Köle, devlet başkanı, idareci olabilir mi?
- İzzeddin bin Abdüsselam kölelerin satıcısı mı?
- Anlatılana göre köleler isyan edip yönetimi ele geçirince İzzeddin bin Abdüsselam onlar köle olduğu için yönetimlerini meşru görmemiş, hepsi önce satın alınıp sonra hür kalmışlar.
- Böyle bir olay var mı?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, İslam gelince önce köle ve cariyelerin perişan durumları ıslah edilecek, sonra da -İslam'ın aldığı tedbirler ve yaptığı düzenlemeler sayesinde- zaman içinde İslam toplumunda köle ve cariye kalmayacaktı. Ancak Müslümanlar buna uygun davranmamışlar.
Sorunuza gelince:
Kölelik durumu devam eden kişi devlet başkanı ve idareci olamaz.
Naklettiğiniz olaya gelince:
İzzeddin b. Abdüsselâm’ı emir ve sultanlarla karşı karşıya getiren bazı olaylar vardır, bunlarda biri de onun “Bayiu’l-mülûk” olarak anılmasına da sebep olan, Memlük emirlerinin şeriata göre tekrar satın alınarak azat edilmesi hadisesindeki tutumudur.
İbn Abdüsselam, Mısır’a geldiğinde Sultan Necmeddin Eyyûb’un, daha sonra Memlük Devleti’nde önemli kademelere gelen ve emir olan memlüklerini beytülmal hazinesi üzerinden satın aldığını görmüştü.
Bu memlüklerin daha sonra önemli vazifeler deruhte ettikleri sırada, İzzeddin b. Abdüsselâm bunun hukuken yanlış olduğunu ileri sürerek bu yanlışlığın izalesini istemiştir. Onun hukukî görüşüne göre, söz konusu Memlük emîrleri hâlen köle olup toplumda yöneticilik yapmaları, toplum adına tasarrufta bulunmaları hatta alışveriş yapmaları dahi şerî hükümler açısından câiz değildir.
Bu gerekçelerle Memlük emirlerinin pazarda satılarak azat edilmeleri ve tüm idarî yetkilerinin de durdurulması gerektiği konusunda fetva vermişti. Memlük emirleri, bu fetva üzerine İzzeddin b. Abdüsselâm’dan kararını değiştirmesini istemişlerdi. Ancak o, yapılacak tek şeyin onların pazarda satılmaları ve bu yolla azat edilmeleri olduğunu, bedellerinin de beytülmale aktarılıp Allah yolunda harcanması gerektiğini belirtmişti.(1)
İzzeddîn b. Abdüsselâm’ın bu sözleri üzerine başta saltanat naibi olmak üzere emirler durumu Sultan Baybars’a bildirmişlerdi. Buna çok öfkelen Baybars, İzzeddin b. Abdüsselâm’dan fetvasını değiştirmesini istemiş ve kendisini alakadar etmeyen konulara girmemesi gerektiğini söylemişti.
Bunun üzerine İzzeddin b. Abdüsselâm fetvasında ısrar ederek görüşünü değiştirmemiş, baskılar üzerine Mısır’dan ayrılarak Dımaşk’a gitmeye karar vermişti. Onun Mısır’dan ayrıldığı haberi yayılınca, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu büyük bir kalabalık onu döndürmek için sokaklara dökülmüştü. Mısır halkının bu tutumu üzerine bazı kişilerin Sultan Baybars’a sarf ettikleri “İzzeddin b. Abdüsselâm’ın Mısır’dan ayrılması iktidarın elden gitmesine sebep olabilir.” şeklindeki sözlerden etkilenen sultan, yanına devlet ricâlinden birçok kimseyi alıp Kahire’den çıkmadan İzzeddin b. Abdüsselâm’a yetişmiş ve fetvasının gereğinin yerine getirileceğine dair söz vererek onu ikna etmiştir.(2)
Bu sözü alan İzzeddin b. Abdüsselâm, hemen harekete geçmiş ve yüksek fiyatlar üzerinden emirleri açık arttırmayla satışa çıkarmıştı. Bu müzayedede en yüksek fiyatı veren sultan, şahsî parasıyla tüm emirleri satın almış ve onları azat edip eski görevlerine iade etmişti.
Emirlerin satılmasından elde edilen bedeller ise fetvasının gereği olarak İzzeddin b. Abdüsselâm tarafından Allah yolunda harcanması için beytülmale teslim edilmişti. Bu olaydan sonra İzzeddin b. Abdüsselâm, Bayiü’l-mülûk olarak anılmaya başlamıştır.(3)
İzzeddin b. Abdüsselâm’ın söz konusu fetvası doğrudan el-Melikü’z-Zâhir Rükneddin Baybars’ı da içine alacak şekilde yeni bir boyut kazanmıştır.
Kaynakların aktardığına göre İzzeddin b. Abdüsselâm, biat merasimi sırasında Sultan Baybars’ın Emir Alâeddin Aytekin el-Bundukdârî’nin (ö. 684/1285) halen kölesi olduğunu ileri sürerek tahta çıkmasının mümkün olmadığını iddia etmiş ve sultana biat etmemiştir.
İzzeddin b. Abdüsselâm’ın bu tavrı biat konusunda birçok emiri ve insanı da şüpheye düşürmüştür.
Daha sonra Baybars’ın azat edildiğine dair şahitlerin bulunmasıyla İzzeddîn b. Abdüsselâm ikna edilmiş ve biat merasimi tamamlanabilmiştir.(4)
İzzeddin İbn Abdüsselâm
İzzeddin İbn Abdüsselâm (ö. 660/1262), Şâfiî mezhebinin önde gelen fakihlerinden olup “Sultânü’l-ulemâ” ve “Şeyhülislâm” lakaplarıyla tanınmıştır. 577 (1181) veya 578 (1182) yılında Dımaşk’ta doğmuş, eğitimine nispeten geç başlamasına rağmen kısa sürede fıkıh, fıkıh usulü, tefsir, kelâm ve tasavvuf alanlarında derinleşmiştir. Ebû İshak eş-Şîrâzî, İbn Asâkir ve Seyfeddin el-Âmidî gibi dönemin önemli âlimlerinden ders almış; Dımaşk’ta Azîziyye Medresesi’nde müderrislik, Emeviyye Camii’nde imam-hatiplik yapmıştır. Eyyûbîler dönemindeki siyasî gelişmelere karşı eleştirel tutumu sebebiyle hapsedilmiş ve sürgüne gönderilmiş, nihayet 639 (1241) yılında Kahire’ye yerleşmiştir.
Mısır’da Eyyûbî Sultanı el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb tarafından Mısır kadılığına tayin edilen İbn Abdüsselâm, Amr b. Âs Camii’nin hatipliği ve Sâlihiyye Medresesi’nin müderrisliği görevlerini de üstlenmiştir. Mezhep görüşlerine körü körüne bağlı kalmayıp kendi ictihadlarıyla hareket etmesi, onu Mısır’da Şâfiî mezhebinin en yüksek otoritesi haline getirmiştir. İbn Dakīkul‘îd, Ebû Şâme el-Makdisî ve Şehâbeddin el-Karâfî gibi pek çok önemli âlim onun talebeleri arasında yer almıştır. 9 Cemâziyelevvel 660 (1 Nisan 1262) tarihinde Kahire’de vefat etmiş, defin tarihi konusunda kaynaklar arasında farklılıklar bulunmuştur.(5)
İbn Abdüsselâm, Haçlı saldırıları, iç karışıklıklar ve kelâmî-felsefî tartışmaların yoğun olduğu bir dönemde yaşamış; bu şartlar onu bidatlara ve aşırı görüşlere karşı mücadeleye sevk etmiştir. İtikadda Eş‘arî çizgiyi benimsemiş, Allah’ın kelâmının mahiyeti konusunda Hanbelî çevrelerle yaşadığı tartışmalar sonucunda "el-Mülḥa fî itiḳādi ehli’l-ḥaḳḳ" adlı eserini kaleme almıştır.(6)
Buna rağmen ilmî taassuptan uzak durmuş, hatalı bulduğu fetvalarından açıkça vazgeçebilmesiyle dikkat çekmiştir.(7)
Emr bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker ilkesini titizlikle uygulayan İbn Abdüsselâm, yöneticilere karşı da bu konuda taviz vermemiştir. Bidat saydığı bazı yaygın dinî uygulamalara karşı çıkmış, bir cami sahasında eğlence yeri yapılmasına tepki olarak bizzat inşaatı yıktırmış ve bunun sonucunda kadılıktan istifa etmiştir.
Bu tavırları, hem halk nezdindeki nüfuzunu hem de yöneticilerin kendisinden çekinmesini artırmıştır.
Hayatının son dönemlerini ders, telif ve fetva faaliyetlerine adayan İbn Abdüsselâm, ilmî dürüstlüğü ve ahlâkî cesaretiyle İslâm ilim tarihinde müstesna bir yer edinmiştir.
Kaynaklar:
1) Tâceddîn es-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfiʿiyye, 8/216.
2) Tâceddîn es-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfiʿiyye, 8/216-218.
3) Tâceddîn es-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfiʿiyye, 8/218; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, 2/352; Apaydın, “İbn Abdüsselâm”, 19/285.
4) Yûnînî, Zeylü Mir’ât, 2/175; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, 2/352; Safedî, el-Vâfî, 18/522; Tâceddîn es-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfiʿiyye, 8/215. bk. Aygül Düzenli, İktidar-Ulemâ İlişkileri Bağlamında İzzeddîn b. Abdüsselâm, Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi, cilt: 8, sayı, 16, Aralık 2021, s. 211-233.
5) Sübkî, VIII, 245; Yûnînî, Zeylü Mirʾâti’z-zamân, II, 176.
6) Metni için bk. Sübkî, VIII, 219–234.
7) Kitâbü’l-Fetâvâ, s. 54.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Zeynüddin Irakî, muhaddis midir; hangi eserleri vardır?
- Peygamber Efendimiz'in tırnak kesme şekli nasıldı?
- Kaza namazlarına başlayıp bitiremeden vefat edenin hesabı nasıl olur?
- KADI, KADILIK
- Pala bıyık bırakmak sünnete aykırı mıdır?
- Muhammed, kölesini hadım edeni neden hadım etmedi?
- Ahirette farz namazlarımız eksik çıkarsa, nafile namazlar farz namazlar yerine geçer mi?
- Hz. Muhammed'in elliden fazla erkek kölesi, on beş tane cariyesi olduğu doğru mudur?
- YEVMU'Ş-ŞEK
- Hz. Peygamber köleyi neden azat etmedi?