesinde önemli bir konuda güvenin sarsılması, eşin kırgınlığını ciddiye almaması, geçmiş ilişkisini savunur şekilde konuşması, eski kız arkadaşıyla irtibatın tamamen kesilmemiş olması, eşini başka bir kadına benzetmeye çalışması, duygusal ve evlilikle ilgili sorumluluklarda eksiklikler bulunması, gibi hususlar da söz konusudur.
Bu nedenle mesele "geçmişte zina yaptı" meselesinden ziyade, "bugün nasıl bir eş olduğu" meselesine dönüşmektedir.
Kadının kendisine şu soruları sorması faydalı olabilir:
Eşim evliliğimizi düzeltmek istiyor mu?
Hatalarını kabul ediyor mu?
Beni anlamaya ve güvenimi yeniden kazanmaya çalışıyor mu?
Eski ilişkiyle ilgili bütün bağlarını gerçekten koparmış mı?
Bana karşı sevgi, saygı ve merhamet göstermeye gayret ediyor mu?
Sorunlarımızı çözmek için samimi bir çaba var mı?
Eğer bu soruların cevabı büyük ölçüde "evet" ise, sabır göstermek, konuşmak ve evliliği onarmaya çalışmak daha isabetli olabilir. Çünkü İslam'da aileyi korumak ve mümkün olduğunca yuvayı ayakta tutmak teşvik edilmiştir.
Fakat kişi yıllarca aşağılanıyor, değersizleştiriliyor, hakları sürekli ihmal ediliyor, güven sürekli zedeleniyor ve karşı tarafta hiçbir düzeltme iradesi görülmüyorsa, o zaman kadının evliliği sürdürmek zorunda olduğunu söylemek de doğru değildir. İslam, evliliği bir rahmet ve huzur kurumu olarak görür; sürekli eziyet ve yıpranma üzerine kurulu bir ilişkiyi kutsallaştırmaz.
Bu sebeple en dengeli yaklaşım şudur:
Kadın sırf eşinin geçmişteki günahı sebebiyle aceleyle boşanma kararı vermemeli; ancak mevcut evlilikteki sorunları da görmezden gelmemelidir. Ölçü, eşin geçmişte ne yaptığı kadar bugün nasıl davrandığıdır. Eğer samimi bir düzelme ve evliliği koruma gayreti varsa sabır ve ıslah yolu tercih edilebilir. Eğer güven, saygı ve evlilik hakları sürekli ihlal ediliyor ve karşı tarafta değişme iradesi görünmüyorsa, ayrılığı düşünmek de meşru bir seçenek olabilir.
Son kararı verirken öfke ve kırgınlığın en yoğun olduğu zamanda değil; mümkünse sakin bir değerlendirme sonrasında, aile büyüklerinin veya güvenilir ve hikmet sahibi kimselerin de görüşü alınarak hareket etmek daha sağlıklı olacaktır. Böyle bir karar, bir anlık duyguyla değil; evliliğin bugünü ve geleceği birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Çocuk doğumunda erkek ailesine düşen sorumluluk nedir?
- Aile içi huzursuzluğun (geçimsizliğin) sebebi nedir?
- Duygusal bağ olanla aynı ortamda bulunmak günah mı?
- Aldatmaktan korkuyorum sizce evlenmeli miyim?
- Dindar bir eşin faydaları, dindar olmayan bir eşin zararları ne olabilir?
- Cinsel tiksinti bozukluğu olan evlenebilir mi?
- Özür dilemek kadının mı erkeğin mi önceliği?
- Kadınlara güvenin ölçüsü var mı?
- Evlilik hakkında 9 kritik soru nedir?
- Kocam eşlik görevini yerine getirmiyor, ne yapayım?