Haya 10 kısımdır, 9'u kadına 1’i erkeğe aittir sözü gerçek mi?

Tarih: 27.07.2026 - 10:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

Haya 10 kısımdır, 9'u kadına aittir. (Deylemi) Böyle bir hadis var mı?
الحياءُ عَشرةُ أجزاءٍ؛ فتِسعةٌ في النِّساءِ، وواحدٌ في الرِّجالِ، ولولا ذلك ما قَوِيَ الرِّجالُ على النِّساءِ (Ebu Nuaym, Tarih, 387)
Sünnet düğünüyle erkeklerin cinsel organının kesildiğini cümle cihana duyurmak günah değil de ayıp değil de söz konusu kız çocuğunun regli olunca neden ayıp? Sorun bu değil aslında, ulu orta naklen yayın yapmak değil amacım ama neden Afganistan zihniyeti gibi namus iffet denilince akla sadece kadın geliyor? Bıktım artık! Kadına tecavüz ediliyor, destek çıkılacağına, o erkeğe ceza kesileceğine o kadının üstüne gidiliyor, adıma kara leke sürdün, ne yapıyordun diye Kızlara yıllarca ayıp ayıp dayatması yapıla yapıla kızlar vücuduyla barışık olmayı başaramazken erkek çocukları aşırı özgüvenle egonun yürüyen versiyonu haline gelirken kadınlar hakkında bir şey öğrenmeye yeltenmedi, yeltense ayıp diye susturuldu ve hatta okullarda bile kızlara regl eğitimi verilirken erkekler dışarı çıkarıldı. Ki hayır, erkeklerin de öğrenmesi gereken bir konu. Sonra neden bastırılmış cinsellik var erkekler eğitimsiz diye dert yanıyoruz Hep erkekler serbest, ama kız kız çocuğu diye eve hapsediliyor. Kız çocuğu babasından ped isteyemez mi mesela? Neresi ayıp? Neden millet sanki (kusura bakmayın) ped değil de zina işlemeye yeltenmiş, sanki babamla sevişme teklifinde bulunmuşum gibi tepki verirken erkek çocuklarına utanmadan aç bakayım penisini göreyim diyor? Kız çocuklarına neden akıllı uslu ol denip gölgelerde bırakılır, özgüvenleri yerle yeksan edilirken erkek çocuklarına her şey mubah? Bu standarttan çok sıkıldım. Sonra neden cinsel eğitimi zayıf milletin, neden kızlar vücudu hakkında konuşamıyor kocasından cinsel ilişki talebinde bulunamıyor, erkekler empati kuramıyor vs vs. İslam'da neden kadın konuşamaz, gülemez, eğlenemez, rahatça konuşmaya erkekler kadar sahip olamaz, neden erkeklerin yanında değil arkasında yürümeye layık görülür, neden yürüyen cadıymışız gibi görülüyoruz? Hakkım değil mi vücuduma saygı duyulmasını istemem, "sus ayıp ahlaklı ol" dayatmaları yapılması yerine? Neden biraz da erkeklere gözünü indir denmiyor da hep kızlara şunu yap şunu yapma?
En üstteki hadis gerçek mi? Gerçekse nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu rivayet sened bakımından son derece zayıftır. Bununla birlikte, sahih olduğu varsayılsa bile kadınların aleyhine değil, aksine onları öven bir anlam taşır.

Rivayet, kadınlarda hayâ ve edep duygusunun erkeklerden daha fazla bulunabileceğini ifade ediyor olarak anlaşılabilir; bu da kadınların zayıflığını veya değersizliğini değil, aksine bir faziletini gösterir. Ancak bu, erkeklerin hayâ, iffet ve edep sorumluluğunun daha az olduğu anlamına gelmez.

Dolayısıyla rivayetten kadınların susturulması veya erkeklerin ahlâkî sorumluluktan muaf tutulması gibi sonuçlar çıkarılamaz.

İlgili rivayet şöyledir:

الحياءُ عَشرةُ أجزاءٍ؛ فتِسعةٌ في النِّساءِ، وواحدٌ في الرِّجالِ، ولولا ذلك ما قَوِيَ الرِّجالُ على النِّساءِ

"Hayâ on parçadır. Bunların dokuzu kadınlarda, biri ise erkeklerdedir. Eğer böyle olmasaydı, erkekler kadınlara karşı güçlü olamazlardı." (Ebu Nuaym, Tarih, 387)

Bu rivayeti Deylemî, el-Firdevs adlı eserinde (2/107), İbn Ömer'den merfu olarak şu senetle rivayet etmiştir: Hasan b. Kuteybe → Ubeydullah b. Ziyâd en-Nahvî → Nâfiʿ → İbn Ömer → Hz. Peygamber (asm).

Bu rivayet son derece zayıftır. (bk. Mecmau’z-Zevaid, no: 7555)

Hasan b. Kuteybe hakkında Zehebî şöyle demiştir:

"Helâk olmuş (güvenilmez) bir ravidir." (Mîzanü'l-İʿtidâl, 1/518, no: 1846)

Ayrıca Dârekutnî de "Hadisi terk edilmiş (metrûk) bir ravidir." demiştir. (el-İlel, 5/347)

Diyelim ki rivayet sahih olsaydı, yine de nasıl anlaşılmalıydı?

Evet, bu rivayetin *”ahih olduğu varsayılsa bile”, ilk bakışta kadınların aleyhine değil, aksine “kadınların lehine ve onları öven bir ifade” olarak anlaşılması mümkündür. Çünkü “Hayânın çoğu kadınlardadır” denilmesi, kadınların erkeklerden daha fazla hayâ, edep ve ölçülülük sahibi olduğunu ifade ediyor olabilir.

Nitekim bir baba, “Benim oğlum çok saygılıdır; gençlerin saygısı bir ise benim oğlumunki ondur” dediğinde, oğlunu küçültmez; aksine oğlunu över.

Aynı şekilde bu rivayette kadınların hayâsının erkeklerden daha fazla olduğu ifade ediliyorsa, bunu kadınları aşağılayan bir söz olarak görmek zorunlu değildir.

Hatta rivayetin devamındaki “Eğer böyle olmasaydı, erkekler kadınlara karşı güçlü olamazlardı” ifadesi de, hayânın kadınlarda daha fazla bulunmasının onların zayıflığı değil, aksine erkekler üzerinde bir “ahlâkî ve psikolojik üstünlük” meydana getirdiği şeklinde anlaşılabilir. Yani kadınların hayâsı, onların değersizliğini değil; erkeklerin karşısında sahip oldukları bir üstünlüğü ifade ediyor olabilir.

Bununla birlikte, rivayetteki “güçlü olma” ifadesini yalnızca fiziksel güç olarak anlamak da gerekmez. Buradaki anlam, erkeklerin kadınlar üzerindeki etkisinin ve nüfuzunun, kadınların hayâsı ve çekingenliği sayesinde daha fazla olması olabilir. Bu durumda rivayet, kadınların hayâsının erkeklerin davranışları üzerinde etkili olduğunu ifade etmiş olur.

Ancak burada önemli bir nokta vardır:

Bir özelliğin kadınlarda daha fazla bulunması, erkeklerin o konuda sorumluluktan muaf olduğu anlamına gelmez. Mesela “Kadınlar daha şefkatlidir” denilse, bu erkeklerin şefkatli olmak zorunda olmadığı anlamına gelmez.

Aynı şekilde kadınlarda hayânın daha fazla bulunduğu söyleniyorsa, bu erkeklerin hayâsız olabileceği veya erkeklerin iffet ve edep sorumluluğunun daha az olduğu anlamına gelmez.

Dolayısıyla rivayet sahih kabul edilseydi, en olumlu şekilde şöyle anlaşılabilirdi:

“Kadınlar, fıtratları veya yaratılışlarındaki bazı özellikler sebebiyle hayâ ve edep konusunda erkeklerden daha ileri bir seviyede olabilirler. Bu da kadınları küçültmez; aksine onların sahip olduğu bir fazileti ve ahlâkî üstünlüğü ifade eder.”

Fakat bu rivayetten “kadınlar susmalı, erkeklerin yanında konuşmamalı, bedenleri hakkında bilgi sahibi olmamalı veya erkeklerin ahlâkî sorumluluğu daha azdır” gibi sonuçlar çıkarmak doğru değildir. Çünkü “hayâ, bilgisizlik demek değildir; edep, insanın doğal ve meşru ihtiyaçları hakkında konuşamaması demek değildir.”

Kadının regl, doğum, cinsellik, beden sağlığı veya evlilik hayatı hakkında bilgi edinmesi hayasızlık değildir. Aynı şekilde erkeğin de bakışını koruması, iffetine dikkat etmesi, kadın bedenine saygı göstermesi ve cinsel arzularını kontrol etmesi gerekir.

Soruda geçen diğer konulara gelince:

Kur’an ilk olarak erkelere emreder

Burada öncelikle “hayâ kavramının ne olduğuna” dikkat etmek gerekir. Hayâ, insanın Allah'a, insanlara ve kendi onuruna karşı edep duymasıdır. Bu, “kadının susturulması, soru soramaması, bedenini tanıyamaması, regl hakkında konuşamaması veya erkeklerin her türlü davranışının hoş görülmesi” anlamına gelmez.

Kur'an'ın açık hitabında ilk olarak mümin erkeklere:

“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.” buyrulur. Ardından mümin kadınlara da aynı şekilde gözlerini sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredilir. Yani “erkeklere yönelik ahlâkî sorumluluk Kur'an'da açıkça vardır”; “önce kadın kendini korusun, erkek ne yaparsa yapsın” şeklinde bir anlayış Kur'an'ın dengesi değildir. (bk. Nur, 30-31)

Kur'an ayrıca hem erkekleri hem kadınları ayrı ayrı zikrederek; iman, doğruluk, sabır, ibadet, iffet ve zikir gibi bütün temel ahlâkî vasıflarda kadın ve erkeği birlikte anmaktadır. (Ahzab, 33-35)

Sizin asıl itirazınızda önemli bir haklılık var

Bir kız çocuğuna regl, beden, temizlik ve cinsellik hakkında “hiçbir şey anlatmamak”, bunları “ayıp” diyerek susturmak; sonra da onun sağlıklı ve bilinçli davranmasını beklemek doğru değildir.

Bir kız çocuğunun babasından “Baba, ped alabilir misin?” diye istemesi “ahlâksızlık değildir.” Regl, insan bedeninin doğal bir işleyişidir. Aynı şekilde erkek çocuklarının da kadın bedeni, regl, cinsellik, sınırlar, rıza ve saygı hakkında yaşına uygun ve edepli bir eğitim alması gerekir. Bir konuyu doğru ve ölçülü biçimde öğretmek, o konuyu teşvik etmek anlamına gelmez.

Nitekim İslâmî kaynaklarda kadınların bedenleri ve cinsel hayatlarıyla ilgili sorularını Peygamberimize (asm) yönelttikleri görülür. Mesela bir kadın, hayız kanının elbiseye bulaşması hakkında doğrudan soru sormuş ve Resulullah (asm) ona nasıl temizleyeceğini açıklamıştır. Bu tür meselelerin sırf kadın bedeniyle ilgili olduğu için konuşulamaz sayılmadığı açıktır. (Müslim, Hayız, 61; ayrıca bk. Buhârî, İlim, 50)

Dolayısıyla “kadınlar bu konuları konuşamaz, erkekler ise her şeyi rahatça konuşabilir” şeklindeki çifte standart İslâm'ın temel ölçüsü değildir.

Bununla birlikte burada bir başka ayrımı da yapmak gerekir:

Bir davranışın dinen veya ahlâken yasak olmaması, her durumda en uygun ve tercih edilmesi gereken davranış olduğu anlamına gelmez. Bir kız çocuğunun babasından ped almasını istemesi, tek başına dinen de ahlâken de bir problem teşkil etmez. Ancak mümkün olduğu durumlarda, doğrudan kadın bedenine mahsus bir ihtiyacın anne, abla veya başka bir kadın yakından istenmesi, mahremiyet ve hayâ açısından daha uygun görülebilir. Bu, babadan ped istenmesinin “ayıp” veya “ahlâksız” olduğu anlamına gelmez; sadece bazı özel ihtiyaçların aynı cinsiyetten kişiler arasında paylaşılmasının daha rahat ve daha uygun olabileceği anlamına gelir.

Örneğin, bir erkek çocuğunun veya erkeğin vücut tıraşı için kullanılacak bir tıraş bıçağını annesinden ya da kız kardeşinden istemesi de dinen haram değildir. Fakat bu ihtiyaç, doğrudan erkek bedenine ve yetişkin bir erkeğin mahremiyetine ilişkin bir durum olduğundan, mümkünse babasından, abisinden veya başka bir erkekten istemesi daha uygun olabilir.

Buradaki ölçü, karşı cinsle bu konuların konuşulmasının haram veya ahlâksız olması değil; bazı mahrem ihtiyaçların mümkün olduğunca aynı cinsiyetten kişiler arasında paylaşılmasının hayâ ve mahremiyet duygusuna daha uygun olmasıdır.

Tecavüz meselesinde sorumluluk kime aittir?

Bir kadına tecavüz edildiğinde suçlu olan “tecavüz edendir.” Mağdura “Sen ne giyiyordun, neden oradaydın, neden şöyle davrandın?” diye yönelerek failin suçunu mağdura yüklemek İslâmî adalet anlayışıyla bağdaşmaz.

Elbette İslâm hem erkekten hem kadından iffet ve haramlardan uzak durmayı ister. Fakat bir kişinin herhangi bir günah işlemesi, başka bir kişinin ona tecavüz etmesini meşru hâle getirmez. “Birinin kıyafeti, davranışı veya günahı, ona karşı işlenen zulmün mazereti olamaz.”

“Neden hep kadına gözünü indir deniyor?” sorusu

Aslında Kur'an'ın sıralaması çok dikkat çekicidir: “Önce erkeklere gözlerini haramdan sakınmaları söylenir, ardından kadınlara.”

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.” (Nur, 24/30-31)

Bu nedenle “erkeklerin bakışından kadınlar sorumludur” gibi bir anlayış Kur'an'ın doğrudan emrinin tersine çevrilmesidir:

Aynı şekilde erkeklerin cinsel arzularını kontrol etme sorumluluğu vardır. Bir erkeğin şehveti, kadının omuzlarına bırakılmış bir yük değildir.

Kadın konuşamaz, gülemez, eğlenemez mi?

Bu genellemeler “İslâm'ın kendisiyle örf, kültür ve toplumsal alışkanlıkların birbirine karıştırılmasına” yol açabilir.

İslâm'da kadın için de erkek için de ölçü; “iffet, edep, zulmetmeme ve haramdan kaçınmadır.

Bu durum, kadının insanlarla hiç konuşamayacağı, gülümseyemeyeceği, eğitim alamayacağı, soru soramayacağı veya toplumda var olamayacağı anlamına gelmez.

Dolayısıyla bir kadının “Ben bedenime saygı duyulmasını, bedenim hakkında doğru bilgi sahibi olmayı ve gerektiğinde bunları utanmadan konuşabilmeyi istiyorum” demesi son derece anlaşılır ve meşru bir taleptir.

Hayâ, insanı bilgisiz bırakmak değildir; edepsizliği terk etmektir. Bilgi sahibi olmakla iffetsizlik aynı şey değildir.

Özetle, son derece zayıf olan bu rivayetten hareketle kadınları susturmak veya erkeklerin ahlâkî sorumluluğunu azaltmak doğru değildir.

Kuran ve sahih sünnetin açık ve sağlam ölçüsü, hem erkeğin hem kadının Allah karşısında ahlâkî sorumluluğunun bulunduğudur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun