Peygamber Efendimiz, Ebu Leheb'i, Tebbet suresi indikten sonra da davet etmiş midir?

Tarih: 28.09.2012 - 00:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Peygamber Efendimiz (asm)'in Ebu Leheb’e davet için yetmiş veya daha fazla gittiğini biliyoruz. Acaba bu davetler Tebbet suresi nazil olmadan önce miydi, yoksa Tebbet suresi nazil olduktan sonra da davete devam etmiş midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Araplarda yetmiş sayısı kesretten kinayedir. Onun için Peygamberimiz (asm)'in mutlaka Ebu Leheb’e “yetmiş veya daha fazla gidip onu İslam’a davet etmiş” olduğunu söylemek fazla isabetli değildir. Çokça davet etmesi, “yetmiş defa...” tabirini kullanmak için yeterlidir.

- Bazı alimler Tebbet suresine dayanarak Allah’ın teklif-i ma layutak yapabileceğini savunmuşlardır. Çünkü, bu surede “Ebu Leheb’in iman etmeyeceğini, imansız öleceğini...” bildirirken, öbür yandan herkes gibi Ebu Leheb de iman etmekle mükelleftir. Bunun manası şudur: “Ebu Leheb, imansız öleceğine iman etmek zorundadır.” Bu da ancak teklif-i ma layutak ile izah edilebilir. (bk. Razî, Tebbet suresinin tefsiri)

- Ancak kaynaklarda, bu surenin inişinden sonra Hz. Peygamber (asm)'in Ebu Leheb’i iman etmeye davet ettiğine dair herhangi bir bilgiye rastlayamadık. Zaten, bir yandan Hz. Peygamberin onun asla iman etmeyeceğini ilan etmesi, öbür yandan yine de kendisini imana davet etmesi söz konusu olsaydı, bu açık bir çelişki olurdu. Allah ve Resulü böyle çelişkilerden münezzehtir.

- Bu sebeple, bizim kanaatimize göre, bu surenin inişinden sonra Ebu Leheb iman etmeye davet edilmemiştir. Âdeta, Cenab-ı Hak bu sureyi indirdikten sonra Ebu Leheb’le ilgili imtihanı sonlandırmış ve onun işini bitirmiştir. Bunu bir örnek olarak bütün insanlara göstermiş ve ibret alınmasını istemiştir.

Nitekim Tebbet suresi bu açıdan Kur’an’ın en büyük bir mucizesidir. Kabilecilik şeref ve haysiyetini savunmanın en popüler olduğu bir dönemde, Hz. Peygamber (asm)'in kendi amcasına yönelik hakaret içeren bir sureyi ortaya koyması, yalancıktan da olsa Ebu Leheb’in “iman ettim” diyememesi gibi gaybî bir haberin zaman tarafından tasdik edilmesi, tartışmasız bir mucizedir.

Şüphesiz, Allah’ın bunu haber vermesi, onun ilmine göredir. İlim ise zorlayıcı değildir. Yani Allah, Ebu Leheb’in kendi özgür iradesini kullanarak küfürde kalmayı tercih edeceğini bilir.

- Bilindiği üzere, Mutezile'ye göre aklen  “insana gücünün üstünde bir yükümlülüğün yüklenmesi” caiz değildir.

- Ehl-i sünnet kelamcıları olan Eş’arîlere göre ise, “insana gücünün üstünde bir yükümlülüğün yüklenmesi” caizidir. Ancak bunun manası, teorik olarak, şayet Allah bir kuluna teklif-i ma layutak yaparsa, aklen bununla zulmetmiş olmaz. Çünkü mülk onundur; mülkün sahibi olarak mülkünde istediği gibi tasarruf edebilir ve bu bir haksızlık olmaz.

- Bununla beraber, her iki taraf da (Bakara suresinin 286. ayetinde açıkça bildirilen “Allah kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez” mealindeki ayetin açık ifadesi gereğince) İslam dininde “insan gücünün üstünde bir yükümlülüğün yüklenmesinin fiilen söz konusu olmadığında" ittifak etmişlerdir. (bk. İbn Cüzey, et-Teshil; Ebu Hayyan, el-Bahru’l-muhît; İbn Aşur, et-Tahrir, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun