Ben bunu hak edecek ne yaptım?
- Ben bunu hak edecek ne yaptım gibi düşünceler ve sözler isyan sayılır mı?
- Bazen geçmişte yaşadığımız üzüntülü durumlardan dolayı "ben bunu hak edecek ne yaptım" gibi düşünceler aklımıza gelebiliyor. Bu düşünce tehlikeli midir, isyan anlamı taşır mı?
- Tövbe etmek gerekir mi?
Değerli kardeşimiz,
İnsanın zor zamanlarda “Ben bunu hak edecek ne yaptım?” diye düşünmesi çok doğal bir insani tepkidir. Üzüntü, şaşkınlık, acı ve yorulmuşluk insanı böyle sözlere sevk edebilir. Bu söz tek başına isyan sayılmaz; çünkü bu daha çok “Neden başıma geldi?” anlamındaki bir şaşkınlıktır.
Ameller Niyetlere Göredir
Her konuda olduğu gibi, bu cümlede de niyet önemlidir:
Eğer sözün anlamı şikâyet ve isyan değilse; kişi sadece:
“Keşke bunun hikmetini bilsem…”
“Neden bunlar oluyor, anlamıyorum…”
“Zorluğa ne sebep oldu?”
gibi bir sorgulama içindeyse, bu isyan değildir. Bu, insanın acı karşısındaki fıtrî bir düşüncesidir. Peygamberler bile sıkıntı anında hikmeti anlamak için dua etmişlerdir (bk. Yunus, 10/87).
Eğer söz -haşa- “Allah bana haksızlık etti!..” anlamı taşıyorsa, işte o zaman tehlikelidir. Çünkü “...Allah kullarına asla haksızlık etmez.” (bk. Âl-i İmrân, 3/182)
Böyle bir duygu fark edildiğinde tövbe ve istiğfar etmek gerekir, ama bu bir kâfirlik ya da imanı bozan bir durum değildir. İçten gelen bir tövbe ile giderilir.
Unutulmaması Gereken Önemli Nokta
“Ben bunu hak edecek ne yaptım?” cümlesi çoğu zaman bilinçli bir isyan değil, duygusal bir çıkıştır.
Allah, kulunu niyetine göre değerlendirir. Başı sıkıştığında böyle bir söz söylemek, kulun imanına zarar vermez; fakat kişi kendini toparlayıp şöyle demelidir:
“Rabbim, bunda bir hikmet vardır.”
“Sen adilsin; bana sabır ve güç ver.”
“Bilmiyorsam da sen biliyorsun.”
Günah ve Musibet İlişkisini Kesin Yorumlamamak Gerekir
İnsan günahkâr olabilir, fakat her musibet günah sebebiyle gelmez.
“Yorgunluk, hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar.” (Buhârî, Merdâ1, 3; Müslim, Birr 49)
Bazen musibet: dereceleri yükseltmek, sabrı öğretmek, korunmak, yönlendirilmek gibi hkmetler için gelir. Mutlaka “ceza” olmak zorunda değildir.
“Belaların en büyüğü peygamberlere, sonra evliyaya, sonra diğer has kullara gelir.” (bk. Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1/519,
Ne Yapmak Gerekir?
İçten bir istiğfar: “Ya Rabbi, bilmeden söylediysem beni affet.”
Teslimiyet: “Sen haksızlık yapmazsın; hikmeti bana göster ya da gönlüme sabır ver.”
Dua: “Beni bana bırakma; güç ve sebat ver.”
Özetle:
- “Ben bunu hak edecek ne yaptım?” sözü tek başına isyan değildir.
- Ancak “Allah bana haksızlık etti”. anlamına kasıtlı şekilde dönüşürse yanlış olur.
- Bu tür düşünceler geldiğinde istiğfar etmek, sabır istemek ve hikmeti Allah’a havale etmek en doğru yoldur.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Mecburen bekleyen, sabretmiş olur mu?
- Allah'tan sabır istemeyin, diye bir hadis var mı?
- Allah niçin kullarını bir yaratmadı; kimini iki başlı, kimini kör, kimini topal olarak yarattı?
- İnsanlar kötü durumlara rağmen nasıl şükürlerini gösterir?
- Allah isyan edeceğini bile bile neden kuluna büyük bir dert verir?
- Dünyada çektiğimiz yalnızlığın, acının ve her türlü üzüntünün mükâfatı cennette fazlasıyla verilecek mi?
- Allah’ım, cezamı bu dünyada ver demek doğru mu?
- Bela, musibet ve hastalıkları kendi hakkımızda hayra çevirebilir miyiz, nasıl?
- Bela, günah yüzünden mi, sevgiden mi?
- Musibetlere maruz kalan insanlara nasıl teselli verebiliriz?