Kadınlara güvenin ölçüsü var mı?

Tarih: 19.06.2026 - 15:49 | Güncelleme:

Soru Detayı

Hayatımın farklı zamanlarında evlenmeyi düşündüğüm beğendiğim iki ayrı kadın bana biraz ilgi gösterip sonradan ahlakı gelişmemiş ama maddi durumu iyi imkanları ve çevresi geniş erkekleri tercih ettiler. Bu hanımlarda aşırı dindar aşırı ahlaklı değillerdi ama kendilerinden edep terbiye anlamında daha düşük erkekleri maddiyat için tercih ettiler. Bu bende kadınlara karşı bir güvensizlik oluşturdu. Çevremde de kadınların sağı solu pek belli olmaz sözleri beni etkiledi. Kendimi de sorguluyorum. Ahlakın sevginin hiç mi önemi yok diye. Kadınların geneli böyle midir? Biriyle evlendik diyelim. Dar gelirimiz var. Pek çevremiz yok. Bu evlendiğimiz kadın da daha iyi imkanları olan biri için beni terk eder mi acaba? Bunun kriteri güvencesi nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bazı kadınların veya bazı erkeklerin yaptığı hatalar ne bütün kadınlara ne de bütün erkeklere karşı güvensizlik sebebi olabilir. İnsanların karakteri cinsiyetlerine göre değil; imanlarına, ahlaklarına, vicdanlarına ve şahsiyetlerine göre değerlendirilir. Birkaç olumsuz tecrübeden hareketle bütün kadınlar veya bütün erkekler hakkında hüküm vermek hem adil değildir hem de insanı sağlıklı değerlendirmeler yapmaktan uzaklaştırabilir.

Bununla beraber yaşadığınız hayal kırıklığını anlamak zor değildir. Çünkü insanın kalbini asıl yaralayan şey, sadece reddedilmek değil; hangi sebeple reddedildiğini düşünmesidir. Sizin anlattığınız olaylarda, evlenmeyi düşündüğünüz iki hanımın sizi değil de maddi imkânları daha geniş, çevresi daha güçlü ve hatta sizin kanaatinize göre ahlak ve karakter bakımından daha zayıf kimseleri tercih etmiş olmaları, ister istemez şu soruları akla getiriyor:

"Demek ki ahlakın önemi yok mu?"

"Sevgi ve sadakat ikinci planda mı kalıyor?"

"Bir kadın bugün beni severse, yarın daha zengin birini bulduğunda beni terk eder mi?"

Bu soruların ortaya çıkması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bu tecrübelerden hareketle bütün kadınların böyle olduğunu düşünmek doğru olmaz. Çünkü karşınıza çıkan birkaç kişinin tercihi, milyonlarca insanın karakterini temsil etmez.

Kur'an-ı Kerim insanın yaratılışında dünyaya ve dünya nimetlerine karşı bir meyil bulunduğunu haber verir:

"Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefislerin hoşuna giden şeyler insanlara süslü gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer Allah'ın katındadır." (Âl-i İmrân, 3/14)

Bu hakikat sadece kadınlar için değil, erkekler için de geçerlidir. Kimi insanlar mala, kimi makama, kimi güzelliğe, kimi şöhrete aşırı derecede bağlanabilir. Asıl mesele, kişinin bu geçici dünya menfaatlerini ahlakın, sadakatin ve manevî değerlerin önüne geçirip geçirmediğidir.

Nitekim günümüzde bazı insanlar eş seçiminde karakteri, dürüstlüğü ve dindarlığı ön planda tutarken, bazıları maddi imkânları daha belirleyici görebilmektedir. Bu durum yalnızca kadınlara mahsus değildir. Nice erkekler de sırf güzellik, makam veya servet için tercih yapabilmektedir. Dolayısıyla mesele kadın veya erkek meselesi değil, insanın değerler dünyası meselesidir.

Belki de burada üzerinde durulması gereken nokta şudur:

Sizi tercih etmeyen bu insanların asıl özelliği kadın olmaları değil, dünya menfaatlerini karakter ve ahlakın önüne koymalarıdır. Böyle insanların gerçek tercihlerini evlilikten önce göstermeleri ise aslında sizin için gizli bir hayır olabilir. Çünkü evlilik, sadece iyi günlerin değil, zor günlerin de ortaklığıdır.

Daha yolun başında maddiyatı her şeyin önüne koyan bir insanın ileride sadakat konusunda da problem çıkarma ihtimali yüksektir.

Peki bir insanın güvenilir olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?

Elbette hiçbir insan için yüzde yüz garanti vermek mümkün değildir. İnsanların kalplerini ancak Allah bilir. Ancak bazı önemli ölçüler vardır.

Güvenilir insan;
menfaat değişince tavrı değişmeyen,
verdiği sözün arkasında duran,
ailesi ve yakın çevresi tarafından dürüstlüğüyle tanınan,
zor zamanlarda vefasını koruyan
ve Allah'a karşı sorumluluk hisseden
kişidir.

Bu sebeple evlilikte sadece duygulara veya ilk izlenimlere göre hareket etmek doğru değildir. Özellikle kişinin ailesi, arkadaş çevresi, geçmiş hayatı, insanlarla ilişkileri ve ahlaki duruşu dikkatle incelenmelidir. Çünkü insanlar bazen evleninceye kadar farklı yönlerini gizleyebilirler. Fakat uzun yıllardır onu tanıyan insanların şahitliği çoğu zaman daha sağlıklı bir fikir verir.

Ayrıca evlilikte denklik de önemlidir.

Dini anlayış, hayat görüşü, kültür ve ekonomik beklentiler bakımından birbirine yakın olan insanlar genellikle daha huzurlu bir yuva kurarlar.

Bu nedenle sadece güzelliğe, statüye veya maddi imkânlara odaklanmak yerine; ahlakı, sadakati, aile yapısı ve değerleriyle size yakın olan bir eş adayı aramak daha isabetli olacaktır.

Sorunuzdaki asıl endişeye gelince, "Dar gelirli bir hayatımız olursa, eşim daha zengin birini görünce beni terk eder mi?" sorusunun cevabı, o kişinin karakterine bağlıdır.

Maddiyatı hayatının merkezine koymuş bir insan için böyle bir risk her zaman vardır. Fakat aynı risk bir erkek için de geçerlidir.

Buna karşılık Allah korkusu taşıyan, kanaatkâr, vefalı ve sadık bir insan için servet hiçbir zaman eşini terk etme sebebi olmaz.

Bu yüzden evlilikte asıl güvence; bankadaki para, makam veya çevre değil; Allah korkusu, güzel ahlak, sadakat duygusu ve sağlam karakterdir. İnsan hayatında bunlardan daha güçlü bir teminat yoktur.

Sonuç olarak yaşadığınız olumsuz tecrübeler, ahlakın ve sevginin değersiz olduğunu değil; bazı insanların bunlardan daha çok dünyalığı önemseyebildiğini göstermektedir.

Fakat dünyada hâlâ sadakati, vefayı, dürüstlüğü ve sevgiyi maddi çıkarlardan üstün tutan çok sayıda kadın ve erkek vardır.

Doğru insanı bulmanın yolu da bütün bir cinsiyete güvenmemek değil; karakteri, ahlakı ve inancı güven veren insanları aramaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun