Güneşin altında ölüme terk etmek günah değil mi?
Peygamberimiz (asm) ceza olarak işkence yöntemini ne sebeple tercih etmiştir?
Genel itibariyle İslam'da ceza olarak dahi işkence kabul edilmezken, Peygamberimiz (asm) ceza olarak işkence yöntemini ne sebeple tercih etmiştir?
Şüphesiz peygamberimiz bunu gerçekten yaptıysa hak olanı yapmıştır lâkin ne sebeple yaptığını merak ediyorum. Ünlü deve idrarı hadisini bilirsiniz, deve idrarı meselesine odaklanılırken, ben onun son kısmındaki olay ile ilgili merak içerisindeyim. ''Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Muhammed’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Muhammed, çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütünden ve idrarından içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz. Muhammed birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Muhammed onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti.'' Buharî, Vudu, 66; Tıp, 5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ahmed b. Hanbel III/107,163; Ebu Davud, Hudud, 3; Tirmizi, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8-9 Son kısım sahih bir rivayet midir? Tercümesi doğru mu? Şayet doğru ve sahih ise, açıklaması nedir?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, bazı rivayetlere göre, katiller güneşin altında ölüme terk edilmeyip asılmışlardır. (bk. Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8)
Güneşin altında ölüme terk edilmeleriyle ilgili rivayetler tercih edilirse, bu durumda söz konusu olan, keyfî bir işkence değil; suçun karşılığı olarak uygulanan bir cezadır.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
Rivayet sahih midir? Tercüme doğru mu?
Sözünü ettiğiniz olay, başta Sahih Buhari ve Sahih Müslim olmak üzere temel hadis kaynaklarında geçer. Bu sebeple rivayet, hadis usulüne göre sahih kabul edilmiştir.
Rivayetlerde şu unsurlar yer alır:
Bu kişiler Medine’ye gelip Müslüman olmuşlardır.
Hastalanınca Hz. Peygamber (asm) onları zekât develerinin bulunduğu yere göndermiştir.
İyileştikten sonra çobanı öldürmüş, develeri gasp etmiş, dinden dönmüş (irtidat etmiş), yakalanınca ağır bir ceza uygulanmıştır.
Bazı rivayetlerde özellikle çobanın gözlerine mil çekildiği de zikredilir. Bu detay, cezalandırmanın “misilleme/kısas” boyutuna delil olarak değerlendirilmiştir. Çünkü bunlar çobanın gözüne mil çekmişlerdir. (bk. Fethu’l-Bari, 12/111)
Dolayısıyla metnin genel çerçevesi doğrudur; ancak tercümelerde bazen olay sadeleştirilerek aktarılır, bu da bağlamın kaybolmasına yol açabilir.
Bu bir “işkence” midir?
İslam hukukunda işkence (keyfî eziyet) yasaktır. Ancak burada basit bir suç değil, adam öldürme (kasten), silahlı gasp, devlete karşı silahlı başkaldırı (hirâbe), dinden dönme (irtidat) gibi suçların birleşimidir.
Bu tür suçlar, Kuran’da geçen Maide 5/33 ayeti kapsamında değerlendirilmiştir:
“Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri yahut asılmaları yahut da el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu onların dünyada çekecekleri rezilliktir, ahirette ise onlara büyük bir azap vardır. Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tövbe edenler hariç, bilin ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Fakihler bu ayetin “hirâbe suçu”na dair olduğunu belirtir.
“Ceza amelin cinsindendir” ilkesi
Alimler, bu olayda uygulanan cezanın kısas çerçevesinde olduğunu ifade ederler.
Çobanı öldürdüler, kısas olarak ölüm cezası uygulanmıştır.
Gözlerine mil çektiler, aynı şekilde karşılık verilmiştir.
Silahlı gasp yaptılar, hirâbe cezası uygulanmıştır.
Bu, İslam ceza hukukunda “misilleme/kısas” prensibi olarak değerlendirilmiştir; keyfî işkence olarak değil.
Peygamberimiz (asm) neden böyle hükmetti?
Burada birkaç ihtimal üzerinde durulmuştur:
a) Olay çok ağır bir kamu güvenliği suçu idi. Bu kişiler sadece bireysel suç işlemedi; yeni kurulan Medine toplumunda silahlı eşkıyalık yaptılar.
b) Bu ceza Kuran’daki hükmün uygulamasıydı. Birçok müfessire göre Maide 5/33 ayeti bu olay üzerine veya bu tür olaylar hakkında nazil olmuştur.
c) Caydırıcılık boyutu. Bu tür olayların engellenmesi ve devlet otoritesini korumak için ağır yaptırımlar uygulanır.
“Güneşte ölüme terk” meselesi
Bu uygulama daha sonra yasaklanan “ateşle azap” kapsamına girmez.
Ancak sonraki uygulamalarda bu tarz cezanın devam etmediği görülür. Fakihlerin çoğu, bu olayın özel bir durum olduğunu kabul eder.
Modern hassasiyet açısından mesele
Allah’ın kanunları, hem suç işleyene gerçek bir ceza hem de benzer suçların önüne geçmek için önemli bir caydırıcılık sağlar. Bu nedenle ayette, kısasta hayat vardır, buyurulmuştur. (Bakara 2/179)
Yani, bu tür suçları işleyecek olanların da aynı cezanın kendisine de verileceğini bilmeleri, onların bu suçlardan vazgeçirecektir. Bu da hem öldürmekten hem de ölmekten koruyacaktır. Böyle ikisi de hayatta kalacaktır.
Demek ki, cezanın varlığından esas maksat suçtan uzak tutmaktır. Buna koruyucu hekimlik gibi koruyucu hukuk denilebilir.
İslam hukukunda işkence prensip olarak yasaktır; bu olay, fıkıhta “yargısız işkence” değil, çok ağır birleşik suçlara verilen karşılık olarak görülmüştür.
Unutmamak gerekir ki, “Yaratan bilmez mi (elbette bilir).” (bk. Mülk, 67/14)
Şu halde; yapan bilir, elbette bilen konuşur.
Sonuç
- Rivayet sahih kaynaklarda vardır.
- Tercümenin ana çerçevesi doğrudur.
- Olay İslam hukukunda “işkence” değil, “hirâbe ve kısas cezası” olarak değerlendirilmiştir.
- Bu ceza, İslam hukuk sistemi bağlamında ele alınmıştır. Ceza hem adildir hem de caydırıcıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Maide 33. ayette diri diri çarmıh cezası mı var?
- Cezası belli olmayan suçlar karşılıksız mı kalır?
- İslamiyet'de işkencenin yeri var mıdır?
- Peygamberimiz deve idrarının içilmesini tavsiye etmiş midir?
- CELD
- Kuran-ı Kerim'de recm cezası var mıdır?
- Modern hukukun, İslam hukukundan daha insani olduğunu savunan birine nasıl cevap verilebilir?
- İslam'a göre suçlu niçin cezalandırılır?
- Din, cihad ve zorlama: İslam barış dini midir?
- Had cezalarında af yetkisi kimlerdedir?