Peygamberimiz kızını dudağından mı öpmüş?
Hayatüs sahabe kitabını okurken bir rivayet okudum. "Allah Rasulü bir gazadan döndü. Mescide girerek iki rekât namaz kıldı.... Sonra Hz. Fatıma'nın halini sorar, sonra zevcelerine giderdi. Bir ara seferden geldi. Hanımlarının evine gitmeden önce Hz. Fatıma'nın yanına vardı. Fatıma onu kapıda karşıladı. Onun yüzünü (bir rivayete göre ağzını), gözlerini öpüyor ve ağlıyordu. Resulü Ekrem 'Niçin ağlıyorsun?' diye sorunca Hz. Fatıma ' Ey Allah'ın Resulü! Senin rengin solmuş ve elbiselerin çürümüş olarak görüyorum. Bundan dolayı ağlıyorum.' dedi. Resulü Ekrem ona ' Ey Fatıma ağlama, Cenabı Hak senin babanı öyle bir işle vazifelendirmiştir ki yeryüzünde çamurdan yapılmış hiçbir ev, kıldan yapılmış hiçbir çadır ve hiçbir otağ kalmayacaktır ki Allah oraya izzeti veya zilleti sokacaktır..." Bu rivayette "bir rivayete göre ağzını öptü" ifadesi kalbimi rahatsız etti. Peygamber efendimizin ahlakına peygamberliğine imanım tamdır elhamdülillah, sadece kalbimi mutmain etmek için sormak ihtiyacı hissediyorum; çünkü aklımda bir yerlerde beni rahatsız ediyor bu ifade. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyım?
Değerli kardeşimiz,
Tercümede hata var. yanlış yapmış olmalılar.
تلثم فاه cümlesi “ağzını örtüyor” demektir. Yani Hz. Fatıma bir yandan ağzını örtüyor (tesettür) bir yandan da ağlıyordu.
“…ki Allah oraya izzeti veya zilleti sokacaktır..." şeklindeki çeviri de uygun değil. Efendimiz şunu söylüyor. “Bu din her eve ya izzet veya zillet ile girecek.” Yani iman edenler aziz olacak, iman etmeyenler de vergiye filan bağlanarak ve bir manada aşağılanmış olarak yaşayacaklar.
Sahih hadislere göre Peygamberimiz (asm) kızı Fâtıma’yı başından ve alnından öpmüştür, ağzından asla öpmemiştir.
Bahsettiğiniz hadisin metni şöyledir:
كان رسول الله - صلى الله عليه وآله وسلم - إذا رجع من غزاة أو سفر أتى المسجد ، فصلى فيه ركعتين ثم ثنى بفاطمة - رضي الله عنها - ، ثم يأتي أزواجه
، فلما رجع خرج من المسجد تلقته فاطمة عند باب البيت تلثم فاه ، وعيناها تبكي ، فقال لها : " يا بنية ما يبكيك ؟ " قالت : يا رسول الله ، ألا أراك شعثا نصبا قد اخلولقت ثيابك ، قال : فقال : " فلا تبكي ، فإن الله - عز وجل - بعث أباك لأمر لا يبقى على ظهر الأرض بيت مدر ، ولا شعر إلا أدخل الله به عزا أو ذلا حتى يبلغ حيث بلغ الليل
هذا حديث صحيح الإسناد ، ولم يخرجاه
Resulullah (asm), bir gazadan veya bir seyahatten döndüğünde önce mescide gidip iki rekat namaz kılardı. Sonra Hz. Fatıma’yı ziyaret eder, ardından hanımlarına giderdi.
Bir seferinde mescitten dönerken, Hz. Fatıma kapıda onu karşıladı, ağlarken dudaklarını kapattı (tesettür ve edep gereği) ve gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Resulullah (asm) ona sordu: Ey kızım! Neden ağlıyorsun?
Hz. Fatıma şöyle cevap verdi: Ey Allah’ın Resulü! Seni yorgun, elbiselerin kirlenmiş ve dağılmış olarak gördüğüm için ağlıyorum.
Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:
“Ağlama, çünkü Allah (azze ve celle) babanı öyle bir işle görevlendirdi ki, yeryüzünde hiçbir ev, kıl çadır veya otağ kalmayacaktır ki Allah oraya ya izzet (şeref) ya da zillet (aşağılanma) sokmasın. Bu durum, tıpkı gecenin ulaştığı yere kadar her yere ulaşacaktır.”
Görüldüğü üzere, تلثم فاه ifadesinin doğru anlamı: “dudaklarını kapattı / ağzını örtüyordu.” demektir
Peygamberimizin kastı da, bu dinin hükmü ve Allah’ın kudreti her eve, topluma veya topluluk içine ya şeref ya da aşağılanma ile yansıyacak demektir.
Aileyi yüceltme veya aşağılama bağlamında değil, iman eden ve etmeyen toplumlar açısından bir adalet ve denge prensibidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet