İslam’a göre kaç yaşındaki kadın yaşlı sayılır ki halvet durumu olmasın?

Soru Detayı

1) Yaşlı kadından kasıt kaç yaş üstüdür?
2) Yatılı kalma durumunda halveti açıklar mısınız?
- Akraba veya tanıdıklarda yatılı kalma durumunda ister istemez evin erkeğinin işe gittiği, evin kadının evde kaldığı durumlarda tek başımıza bu evde yatılı kalıyorsak ne yapmalıyız?
- Mesela evin erkeği gelene kadar bütün gün dışarıda mı dolaşmalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Yaşlı, yani cinsî yakınlıkta bulunamayacak durumdaki bir kadınla halvet söz konusu olmaz. Ve yine yaşlı erkek ile yaşlı kadının, birlikte sefere / yolculuğa çıkmaları da caizdir. Özetle, ihtiyar kadının selamına cevap vermek, onunla musafaha etmek (elini öpmek) ve halvet de caiz olur. [bk. İbn Nüceym, el-Eşbah ve`n-Nezâir (Hamevi şerhi ile birlikte) Matbaa-i Âmire; 3, lll]

Cevap 2:

Sözlükte “bir yerin boş olması, o yerde hiç kimsenin, hiçbir şeyin bulunmaması; yalnız kalma veya biriyle baş başa kalma” anlamlarına gelen "halvet" kelimesi, dinî literatürde, aralarında nikâh bağı ve devamlı evlenme engeli bulunmayan bir erkekle kadının baş başa kalmasını, fıkıh terimi olarak sahih bir nikâhtan sonra karı kocanın, üçüncü bir kişinin izinsiz muttali olamayacağından emin bulundukları bir yerde cinsî birleşme olmaksızın baş başa kalmalarını ifade eder. Halvete ifdâ da denir.

Evli olmayan ve aralarında devamlı bir evlenme engeli de bulunmayan bir erkekle bir kadının başkalarının giriş ve görüşüne açık olmayan kapalı bir mekânda baş başa kalması İslâmiyet’te yasaklanmış, İslâm âlimleri bir koruma tedbiri mahiyetindeki bu yasaklamanın kapsamı, derecesi ve amacı üzerinde farklı fikirler ileri sürmüşlerdir.

Fıkıh literatüründe ise, halvet teriminin daha dar bir anlam kazandığı ve bu terimle, kadın ve erkeğin nikâh akdi sonrasında başkalarının muttali olamayacağı kapalı bir mekânda ve cinsî münasebete bünyevî, şer‘î veya tabii bir engelin bulunmaması kaydıyla baş başa kalmasının kastedildiği görülür. Böyle bir halvetin gerçekleşmiş olup olmaması kadının sosyal itibarını, mehir, nesep, iddet gibi maddî ve mânevî haklarını ve görevlerini yakından ilgilendirdiğinden, fakihler bu konuyu ayrıntılı biçimde ele almış ve hangi durumlarda halvetin gerçekleşmiş sayılacağına dair birtakım ölçüler getirmeye çalışmışlardır.

Geniş anlamda halvetin, yani evlenmeleri dinen mümkün olan, fakat aralarında evlilik bağı bulunmayan bir kadınla bir erkeğin kapalı bir mekânda yalnız kalmasının, cinsî birleşme olmadığı sürece mehir, iddet, nesep gibi hukukî bir sonuç doğurmayacağı açıktır. Ancak böyle bir beraberlik harama yol açacak durumların önlenmesi, tarafların iffetinin korunması amacıyla câiz görülmemiştir.

Bu yasaklamayı, İslâmiyet’in ırz, namus ve şerefin korunmasına büyük önem atfetmiş ve bunun için bir dizi tedbir almış olmasıyla açıklamak gerekir. Hz. Peygamber (asm), bir erkekle, dinen evlenilmesi meşrû (nâmahrem) olan bir kadının arada nikâh bulunmaksızın baş başa kalmasını yasaklamıştır. (Buhârî, Nikâh, 111, 112; Müslim, Hac, 424; Selâm, 19)

Aynı şekilde birbirlerine karşı şehvet duyan kadınla kadının ve erkekle erkeğin halvette kalmaları da haram sayılmıştır. Ancak yanlarında başkasının bulunması halinde halvet gerçekleşmez.

Nişanlıların halveti de birbirlerine yabancı olanların halveti hükmündedir. Bir kadının sahih halvet teşkil etmeyecek şekilde, meselâ girişin engellenmediği, insanların görebileceği, ancak konuşulanların duyulamayacağı bir yerde güvenilir bir erkekle bir arada bulunup ona soru sormasının veya şikâyetini arzetmesinin dinen bir sakıncası yoktur. (Aynî, Umdetü’l-Karî, XVI, 418)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun