Neden doğuştan olan bazı hastalıkların tedavisi vardır?

Tarih: 12.08.2018 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah (cc) doğuştan olan hastalıkları doğuştan hastalığı olmayan insanların kendi hallerine şükretmeleri için yarattıysa, neden doğuştan olan bazı hastalıkların da tedavisi vardır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Onların kısa süreli de olsa bu halleri, insanların şükretmeleri için yeterlidir. Ancak bu durum onların tedavi edilmemesi gerektiği sonucunu vermez. Şifa verilmesi de ayrı bir şükür vesilesidir.

Sualinizde verdiğiniz hüküm, yani “doğuştan hastalığı olmayanların hallerine şükretmelerinin istenmesi” gene aynı sualin birçok hikmetlerinden sadece bir tanesidir. Kur'an-ı Kerim mealen buyurur:

“Sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve size verdiği şeyler, nimetler hususunda, sizi imtihan etmek için bazınızı bazınızın üstüne derecelerle yükselten de O’dur. Muhakkak ki Rabbin, azabı pek çabuk olandır ve şüphesiz ki O, elbette Gafur, çok bağışlayandır, Rahim, çok merhamet edendir.” (Enam, 6/165)

Bu ayet çerçevesinde her nimete veya musibete bu nazarla bakmalıyız. Hiçbir insan, diğer hiçbir insan ile aynı değildir; ne fiziken, ne ruhen, ne huy olarak, ne imkanca, ne ailece, ne çevrece... kısaca her konuda birbirinden az veya çok mutlaka farklılıklar bulunmaktadır.

İşte bize verilenler ve verilmeyenler, bizim nisap miktarımızı oluşturur. Bunları da Allah rızası istikametinde kullanıp kullanmadığımıza, ne kadar kullandığımıza göre de imtihan bittikten sonra ahirette karşılığını mükafat veya mücazat olarak görürüz.

Burada sualdeki hastalıkların varlığı ve tedavileri meselesine gelince, birçok hikmetinden birkaç tanesini nazara verebiliriz:

Hasta kişi açısından: Kişi bir musibetle imtihandadır. Bu kişi isyan etmeyip, Allah rızası dahilinde hayatına devam ederse, bu hastalığın günahlarına kefaret olacağını umabilir. Bu kişi sebeplere sarılıp tedavi imkanlarını araştırmalı, dua ve namaz ile Rabbine iltica edip şifa dilemelidir. Şu ayetin manasından da bir an dahi gafil olmaması icab eder:

“Sizi mutlaka biraz korku ve açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden bir noksanlık ile imtihan edeceğiz. O halde sabredenleri cennetle müjdele! Onlar ki, kendilerine bir musibet geldiği zaman: 'Muhakkak ki biz, Allah’a aidiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na dönücüleriz!' derler. İşte onlara Rablerinden mağfiretler ve bir rahmet vardır. Hidayete erenler de işte ancak onlardır.” (Bakara, 2/155-157)

Tıp insanları açısından: Marifetullahtan haberdar hekimler bilir ki, hastalığı veren Allah, mutlaka şifasını da vermiştir. Cenab-ı Hak ister ki, kulları tembel tembel oturmasın, araştırsın, bulsun. Özellikle anatominin derinliklerine girsin ki, bir taraftan tedaviyi araştırırken O’nun harika bir sanatı olan insan anatomisi karşısında “Sübhanallah! Maşallah! Barekallah!” desin.

İşte bu sebeple o tedaviyi aramak da bulmak da tıp insanlarının üzerine âdeta vacip kılınmıştır. Araştırmacı hekimler de bu şuurla Allah’tan yardım isteyerek hastalığa çare aramalı ki ileride buna tutulacak başka kişilerin şifalarına vesile olsunlar, böylece Allah’tan muazzam bir ecir kazansınlar. Ayet-i kerimede mealen buyurulur;

“...Kim bir insanın hayatını kur­tarırsa, o takdirde bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir...” (Maide, 5/32)

Diğer sağlıklı insanlar açısından: Onlar da her an hallerine şükür etmeli ve bu şükrün gereğini yerine getirmelidirler.

Yani kendilerine sağlık verilmişse; bütün ibadetlerini ifa etmeli, aileleri ve yakın çevrelerinden başlamak üzere ulaşabildikleri insanlara başta İslamı tebliğ olmak üzere faaliyetlerde bulunmalı, muhtaç insanların, yaşlıların, hastaların, muhacirlerin... ellerinden geldiğince fiziki yardımına koşmalı, bu ve benzeri yaptıklarını da sadece Allah rızasını kazanmak için yapmalıdırlar.

Bütün hadiselere marifetullah nazarıyla bu geniş perspektif ile bakmalıyız ki, arkada olan murad-ı ilahiyi görebilelim ve onun yolunda salih amel işleyebilelim.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun