İmtihanım ağır geliyor, sabrı nasıl elde edeceğiz?

Tarih: 22.07.2019 - 09:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kuran’da Allah’ın kaldıramayacağımız yükü vermeyeceği yazıyor, ancak bulunduğum durum itibariyle imtihanım bana ağır geliyor. Sabrı nasıl elde edeceğiz?
- Bazen kaldıramayacak hale geliyorum isyan etmek istemiyorum Allah’ın verdiği kaderin en güzeli olduğunu biliyorum ama nefsimi ikna edemiyorum.
- Yıllardır ettiğim dualarım kabul olmuyor. Bazen gücümün yetmediğini hissediyorum. Nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. Allah’a karşı saygısızlık yapmak istemiyorum, ama artık bu imtihana da dayanamıyorum.
- Bu satırları yazarken de acaba edepsizlik olur mu diye de endişeleniyorum. Nasıl düşüneceğimi şaşırdım...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah’ın bu konuda Kur'an’da mealen söylediklerine bakalım:

Hem ilahi bir taahhüt, hem mükemmel bir dua;

“Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz; herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. 

Ey müminler! Şöyle dua ediniz: 

'Rabbimiz! Eğer unutursak veya hata edersek, bizi mesul tutma! 

Rabbimiz! Bizden öncekilere onu yüklediğin gibi, bize de ağır bir yük yükleme! 

Rabbimiz! Kendisine takatimizin yetmeyeceği şeyi de bize yükleme! 

Bizi affeyle! Bize mağfiret et! Bize merhamet buyur! Sen bizim Mevla’mızsın! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!” (Bakara, 2/286)

“Niçin imtihan ediliyoruz?” sorusuna cevap;

“O ki, hanginiz amelce daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattı. Ve O, Aziz’dir, Gafur’dur.” (Mülk, 67/2)

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım!” (Zariyat, 51/56)

Kesinlikle imtihan edileceksiniz;

“Sizi mutlaka biraz korku ve açlık ile biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden bir noksanlık ile imtihan edeceğiz. O halde sabredenleri müjdele!” (Bakara,2/155)

“İnsanlar hiç imtihan edilmeden, sadece 'İman ettik!' demeleriyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebut, 29/2)

“Yoksa, sizden cihad edenleri, Allah'tan ve Resul'ünden ve müminlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri, Allah bilip ortaya çıkarmadan kendi başınıza terk edilip bırakılacağınızı ve imtihan edilmeyeceğinizi mi zannettiniz? Allah yaptıklarınızdan Habîr'dir!” (Tevbe, 9/16)

“Nasıl sabredeceğiz?” sorusuna cevap;

“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan istiane edin, yardım isteyin! Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)

Musibet anında, sabra ihtiyaç olduğunda Allah’ı ve âdetullah’ı hatırlayanlara müjde;

“O sabredenler ki, kendilerine bir musibet geldiği zaman: 'Muhakkak ki biz, Allah’a aitiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na dönücüleriz!' derler. İşte onlara Rablerinden salavat, mağfiretler, bereketler ve bir rahmet vardır. Hidayete erenler de işte ancak onlardır.” (Bakara, 2/156-157)

Allah’ı can kulağıyla ve şeksiz, şüphesiz kavi bir imanla dinlersek,

O’na teslim olur ve bizden istediklerini yaparsak,

Yardımı ondan bilir ve tazarru ile sadece ondan yardım istersek,

Hem sıkıntı dediğimiz, musibet dediklerimizin kalkması için Allah’ın yardımını umarız, ama daha önemlisi; üç günlük dünyanın sıkıntı veya güzelliklerinin de geçici olduğunun farkına varıp, ne sevinçte ne de kederde fazla etkilenmemeyi ve esas yurdumuz ahirette hasat etmek için, burada ekin ekmeğe konsantre olmamız gerektiğini anlarız.

Yoksa dünya hayatı, sevinçleri ve kederleriyle bizi oyalar durur;

“Bu dünya hayatı, bir eğlence ve bir oyundan başka bir şey değildir. Şüphesiz ahiret yurdu ise, elbette asıl hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebut, 29/64)

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür, aranızda bir övünmedir, mallar ve evlat hususunda bir çokluk yarışından ibarettir. Bir yağmurun misali gibidir ki, bitirdiği bitkisi, ekincilerin hoşuna gider; sonra kurur da onu sararmış görürsün; sonra da kuru bir çöp olur. Ahirette ise kâfirler için şiddetli bir azap ve müminler için Allah'dan bir mağfiret ve bir O'nun rızası vardır. Dünya hayatı ise, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir!” (Hadid, 57/20)

“Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyle ise dünya hayatı sakın sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı şeytan, sizi isyana sürüklerken Allah'ın affına güvendirmek ile kandırmasın!” (Fatır, 35/5)

Sanıyoruz her şey, hatta fazlasıyla Kur'an’da açıklanmış. Bize düşen Allah’a iyi kul olmak, bir de elbette kendimizi, kendi vicdanımızla sorgulamak, “Acaba Allah’a ne kadar layık bir kuluz?” diye. Çünkü;

“Sana isabet eden her iyilik Allah'tandır; sana isabet eden her kötülük ise nefsindendir…” (Nisa, 4/79)

Az önce de ifade ettiğimiz gibi, tevekkül ve sabrımızı sağlayacak en önemli şey imanımızı kavileştirmektir. Bu doğrultuda tahkiki imanımızı -canımız tende olduğu sürece- arttırmak ve bunun için başta Kur'an, Kur'an tefsirleri, imanımızı artıracak alimlerin eserlerini okumak, dinimizi iyi öğrenmek ve elbette öğrendikçe de öğretmektir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Sabır ne demektir?
Allah kimseye güçlerinin yetemeyeceği bir şeyle sınamıyorsa neden ...
"İman iki kısımdır, yarısı şükür yarısı sabırdır." buyuruluyor; bunu ...
Başımıza gelen problemlere sabretmek, kendimize veya sorunu ...
Hastalık ve sıkıntılara dayanmak, başımıza gelen bela ve ...
Başımıza gelen hastalık ve musibetlere sabretmek için neler tavsiye ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun