Allah ve resulü bilir, ne demektir?

Soru Detayı

Bir çok hadiste sahabeler, "En doğrusunu Allah ve Resulü bilir" gibi şeyler diyorlar. ​Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem haşa her şeyi bilemediği için, çünkü her şeyi bilen Allah'tır, bu ifadeyi nasıl anlamalıyız? "En doğrusunu Resulullah sallallahu aleyhi vesellem bilir" ifadesiyle ne denilmek isteniyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuda alimlerin farklı yorumları vardır. Araştırmamızda, değerlendirmeye uygun bulduğumuz bazı bilgileri şöyle aktarabiliriz:

1) Allah’tan başka -peygamberler dahil- hiç kimse gaybı bilmez. “De ki: Allah’tan başka, göklerde ve yerde onlardan hiç kimse gaybı bilmez.” (Neml, 27/65) mealindeki ayet ve benzerlerinde (Araf: 188, Enam: 59) bu hususun altı çizilmiştir. Bu konuda ittifak vardır.

2) Hz. Peygamber (asm), Allah’ın kendisine öğrettiği kadarıyla, başka insanların bilmediği ilimleri bilir. “Allah gaybı bilendir. Gayıb bilgisini razı olduğu bir elçisinin dışında hiç kimseye açmaz.” (Cin, 72/26-27) mealindeki ayette bu hakikate vurgu yapılmıştır.

3) Herhangi bir konuda “Allah ve resulü bilir” ifadesinde “Hz. Peygamberin de Allah’ın bildiği her şeyi bilir.” manasını çıkarmak doğru değildir.

Bu açıdan bazı alimler, “Bu ifadenin vahiy kapsamında yer alan şer’i meselelerde kullanılabilir. Fakat bu kapsamın dışında kalan konularda kullanılması caiz değil” demişlerdir. (bk. Mecelletu’d-da’ve, Sayı: 1844)

Hz. Peygamberin, birer gaybi bilgi olan  “ahiret aleminden, cennetten-cehennemden, ahirzamandaki olaylardan, Hz. İsa’dan, Hz. Mehdiden, Yecüc Macudan, Kâbenin yıkılacağından haber vermesi” Allah’ın bildirmesiyle meydana gelen bir bilgidir.

4) Diğer bir kısım alimlere göre,  Hz. Peygamberin hayatında “Allahu ve resulühû a’lemu/Allah ve resulü bilir - daha iyi bilir” ifadesinin kullanılması, şer’i meselelerin dışında da caizdir. Fakat vefatından sonra kullanılması caiz değildir. (bk. Fetava’l-Leceneti’d-daimeti lil-ulum, 3/241)

5)  Bunun Hz. Peygamberin hayatında da vefatından sonra da kullanılmasının caiz olduğunu söyleyen alimlerin delillerinden bazıları şunlardır:

a) Kuran’da yer alan Aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah'a ve elçisine götürün." (Nisa, 4/59) mealindeki ayetin manası, bazı alimlere göre: “ ‘Allah ve resulü bilir’ deyin” demektir. (bk. İbn Atıyye, 2/146; Beğavi, 2/173; Nahhas/Maani’l-Kur’an, 2/124)

b) Sünnette de bunun yeri vardır. Sahabe ve daha sonraki dönemlerde hep kullanılagelmiştir. Mesela: Kâb b. Malik, Ebu Katade’ye: “Allah için söyle; Sen benim Allah’ı ve resulünü sevdiğimi bilmiyor musun” diye sorduğunda Ebu Katade: “Allah ve resulü bilir.” Diye cevap vermiştir. (Buhari, hno: 4418)

c) Abdulkays kabilesinden bir heyet -dini öğrenmek için- Hz. Peygamberin yanına geldi. Sohbet arasında Peygamberimiz onlara: “Bir tek Allah’a iman etmenin ne anlama geldiğini bilir misiniz?” diye sordu. Onlar: “Allah ve resulü bilir” dediler. (bk. Buhari, hno:53)

d) Sahabeden sonraki alimler arasında da değişik vesilelerle “Allah ve resulü bilir.” ifadesi çokça kullanılmıştır. (bk. Tirmizi, 1/482; Beyhaki/el-Kadau ve’lş-kader, 1/482; Taberani/el-Evsat, 9/284; İbnu’l-Cevzi,/Keşfu’l-Müşkil, 1/916; İbn Haldun/Mukaddime, 1/16, 66; Neylu’l-Evtar, 13/195)

Özetle: Eskiden beri selef ve halef alimleri -kayıtsız şartsız- bu ifadeyi kullanmışlardır. Bununla beraber, hiç bir İslam alimi, Hz. Peygamberin -haşa- Allah gibi bütün her şeyi bildiğini söylememiştir.

Öyle anlaşılıyor ki, Kuran’ın bir çok ayetinde Allah ile birlikte Resulüne de yer verilmiş olması, alimler için bir kullanım anahtarı olmuştur.

Asıl maksat, bilginin havale edildiği yer yalnız Allah da olsa, Hz. Peygamberin zikri, Kuran’a ittiba ile edep takınmak ve teberrüken söz konusu etmek için bu ifadeyi kullanmış olabilirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.198 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR