İnsanlar kötü durumlara rağmen nasıl şükürlerini gösterir?

Tarih: 07.03.2019 - 20:05 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ben Allah’a inanan, namazlarını kılan ve Allah’tan korkan biriyim. Bir senedir hayatım hiçbir açıdan güzel değil ya da benim istediğim gibi gitmiyor. Aile hayatım, iş hayatım, iş arayıp bulamamam, arkadaşlarım evlenirken benim adayımın bile olmaması, babamın bana borç takması anlayacağınız baya üzgün ve yorgunum. Ama ben kesinlikle Allaha isyan etmiyorum biliyorum en hayırlısı şuan bu demek ki.
- Ama insan ister istemez üzülüyor artık psikolojim öyle bir hale geldi ki sürekli ofluyorum. Üzülüyorum çok üzülüyorum kendimi çok yorulmuş yıpranmış hissediyorum. O kadar huzursuzum ki size anlatamam.
- Daha iyi şükretmek için ne yapabilirim?
- Bazen çok dolup yeter diyorum yeter ama sonra üzülüyorum ya isyan ettiysem diye çünkü benim Allaha isyan etmek haddim değil. İsyan etmemek için ne yapabilirim?
- Bazen aklıma geliyor acaba hiç mutlu olamayacak mıyım diye?
- Bazen aklımdan geçiyor acaba Allah beni sevmiyor mu diye düşünüyorum bu isyan etmek mi?
- Ben isyan etmek istemiyorum üzülsem de Allah’tan gelen her şeye razıyım. Elhamdülillah sevdiklerim sağlıklı..
- Nasıl şükretmeliyim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

İnsan ister istemez yaşadığı olumsuzluklardan etkilenir ve daha iyi şartların oluşmasını ister. Bu isteme isyan değildir.

Ancak neden başkasının değil de benim başıma geliyor, ben ne yaptım ki bunlar oluyor tarzı ifadeler kulluk ile bağdaşmayan isyan ifadeleridir. Bunlardan kurtulmak gerekir.

Sizin bu sıkıntılara karşılık acaba isyan eden bir tavrım var mıdır diye düşünmeniz de aslında bir kulluk ve şükür ifadesidir. Bu şekilde düşünmeniz çok güzel. Bu sabır ve hassasiyetinizi korumaya devam ediniz. İnşallah kısa zamanda sıkıntılarınızdan kurtulursunuz.

Cevap 2:

Bir çekirdeğin toprağa gömülmesi, onun hakkında bir zillet değil, fazilettir, yükseliştir; çekirdek halinden çiçekli ve meyveli ağaç haline çıkmaktır. Bunun gibi, bir kulun başına gelen sıkıntılar ve onun gösterdiği tevazu, mahviyet ve ubudiyet toprağına gömülmek de öyle rahmettir.. Bundan nice sabır, tevazu, kulluk, mağfiret gibi çiçekler, meyveler, renkler, tatlar ve güzel kokular çıkacaktır.

Aynı durum, kaba saba bir kaya parçasını, estetik değeri yüksek bir sanat eseri haline getirmek için sanatkar ustasının ona çekiçle vurması, sağını solunu oyması da ona zarar vermek değildir, aksine onun menfaatinedir.

Yine kaba saba bir demir parçasını, sanatkar bir ustanın onu ateşe atıp eritmesi de demire zarar vermek için, onun sanat eseri yapmak ve faydalı hale getirmek içindir.

İşte bunlardan sayısız ve sonsuz derece hikmetler, faydalar ve rahmetler için, sonsuz hikmet ve rahmet sahibi olan Allah, kullarına bazı sıkıntılar, dertler, belalar verir. Bu durum görünüşte onlara bir sıkıntı gibi gelse de gerçekte nice rahmet çiçeklerini, af ve mağfiret nimetlerini, ebedi ve sonsuz hayatın kazanımlarını vermek içindir.

Bunun farkına varan bazı kamil insanlar, “İyi değil demek ne haddimize. Şükürler olsun her halimize”, "Küfür ve dalâletten başka her türlü hal için Allah’a hamd olsun.” demişlerdir.

Cevap 3:

Kuran’a kulak verelim mealen ne diyor, malum herşeyin ilacı orada:

“İnsanlar hiç imtihan edilmeden, sadece 'İman ettik!' demeleriyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebut, 29/2)

“...Gevşemeyin ve üzülmeyin! Eğer gerçekten mümin kimseler iseniz, en üstün olanlar sizsiniz!..” (Al-i İmran, 3/139)

“Ey müminler! Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hali sizin de başınıza gelmeksizin kolayca Cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle fakirlikler ve hastalıklar dokundu ve öyle belalarla sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberindeki iman edenler: 'Allah’ın yardımı ne zaman?!.' diyecek hale gelmişlerdi! Dikkat edin, şüphe yok ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara, 2/214)

“Sizi mutlaka biraz korku ve açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden bir noksanlık ile imtihan edeceğiz. O halde sabredenleri müjdele! Onlar ki, kendilerine bir musibet geldiği zaman: 'Muhakkak ki biz, Allah’a aidiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na dönücüleriz!' derler. İşte onlara Rablerinden mağfiretler ve bir rahmet vardır. Hidayete erenler de işte ancak onlardır.” (Bakara, 2/155-157)

Gerçekten bu ve bunlar gibi nice ayetler içimize sürur veriyor ve imtihan aleminde olan bizlere, sadece Allah’ın kulu olduğumuzu ve O’nun bizi, hikmetine binaen çeşitli şekillerde adeta “iman testine” tabi tuttuğunu hatırlatıyor.

Bazen oluyor ki, dertler, sıkıntılar üst üste geliyor ve Cenab-ı Hak bakıyor:

“Kulum ibadetlerini ve kulluk vazifelerini aksatacak mı? Helal-Haram dengesini göz ardı edecek mi? Bütün bu sıkıntılara sabredecek mi?”

Bazen oluyor ki, Allah maddi manevi nimetlerini yağdırıyor, insan taşı sıksa adeta altına dönüyor, makam olarak terfi üzerine terfi alıyor, herkes onun ağzının içine bakıyor. Bu durumda gene Cenab-ı Hak bakıyor:

“Kulum ibadetlerini ve kulluk vazifelerini aksatacak mı? Helal-haram dengesini göz ardı edecek mi? Kazandıklarını ve muvaffakiyetini kendinden mi bilecek yoksa Benden mi? Zekat ve sadakasını verip bol bol Allah yolunda infak edecek mi, her daim şükür halinde mi olacak?”

Çünkü gene Rabbimiz mealen buyurmuş;

“...İşte bu günler öyle günlerdir ki, onları insanlar arasında evirir çeviririz. Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve içinizden yaptıklarınıza şâhitler edinsin! Çünkü Allah, zalimleri sevmez.” (Al-i İmran, 3/140)

Dolayısıyla bize düşen evvela:

“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin! Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)

Bize düşen;

Başta namaz ibadetlerimizi aksatmamak, bolca tövbe ve istiğfar etmek, İslam’ın emrettiği Sırat-ı Müstakim üzere olmak, Allah’a bizim için bir çıkış yolu açması için sabırla dua etmek ve buna bütün kalbimizle iman etmek.

Bu esnada etrafımızda bazen üst üste gelen terslikler, aksilikler ve hatta belalara ve bunlara vesile olan insanlara asla kırıcı ve ters davranmamak. Aksine Peygamberimiz (asm) gibi hoşgörü ile yaklaşarak, güzel ve yerinde sözlerle onlara doğru yolu ve İslam yolunu tebliğ etmek.

Allah böyle bir kulunun dualarını muhakkak kabul edecektir;

Ya belaları hemen def’ edecektir, ya kulunun sabır gücünü ve tevekkülü arttıracaktır ve zamanla işler rayına girecektir, ya da bir hicret kapısı açacaktır…

Özet olarak O’na ihlas ile teslim olursak ve ye’se düşmezsek muhakkak bize bir çıkış yolu sunacaktır. Yeter ki kalben buna iman edelim.

Bir menkıbe ile bitirelim;

Bir vakit kuraklık varmış. Ahali bir hak dostuna gelmiş ve demişler ki:

“Ya falanca alim kişi! Senin dua makbuldür, bir dua et de yağmur yağsın, perişan olduk.”

O zat da:

“Toplanın gelin benimle şu dağın başına çıkalım, orada dua edelim demiş.”

Çıkmışlar dağın başına, hak dostu olan alim kişi bakmış herkes orada. Demiş ki:

“Boşuna beklemeyin yağmur yağmayacak!”

“Aman efendim!” demişler. “Daha dua bile etmediniz!”

Hak dostu buyurmuş:

“Ettiğiniz duaya inanmazsanız, Allah niçin onu yerine getirsin? Hem yağmur istiyorsunuz hem de hiçbiriniz yanına şemsiye bile almamış!”

İlave bilgi için tıklayınız:

Acıları hangi kategoriye sığdıracaksınız?
Allah'a karşı istemsiz kırgınlıklar için ne tavsiye edersiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun