Allah, bir kadının saçıyla neden ilgilensin?
İlahi Adalet ve Kelime Kökenleri Işığında; Şekilcilikten 'Öz'e, İffet ve Başörtüsü Sorgulaması:
Hocam, evreni muazzam bir matematik ve adaletle yaratan Tanrı’nın, bizden asıl istediğinin 'ahlak ve iffet' olduğunu düşünerek bir hususu sormak istiyorum. Kur’an’da 'Hicab' kelimesi geçtiği her yerde 'perde/manevi engel' anlamındayken; 'Hımar' ayeti aslında o dönemde zaten başlarında olan bir örtünün dekolteyi kapatmasını amaçlarken; biz neden ilahi mesajın bu geniş 'iffet' vurgusunu tarihsel ve erkek egemen yorumlarla sadece bir kumaş parçasına indirgedik? Üstelik iffet ve gözleri sakınma emri ilk olarak erkeklere söylenmişken, neden bugün bu yük sadece kadınlara dayatılmaktadır? Eğer iffet kadına özgüyse; Hz. Yusuf’un o büyük imtihanında sakındığı ve Tanrı katında yüceltilmesini sağlayan o 'iffet' neydi? Dahası; Tanrı neden seçemediğimiz bir cinsiyet yüzünden bizi adaletsizliğe mahkum etsin? İnsan estetiğinde 'yüz' saçtan çok daha etkileyici bir unsurken; nurun en çok tecelli ettiği yer olan yüzün açık kalıp saçın bir 'fitne' unsuru olarak kodlanması hangi mantığa dayanır? Eğer kadının saçı dünyada saklanması gereken bir yasaksa; neden cennette kadınların saçlarının açık ve özgür olacağı söyleniyor? Dünyada 'sakınılması gereken' bir şey, nasıl olur da cennette 'ödül' haline gelir? Bu durum O'nun Mutlak Adaleti ile nasıl bağdaşır? Üstelik Tanrı zamandan münezzehtir. Peygamberimiz o dönemde diş fırçası olmadığı için misvak kullanıyordu; gaye 'misvak' değil 'temizlik'ti. Bugün olsa modern imkanları kullanacağı açıktır. Öyleyse Tanrı, 21. yüzyılın akılla uyanan kadınının da o günkü geleneklerle değil, doğrudan 'iffet' özüyle muhatap olmasını istemez miydi? Sonsuz galaksileri ve atomu kuran o 'Mükemmel Zeka', bir kadının saçıyla mı ilgilenir; yoksa Yunus Emre’nin 'Süleyman var Süleyman'dan içeri' sözündeki gibi, o saçın altındaki beyinle neler başardığına, o ruhun nuruna ve o derin **'Öz'**e mi bakar? Tanrı’nın kusursuz sanatını bu kadar dar bir 'şekilciliğe' hapsetmek O’nun şanına bir eksiklik getirmez mi?
Değerli kardeşimiz,
“Öz–şekil” meselesi, ruh–beden ilişkisi gibi düşünülmelidir: Nasıl ki insan sadece bedenden ibaret değildir ama “ruh var, beden olmasa da olur” demek de doğru değildir; aynı şekilde din de sadece içten (öz/niyet/iffet) ibaret değildir, dış davranış ve şekli tamamen yok saymak da doğru değildir.
Bu yüzden mesele şöyle dengelenir:
Manevî tesettür (iffet, niyet, ahlak) esastır; fakat bu öz, maddî tesettürle (dış görünüş ve davranışla) tamamlanır. Yani ne sadece şekil yeterlidir ne de “sadece öz yeter, şekle gerek yoktur” denilebilir.
Sorunuz birçok önemli noktayı aynı anda gündeme getiriyor. Bu yüzden en sağlıklısı, her bir argümana tek tek ve açık şekilde cevap vermektir:
1. “Allah, bir kadının saçıyla neden ilgilensin?”
Bu meseleye “saç” üzerinden değil, emre itaat üzerinden bakmak gerekir. Çünkü Allah’ın bir hüküm koyması, o şeyin büyüklüğü ya da küçüklüğü ile değil; kulun teslimiyetini ölçmesiyle ilgilidir. Namazdaki bazı hareketler veya abdestte belirli uzuvların yıkanması dışarıdan “şekil” gibi görünse de, hakikatte bunlar itaatin ve kulluğun göstergesidir. Burada asıl mesele, “neden bu?” değil, “emredilene nasıl karşılık veriyorum?” sorusudur.
Ayrıca bir şeyin küçük görülmesi, onun gerçekten küçük olduğu anlamına gelmez. Göze kaçan küçücük bir toz nasıl rahatsız eder, kalpte oluşan küçük bir pıhtı nasıl hayati tehlike oluşturur, beyindeki küçük bir kanama nasıl büyük sonuçlar doğurursa; ruh dünyasında da “küçük” görülen günahlar benzer şekilde etki eder. İnsan fark etmese bile, her ihmal ve her ihlâl kalpte iz bırakır.
Bu yüzden mesele, bir parça örtü veya zahirî bir şekil değil; Allah’ın koyduğu ölçüyü önemseyip önemsememe meselesidir. Allah elbette kalplere bakar; fakat kalpteki samimiyet çoğu zaman davranışlarda kendini gösterir.
2. “İffeti sadece bir kumaş parçasına indirgedik” iddiası
İslam’da hiçbir zaman iffet sadece örtüye indirgenmemiştir. Nasıl ki beden ve ruh birlikte olması gerekiyorsa, tesettürde de maddi elbise ve takva elbisesi denilen manevi örtü beraber olmalıdır: Yani tesettür, örtünme, iffet ve ahlak bütünlüğüyle beraber olur.
Demek ki, başörtüsü, iffet ve ahlâkın alternatifi değil; onun bir parçasıdır. Eğer bir indirgeme varsa, bu dinin kendisinden değil, bazı insanların eksik anlamasından kaynaklanır.
3. “Gözleri sakınma emri önce erkeklere verildi, neden yük kadınlara?”
Kuran’da hem erkeklere hem kadınlara ayrı ayrı hitap vardır. Önce erkeğe söylenmesi, “sorumluluk sadece erkektedir” anlamına gelmez.
Bu, dil ve hitap üslubuyla ilgilidir.
İslam’ın koyduğu denge şudur: Erkek de tesettürüne dikkat edecek, gözünü, gönlünü ve nefsini koruyacak; kadın da örtüsünü ve iffetini koruyacak, gözlerine ve gönlüne sahip olacaktır. Yani mesele tek taraflı değil, karşılıklı bir sorumluluktur:
“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar…” (Nûr, 24/30)
“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar…” (Nûr, 24/31)
Görüldüğü gibi, önce erkeklere sonra kadınlara hitap edilmesi, yükümlülüğün sadece erkeklere ait olduğunu değil; her iki tarafın da sorumlu olduğunu açıkça ortaya koyar.
Buradan şu sonuç çıkar: Emrin önce gelmesi, diğerine verilmediği anlamına gelmez; bilakis her iki tarafın da aynı ahlaki ilkeye bağlandığını gösterir.
Dolayısıyla iffet, bakışları koruma ve tesettür gibi hükümler ne sadece erkeğe ne de sadece kadına yöneliktir; herkes kendi sorumluluğu çerçevesinde bu ilahî ölçülere uymakla mükelleftir.
Günümüzde bunun sadece kadınlara yüklenmesi, dinin değil, kültürün bir problemidir.
4. “Hz. Yusuf’un iffet imtihanı neydi?”
İffet, sadece kadına ait bir kavram değildir. Hz. Yusuf’un gösterdiği duruş, iffet kavramının erkek için de aynı derecede geçerli olduğunu açıkça gösterir.
Bu da şunu ortaya koyar: İffet cinsiyete değil, insana ait bir erdemdir.
5. “Cinsiyet üzerinden adaletsizlik mi var?”
İslam’da yükümlülükler farklı olabilir, ama bu adaletsizlik değil, fıtrata uygunluktur. Erkek ve kadının biyolojik, psikolojik ve sosyal yapıları farklı olduğu için bazı sorumluluklar da farklıdır.
Adalet, herkesin aynı şeyi yapması değil; herkese uygun olanın verilmesidir.
6. “Yüz daha dikkat çekici, neden saç örtülüyor?”
Dinî hükümler sadece estetik ölçülere göre konulmaz. Yüzün açık bırakılması, büyük ölçüde hayatın devamı, iletişim ve ihtiyaç sebebiyledir.
Ayrıca yüz açık olsa da sürekli bakmak yasaklanmıştır, bakışlar sınırlandırılmıştır. Yani burada da bir denge vardır. Serbestlik değil, kontrollü izin söz konusudur.
7. “Cennette saç açık olacak deniyor, bu nasıl çelişki?”
Cennette kadınların saçlarının açık olacağına dair kesin bir dinî bilgi yoktur.
Ama olsa bile şu unutulmamalıdır: Dünya imtihan yeridir, cennet mükâfat yeridir.
Dünyadaki yasakların ahirette kalkması bir çelişki değil, imtihanın sona ermesidir. Aynı şekilde dünyada sabırla kaçınılan şeylerin ahirette farklı bir karşılığı olabilir.
8. “Misvak örneği: amaç temizlikti, örtü de kültürel mi?”
Misvak bir araçtır, temizlik ise amaçtır. Ancak tesettür, doğrudan bir hüküm ve emir olarak gelmiştir. Yani burada fark şudur:
Misvak araçtır değişebilir, tesettür ise ilahî ölçüdür aslı korunur.
Bu yüzden tesettürü tamamen “tarihsel bir gelenek” olarak görmek doğru olmaz.
9. “Allah özü mü önemser, şekli mi?”
Allah elbette insanın özüne, niyetine ve kalbine bakar. Ama bu, davranışların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Çünkü, öz, şekil ile görünür hâle gelir.
İbadetler ve emirler, sadece dışsal kurallar değil; içteki teslimiyetin dışa yansımasıdır.
10. “Şekilcilik Allah’ın şanına eksiklik getirir mi?”
Hayır. Çünkü İslam zaten salt şekilcilik değildir. Ama şekli tamamen dışlamak da doğru değildir.
Allah insanı “ahsen-i takvim” üzere yaratmış ve ona irade vermiştir.
Bu irade ile insan ya ilahî ölçülere uyar ya da onları ihmal eder. Bu tercih, insanın sorumluluğudur.
Allah’ın şanında hiçbir eksiklik meydana getirmez.
Özetle:
Sorunuzdaki birçok itiraz, aslında “öz mü önemli, şekil mi?” sorusuna dayanıyor.
İslam’ın cevabı nettir: Ne sadece şekil ne sadece öz; ikisi birlikte anlamlıdır. Tesettür, iffet ve ahlâkın yerine geçen bir şey değil; onun bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Örtünürken gösterişli kıyafetler giymek günah mı? Kadınlar özellikle de genç kızlar, başörtülerinin içlerine kabarık tutacak şekilde fazladan tülbentler sarıyorlar güzel dursun diye, bunu yapmak günah mıdır?
- Sözlüme tesettüre girmesi için neler anlatabilirim?
- Müslüman kadınların elbiselerinin renkleri ve giyimleri hakkında bilgi verir misiniz?
- Peygamberimize zor gelen bir şey mi var?
- Kadın örtünürken erkek neden açık?
- İslam'ın öngördüğü bir örtünme şekli var mı?
- "Çıplak kadınlar daha aptaldır, çıplaklık zekayı geriletir." İddialarını nasıl değerlendirirsiniz? Niçin tesettür?
- Hristiyan hanım açık giyinirse kocası ne yapmalı?
- Kuran neden kadını ekilebilir bir arazi olarak tanımlamıştır?
- Elbise örtmüyorsa, sahibi çıplak sayılır mı?