Behlül-i Dânâ Hazretleri hakkında bilgi verir misiniz?

Tarih: 06.11.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebû Vüheyb b. Amr b. el-Muğîre el-Kûf î es - Sayrafî (ö.183/799 [?]) Şahsiyeti meçhul bir sûfî ve hakîm.

Ukalâ-yi mecânînden (deli görünüşlü akıl­lılar) olan Behlûl-i Dânâ Behlûl-i Dîvâne, Sultânü'I-meczûbîn ve Abbasî halifesi Hârûnürreşîd (788-809] ile olan müna­sebeti dolayısıyla Behlûl er-Reşîd diye de anılır. Hakkındaki bilgilerin büyük bir kısmı menkıbe mahiyetindedir. Diğer behlûllere ve meczuplara ait söz ve hi­kâyeler çoğunlukla ona bağlandığı gibi birtakım halk fıkraları da kendisine mal edilmiştir.

Rivayetler Behlûl'ün aslen Kûfeli ol­duğunu ve Bağdat'ta yaşadığını göster­mektedir. Kaynakların verdiği bilgilere göre Behlûl başlangıçta saf ve deli de­ğildi. Sonradan ilâhî cezbeye tutularak kendinden geçtiğine, bir daha kendine gelemediğine ve nefsinin tamamıyla si­linip gittiğine inanılan Behlûl'ün bundan sonraki hal ve hareketleri oldukça garip­tir. Yarı deli haline gelmesine rağmen sözleri nükteli ve iğneleyici, davranışları anlamlı ve uyarıcıdır. Hakkındaki men­kıbelere göre mezarlarda ve harabeler­de dolaşır, yalnızlığı sever, zaman za­man çocukların maskarası olur, onlar tarafından taşlanır, ama o bunları hep hoş karşılardı. Behlûle atfedilen fıkra ve hikâyeler hem güldürücü hem düşün­dürücüdür.

Bazı menkıbeler onu Hârûnürreşîd'in kardeşi, bazıları yeğeni, bazıları da ne­dimi olarak gösterir. Hârünürreşîd'e ger­çekleri hiç çekinmeden söylediği, hatalarını çeşitli biçimlerde yüzüne vurarak onu doğru yola getirmeye ve uyarmaya çalıştığı, bunun için de eline geçen fır­satları kaçırmadığı rivayet edilir. Behlûl-i Dânâ diğer behlûller gibi gülmesi ve kahkahasıyla da meşhurdur. Sorulan soru­lara ekseriya gülerek, bazan kahkaha atarak cevap verir, ancak bu alaycı tavır­ları genellikle bir uyarı ve öğüt anlamı taşırdı. Behlül-i Dânâ'nın vefatı bazı kaynaklarda 190 (806) olarak da belirtilmek­tedir.

Behlûl tasavvufî eserlerde Allah âşı­ğı bir sûfî ve velî olarak gösterilmiştir. Muhyiddin İbnü'l-Arabî, Abdülvehhâb eş-Şa'rânî, Abdürraüf el-Münâvî ve hatta İbnü'l-Cevzinin eserlerinde onun Hak âşı­ğı bir meczup olduğu önemle belirtilmiş­tir. Attâr'ın İlâhînâme'sinde, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevisinde, Yâfiî'nin er-Ravzü'r-reyahin'inde ona ait fıkra ve menkıbeler anlatılmıştır. Nefzâvî, er-Ravzü'l-âtır'da Behlûl'ü âşıka­ne hikâyelerin kahramanı olarak gös­termiştir. İbn Kuteybe'nin Uyûnü'l-ahbar'ında, İbn Abdürabbih'in el-İkdü'l-ferîd'inde, Lâmiî Çelebi'nin Letâifnâme'sinde Behlûl-i Dânâ menkıbelerine yer verilmesi, bu fıkraların halk arasın­da geniş çapta yayıldığını göstermesi bakımından önemlidir. Behlûl-i Dânâ'nın menkıbe ve fıkraları Arap ve İran edebiyatında ol­duğu gibi Türk halk edebiyatında da önemli bir yer tutmaktadır.

Şiî kaynakları Behlûl'ün İmam Ca'fer es-Sâdık'ın (ö. 148/765) talebesi oldu­ğunu, aslında Şiî olduğu halde takıyye gereği Sünnî göründüğünü, hatta baskı görmemek ve fikirlerini serbestçe ifade etmek için deli olmadığı halde deliliğe vurarak kendini korumaya çalıştığını kay­dederler. Tarih bakımından bu husus mümkün olmadığı için onu on iki imam­dan Mûsâ el-Kâzım'ın veya Ali er-Rızâ'nın talebesi sayanlar da vardır. Ancak onun Şiî olduğunu gösteren hiçbir ilmî delil yoktur.

Behlûl'e ait olduğu ileri sürülen ve ba­zı kütüphanelerde nüshalarına rastla­nan el-Kaşîdetü'I-Bühlûliyye sonraki de­virlerde derlenmiştir.

(Diyanet İslam Ansiklopedisi, Behlül-i Dana md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun