Allah, neden kendisi insan kılığına girip yardım etmiyor?

Soru Detayı

Allah neden insanların sorunlarına çözüm verirken kendi insan kılığına girip yârdim etmiyor da insanların yardım etmesini bekliyor ve istese insan kılığına girer ve yardım eder.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran’ın birçok ayetinden okuyor ve anlıyoruz ki Allah müminlerine çeşitli biçimlerde yardım etmektedir.

Sonsuz ilmi ve hikmeti  sayesinde kainatın her noktasında, beden gözüyle göremediğimiz melekler veya cinlerle veya başkaca kullarıyla, belki rüzgar veya yağmur gibi yarattığı cansız varlıklarla veya hayvan ve insanlarla yardım etmektedir.

Hem öyle bir yardım ki;

Belki aslında şer olan ve hayır sandığımız bir işte bize zorluk çıkartıp o işi yaptırmayarak..

Belki dünyada sıkıntılı bir duruma düşürüp ve bunu kefaret sayıp, karşılığını kat kat fazlasıyla ahirette ihsan ederek..

Belki hayatımıza imansız birilerini musallat edip onların hidayetine vesile olmamızı sağlayarak..

Belki de aslında hayır olan ve şer sandığımız bir işe mani olup gene o hayır sandığımız işi yaptırmayarak…

Esasen istisnasız her iş ve oluş muhakkak Allah’ın izni ile ancak iki şekilde olur;

Muallak kader dediğimiz olguda, önce kul ister akabinde Allah yaratır. Allah’ın murad etmesi başkadır, çünkü O yalnız hayrı murad eder, kulun isteyip Allah’ın yaratması başkadır. Kul neyin hayırlı olduğunu bilmez ama Allah sonsuz ilmi ile geçmiş, şimdiki zaman ve geleceği ihata ettiği için bilir. Dolayısıyla Allah hikmetine binaen bazen kulun bu istediğinin aksini yaratır. Bu sırr-ı teklif gereğidir. Burada da belki de bize hem bir imtihan hem de bir yardım da olabilir.

Mesela, evde pasaportumuzu unutur ve uçağı kaçırırız, buna hayıflanırken uçağın kaza yaptığı haberini alırız. Veya yeni bir işe başlamak üzereyken evde hastalanır yatarız, iyileştiğimizde iş kaçmış olur, ancak daha güzel bir işe girmemize vesile olmuştur, vb...

Mutlak kader dediğimiz olguda ise kulun hiç bir dahli yoktur. Cinsiyetimiz, ana babamız, milliyetimiz, fiziğimiz, vb...

Bu da gene sırr-ı teklif gereğidir. Bunların da imtihan gereği olduğunu bilip, bize verilen veya verilmeyenlerin bizim hesap vereceğimiz nisap miktarımızı oluşturduğunu bilmeliyiz.

Görme özürlü olan bir kardeşimiz göz zinası, işitme engelli olan bir kardeşimiz de gıybet dinleyemeyeceğinden dolayı, bunlardan hesaba çekilmeyecektir. Ahirette hesaba çekilmekte olan ve gözleri gören birisi belki de hemen diyecek ki keşke ben de üç günlük dünyada görmez olaydım da burada bu çetin hesaba maruz kalmasaydım ve anlayacak ki Allah o  özürlü kuluna belki de dünyada onu böyle yaparak yardım etmiş.

Bize düşen, Cenab-ı Hak için “Hikmetinden ve ilminden sual olunmaz” deyip, her oluşun arkasında O’nun mutlaka var olduğunu bilip, kulluk vazifelerimizi eksiksiz yerine getirmek ve her oluşta Allah’ın muhakkak olayları hayrımıza yarattığını ve bir şekliyle yardım ettiğini bilmektir.

Bu yardımın neticelerini bazen hemen, bazen orta vadede bazen de uzun vade olan ahirette görecek olmamız bu gerçeği değiştirmez.

Başımıza bir musibet geldiğinde hemen mealen şu ayete müracaat etmeliyiz:

“Onlar ki, kendilerine bir musibet geldiği zaman: “Muhakkak ki biz, Allah’a aitiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na dönücüleriz!” derler.” (Bakara 2/156)

Ve unutmamalıyız ki:

“... olur ki, bir şeyden hoşlanmazsınız ama, o sizin için hayırlıdır. Ve olur ki bir şeyi de seversiniz, halbuki o sizin için bir şerdir. Allah ise sizin için hayır olanı bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Ve kesinlikle iman etmeliyiz ki;

“Ey müminler! Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hâli sizin de başınıza gelmeksizin kolayca Cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle fakirlikler ve hastalıklar dokundu ve öyle belalarla sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberindeki iman edenler: “Allah’ın yardımı ne zaman!” diyecek hale gelmişlerdi! Dikkat edin, şüphe yok ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara, 2/214)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
883 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR