Hz. Musa çoban hikayesi nedir, sahih mi?

Tarih: 25.02.2026 - 17:31 | Güncelleme:

Soru Detayı

Mevlana gibi bir zat bu rivayeti nakletmiş, bunun hikmeti nedir? Bu kıssanın başka kaynağı var mı? Bu tür kıssaları, hadis bağlamında değil de, ders çıkarılacak hikaye olarak sahih olmadığını bildiğimiz halde aktarmak caiz midir? Yoksa Resulullah adına yalan rivayet etmek gibi haram mıdır?

Hz. Mûsâ bir gün giderken bir çobana rastladı. Çoban hafif yüksek sesle şu şekilde kendi kendine konuşuyordu: “Ey kerem sâhibi olan Allâhım, neredesin ki Sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Yüce Rabbim sana tâze süt ikrâm edeyim. Bütün keçilerim sana kurban olsun..” deyip duruyordu. Hz. Mûsâ: “Kiminle konuşuyorsun?” dedi. Çoban: “Yeri göğü yaratan Allâh’ımla konuşuyorum” dedi. Mûsâ çobanı azarladı, yaptıklarının yanlış olduğunu, Allâh’a bu şekilde hitâb etmenin doğru olmadığını söyledi. Çobanın dünyâsı yıkılmıştı. Ne yapacağını bilemeden başını alıp gitti, çöllere doğru koşmaya başladı. Biraz sonra Mûsâ’ya Allah’tan şöyle bir hitap geldi: “Ey Mûsâ, senin görevin insanları Benden uzaklaştırmak mı yoksa Bana yaklaştırmak mı? Neden o saf kulumuzu bizden ayırdın? Biz söze, dile bakmayız; gönüle ve hâle bakarız!” diyordu. Hz. Mûsâ çölün yolunu tutarak çobanı buldu ve müjdeyi verdi. Dilediği gibi Rabbine seslenebileceğini bildirdi. (Bk. Mesnevi, C. II, beyit: 1720 vd.)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sorunuz birkaç yönlü:

Hz. Mûsâ–çoban kıssasının mahiyeti nedir, sahih midir?

Bu rivayeti nasıl anlamalıyız?

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî neden böyle bir kıssayı eserine almış olabilir?

Sahih olmadığı bilinen kıssaları ders amacıyla anlatmak caiz midir?

Konuları ayrı ayrı ele alalım:

Hz. Mûsâ – Çoban kıssası nedir, kaynağı nedir?

Bu kıssa, meşhur şekilde Mesnevî’de (II. cilt, 1720 vd.) geçer. Özetle:

Bir çoban Allah’a son derece samimi fakat zahiren teşbih ve tecsime benzeyen ifadelerle hitap eder.

Hz. Mûsâ onu uyarır.

Ardından Allah, Hz. Musa’ya vahyederek kulların gönlüne baktığını bildirir.

Hz. Musa çobana geri dönüp müjde verir.

Hadis kaynaklarında sahih bir rivayet olarak yer almaz.

Dolayısıyla bu kıssa hadis değildir, sahih bir peygamber kıssası olarak kabul edilmez.

Bu kıssa nasıl anlaşılmalı?

Tasavvufî literatürde bu kıssa genellikle şu mesaj için anlatılır:

Allah katında asıl olan kalbin ihlasıdır. Lafzî hatalar, saf ve samimi bir kalp yanında ikinci plandadır. İnsanları dinden soğutacak katı üslup doğru değildir.

Ancak burada çok önemli bir denge vardır:

İslam akaidine göre Allah beşerî sıfatlardan münezzehtir. Çobanın sözleri zahiren teşbih ve tecsim içerir. Bu nedenle akaid açısından doğru değildir.

Bu yüzden, elbette samimiyet önemlidir; fakat samimiyet yanlış inancı meşrulaştırmaz.

Mevlânâ bu kıssayı niçin almış olabilir?

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî’yi bir hadis kitabı veya akaid metni olarak değil, irşad ve temsil kitabı olarak yazmıştır.

Mesnevî’de, temsiller, mecazlar, sembolik hikâyeler, halk anlatıları sıkça kullanılır.

Tasavvuf geleneğinde, hikâyenin tarihsel doğruluğundan ziyade “verdiği mesaj” önemsenmiştir.

Muhtemel hikmet şunlar olabilir:

- Şekilde önemlidir, ancak kalp hassasiyeti daha da önemlidir, buna dikkat çekmek.

- Tebliğde merhameti vurgulamak.

- Dini öğretirken kırıcı olmamayı göstermek.

Ancak bu hikmetler, kıssanın doğru olduğu anlamına gelmez.

Sahih olmadığı bilinen bir kıssa anlatılabilir mi?

Burada mesele çok hassastır.

Bir sözün Peygamber Efendimize, Hz. Mûsâ’ya, başka bir peygambere ait olmadığını bilerek “olmuş gibi” anlatmak caiz değildir.

Bu, bilerek yanlış isnattır.

Ders amaçlı anlatmak

Hadis demeden bir hikaye olarak, “Temsil olarak anlatılabilir”, “Mesnevî’de geçen bir kıssa” denebilir, “Rivayet edilir ki…” gibi isnat zayıflatıcı ifadeler kullanılabilir. Peygamber sözü olduğu iddia edilmez. “Bu olay gerçekten olmuştur” denilerek aktarılması doğru olmaz.

Sonuç

Bu kıssa hadis değildir. Sahih rivayet olarak kabul edilmez. Tasavvufî bir temsildir.

Akaid ölçüsünde zahiri doğru değildir. Mesajı (samimiyet, kırıcı olmamak) doğrudur. Fakat peygambere isnat edilerek anlatılması doğru değildir.

En güzeli şöyle demektir:

“Mesnevî’de geçen temsili bir kıssa vardır. Bu kıssada şu mesaj verilir…”

Bu hem ilmi dürüstlüğü korur hem de ders boyutunu kaybettirmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun