Allah'ın ve Resulünün askeriyim demek doğru mu?
- Bir Müslüman bunu söyleyebilir mi?
- Bir Müslüman "Ben Allah'ın ve onun Resulünün askeriyim, ben onların ordusundanım." diyebilir mi?
- Bunun herhangi bir sakıncası var mı?
Değerli kardeşimiz,
Bunun manası: “Ben İslam dinine taraftarım, Kur’an ve sünnetin emir ve yasaklarına göre hem kendimi hem de başka insanları ıslah etmeye çalışacağım.” şeklinde anlaşılabilir. Kişinin içinde, tasavvurunda İslam’a aykırı bir düşünce olmadığı sürece bunda bir sakınca yoktur.
Dünya Bir Kışla, Ben Allah’ın Askeriyim
Dünya, geçici bir misafirhane; insan ise burada belli bir görev için bulunan bir misafirdir. Her mümin, bu kışlada nöbet tutan bir asker gibidir. Komutan-ı Ezelisi Allah’tır; emirleri Kuran ve sünnettir; yol göstericisi ise Hz. Muhammed’dir (asm).
“Ben Allah’ın ve Resulünün askeriyim” diyen bir mümin, bu sözü kibirle değil, Allah’a kulluk ve sadakat, Resulüne (asm) ümmet ve ona uymak bilinciyle söyler. Bu sözün manası şudur:
“Ben, Rabbimin emrinde bir kulum; Resûlünün izinde bir yolcuyum. Dinin ve hakikatin hizmetinde bir neferim.”
“Ben Allah’ın askeriyim” demek, güç göstermek değil, itaat ve teslimiyetin ilanıdır. Bu söz, “Ben onun emrine amadeyim, vazifemi yerine getirmek için buradayım.” demektir. Mümin, Rabbinden gelen her emri bir görev bilinciyle karşılar; sabırla, gayretle ve ihlasla yerine getirmeye çalışır.
Asker, komutanına itaat eder; mümin de Rabbine boyun eğer. Asker, nöbetini terk etmez; mümin de ibadetini ve ahlakını korur. Askerin zaferi komutanının emrine uymakla mümkündür; müminin kurtuluşu da Allah’ın rızasına bağlıdır.
Kuran’da şöyle buyrulmuştur:
“Şüphesiz Allah’ın ordusu (askerleri) galip gelecektir.” (Saffat, 37/173)
Bu ordunun askerleri, imanla, sabırla ve merhametle mücadele eden kimselerdir. Dolayısıyla “Ben Allah’ın askeriyim.” diyen bir kimse, aslında şunu demektedir:
“Ben Allah’ın rızası için yaşayan, onun emrinde hizmet eden bir kulum. Bu dünya kışlasında nöbetim bitene kadar görevimin başındayım.”
“Resulullah’a askerim.” demek ise, onun (asm) davasına bağlılık yemini etmektir.
Bu ifade bir savaş çağrısı değil, bir sadakat sözüdür. Yani:
“Ben, Resulullah’ın getirdiği hakikatlerin savunucusuyum. Onun sünnetine bağlı, onun ümmetinden bir neferim.”
Bu anlayış, insanın Allah’a kulluk, onun elçisine ümmet bilincini tazeler.
Kendini dünyanın kışlasında, Allah’ın askerî bir neferi gibi gören kişi, vazifesini unutmadan yaşar, sabrını kaybetmez, görevini şerefle tamamlar.
Dünya, asker ocağı gibidir; kimisi sabırla nöbet tutar, kimisi emri unutur, kimisi nöbetini şerefle tamamlar. Asıl zafer, görevi bitince Rabbine yüz akıyla dönmektir.
Ve bir gün “terhis emri” geldiğinde, huzurla der ki:
“Ya Rabbi! Emrini yerine getirmeye çalıştım, nöbetim bitti, sana dönüyorum.”
Bu anlayışla “Ben Allah’ın ve Resulünün askeriyim.” demekte hiçbir sakınca yoktur. Yeter ki kişi bu sözü itaat, sevgi ve teslimiyet niyetiyle söylesin.
Bu, bir gurur değil; bir kulluk yemini, bir iman sadakatidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Sünnet Nedir?
- Peygamberimizin sevdiği Müslüman nasıl olmalıdır?..
- Dünyevi isteklerden kurtulup Allah'ın rızasını aramaya nasıl yönelebilirim?
- Azizler ve zeliller
- Doğru düzgün zikir nasıl yapılır?
- Neden Allah için iyilik yaparız; bu bir yalakalık mıdır?
- BAŞI BOŞ DEĞİLLER
- Ben kazanıyorsam neden zekat vereyim; niye infakta bulunayım?
- Amel imandan bir cüz müdür?
- Neden yaşamalıyım; neden varım, bilmiyorum? Aslında nedensiz yaşıyorum...