Ahkaf 10. ayette geçen şahitten maksat nedir, neye şahitlik eder?

Soru Detayı

​Ben soru sormak istiyorum Ahkaf suresinin 10. ayeti hakkında:
Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?).
İsrailoğullarından bir şahitte bunun benzerini Tevrat’ta görerek derken "bunun" ifadesi ne oluyor? İsrailoğullarından biri Tevrat’ta ne gördü ve ne için, şahitlik edip neye inandı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen ayet ile devamındaki ayetlerin mealleri şöyledir:

“Siz inkâr ederken İsrailoğulların'dan bir tanığın onun benzerine tanık olduğunu ifade ettiği, bunun üzerine siz büyüklenirken onun iman ettiği kitap ya gerçekten Allah katından gelmişse! Hiç düşündünüz mü? Şüphe yok ki Allah, hakka karşı cephe alanları doğru yola iletmez.

İnkâr edenler inananlara şöyle dediler: "Eğer bu iyi bir şey olsaydı bizi bırakıp da onlara gelmezdi!" Onunla doğru yolu bulamadıktan için "Bu eski bir yalandır" demeye devam edeceklerdir.

Oysa bundan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı gelmişti. Bu ise önceki kitapları onaylayan, haksızları uyarmak için ve iyi yolda olanlara müjde olarak Arap diliyle gelmiş bir kitaptır.” (Ahkaf, 46/10, 11, 12)

Ahkaf Surenin ana konusu Kuran'ın Allah kelamı, Muhammed aleyhisselatü vsselamın da gerçek peygamber olduğunu ispat etmektir.

Bu maksatla sıralanan deliller ve ikna edici tartışma çerçevesinde bu ayetlerde şunlara yer verilmiş olmaktadır:

a) Kuran'a ve Peygamber'e iman edenler bulunduğuna göre inkarcıların bunda ısrar etmek yerine bir de "Ya gerçek ise, Allah'tan gelmiş ise biz ona inanmamakla neleri kaybetmiş olacağız" diye düşünmelerinin akıl kârı olduğu.

b) Kuran'ın Allah'tan geldiği ve Peygamberin doğru söylediği konusunda tanıklık eden, bununla da kalmayıp ona inanan bazı Yahudilerin tanıklıklarının dikkate alınması gerektiği.

Bu şahidin kim olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmış, rivayetlere yer verilmiştir.

Bu cümleden olarak "Şahit” ile ilgili şu görüşler ileri sürülmüştür:
- Hz. Musa'dır, Tevrat'ta Hz. Peygamberin geleceğini bildirmiştir."
- "Yahudi iken Müslüman olan Abdullah b. Selâm'dır."
- "Mekke müşriklerinin ticaret için gittikleri Medine'de ve başka yerlerde karşılaştıkları bazı Yahudilerdir."

Birinci ihtimalin oldukça zayıf olduğu söylenmiş ve bu şahitliğin Mekkeliler için ikna edici olmayacağı ifade edilmiş. Ancak Peygamber Efendimizin özellikleri Tevrat’ta bildirildiği için, bu durum Yahudiler için büyük bir şahit olmakla beraber, o Yahudilerin yapacağı şahitlik Mekkeliler ve diğerleri için de delil olabilir.

İkinci ihtimal bazı sağlam rivayetlere dayanmakla beraber surenin Mekke'de inmiş olması bu yorumu zayıflatmaktadır. Ancak bu ihtimali savunanlara göre surenin bütünü Mekke'de inmiş olmakla beraber bu ayet daha sonra Medine'de gelmiş ve suredeki yerine konmuştur. (Razi, Kurtubî, Şevkani, ilgili ayetin tefsiri)

Ayette geçen şahit ile bütün ihtimallerin de kastedilmiş olması mümkündür. Zira her üç ihtimalin de haklı yönleri ve gerekçeleri vardır, ayrıca aralarında bir çelişki yoktur.

c) İnkarda ısrar eden Arap müşriklerinin, servet ve saltanatlarına güvenerek Allah'tan gelecek her iyi ve güzel şeyin öncelikle kendilerine gelmesi gerektiği konusundaki değerlendirmelerinin yanlış olduğu; insanların Allah katındaki değerlerinin servet ve saltanata değil, imana, ahlaka ve iyiliklere bağlı olduğu.

d) Arapların yakınlarında olan ve temas halinde bulundukları Yahudilerin ellerinde bulunan Tevrat'ı ölçü olarak almalarının uygun olacağı.

Hz. Musa ve Tevrat ile Hz. Muhammed ve Kuran arasında önemli benzerlikler vardır, fark dilde ve şekildedir; içerik ve amaç benzerliği, kaynak birliğinin ve gerçekliğin önemli bir delilidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
143 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun