Ayete göre, Allah sadece kafirleri mi cezalandırır?

Soru Detayı

Sebe suresi 7. ayette "Biz, küfredenlerden başkasını cezalandırır mıyız?" deniliyor. Halbuki bazı günahkar müminler de ceza görüyorlar? Bu durumda ayeti nasıl anlamak gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin yeri ve meali şöyle: “Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız!” (Sebe, 34/17)

Bu ayetin ifadeleri birkaç şekilde yorumlanabilir:

a) Küfür kelimesi, bilinen inkarcılık yanında, nimeti inkar etmek anlamındaki ‘nankörlük” manasına da gelir. Bizim verdiğimiz mealde olduğu gibi, ayette ‘el-kefûr’ kavramı, çok nankör manasında kullanılmıştır. Farklı derecelerde nankör olan kafirlerin cezası ile müminlerin cezası da farklı olur.

b) Ayette zikredilen ‘küfür’ kavramı asıl manasında olmakla beraber, zikredilen ‘ceza’dan maksat, kafirlere mahsus olan ‘Ikab”dır. Onların cezası ise ebedi cehennemdir.

Ayetin “inkâr/ nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık” mealindeki  ilk cümlesi, burada yalnız kâfirlerin muhatap olduğunu göstermektedir. Zemahşeri’ye göre burada ‘ceza’ kavramına, müminleri de kapsayacak şekilde umumi bir mana vermek doğru değildir. (bk. Zemahşeri, ilgili ayetin tefsiri)

c) Bir önceki ayette yer alan “Doğrusu, Sebe' kavminin yurdunda da onlar için bir ayet vardı. Onlar sağ ve sollarından, iki taraflı bağlarla çevirilmişlerdi. (Onlara:) ‘Rabbinizin rızkından yiyin de Ona şükredin. İşte size tertemiz bir belde ve ziyadesiyle bağışlayıcı bir Rab!’(denilmişti). Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de onların üzerine barajlarını yıkan bir sel gönderdik ve o iki taraflı bağlarını buruk meyveli, acı ılgınlı ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.(Sebe, 34/15-16) mealindeki ifadelerden anlaşıldığı üzere, buradaki ceza, kafir olan sebe halkına mahsus olarak zikredilmiştir. Bu ceza ise, ayette zikredilen dünyevi azaptır.

Buna göre, “Biz inkar eden, nankörlük eden kimselerden başkasını cezalandırır mıyız!” cümlesi, Sebe halkı gibi BELLİ kafirlere, ceza da dünyada verilmiş olduğu bildirilen BELLİ bir cezadır.

d) Bazı alimlere göre, mücazat ile ceza arasında fark vardır. Ceza, musibetlerin günahlara kefaret olduğu yerde; mücazat ise, kefaret olmadığı yerde kullanılır. Kefaret olduğu yer müminlerle ilgilidir. Çünkü kafirlerle ilgili bir kefaret söz konusu değildir. Ayette ise,  ceza vermekle ilgili kullanılan fiil “nücazi”dir ki, mastarı ceza değil, mücazattır. Bu da söz konusu cezanın yalnız kafirler için geçerli olduğunu göstermektedir.

e) Bu ayetten müminlerin ceza almayacağına dair bir düşünce boş bir vehimden ibarettir. Elbette müminler de -Allah’ın affı hariç- işledikleri suçlarının cezasını çekelerler.

Fakat soruda geçen ayetteki cezanın “istisal” (kökünü kazıma) cezası olduğu ayetten anlaşılmaktadır.

Müminler ise böyle bir cezaya çarpılmaz. Demek ki, buradaki ceza kafirlere mahsus bir ceza şeklidir. (İbn Aşur, ilgili yer)

e) Keza, Kuran’da genellikle “iman-küfür” muvazenesine yer verilmiş ve bu karşılaştırmalarda da -genellikle- cennetlik olan mükemmel mümin ile cehennemlik olan mutlak kafirlerin durumuna yer verilmiştir. Günahkâr müminlerin durumu Allah’ın af kapsamında olduğu için, onlara ayrı bir başlık açılmamış gibidir. Çünkü, imanla kabre girdikten sonra, Allah dilerse müminin günahlarını bağışlar, dilerse cehennemde bir süre ceza verdikten sonra oradan çıkarıp cennete gönderir.

Demek ki, önemli olan imanla kabre girmektir!

Ayrıca, kafirlerin dünyevi cezaları uhrevi cezaya bir ilavedir. Fakat müminlerin dünyevi cezaları ise, uhrevi cezalarının -derecesine göre- tamamen veya kısmen düşmesine vesile/kefaret olur. (krş. İbnu’l-Cevzi, ilgili ayetin tefsiri)

Bütün bu açıklamalar gösteriyor ki, söz konusu ayette bir tenakuz bulunmamaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
188 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun