“(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır.” (Nisa, 4/123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

Tarih: 05.05.2012 - 00:06 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Allah’ın vâd ettiği bu mükâfat, ne sizin temennileriniz ne de Ehl-i kitabın temennileri ile elde edilmez. Kim kötü iş yaparsa onun cezasını bulur ve Allah’tan başka, kendisini o azaptan kurtaracak ne bir hâmi ne de bir yardımcı bulamaz. Erkek olsun kadın olsun kim mümin olarak iyi ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez.” (Nisa, 4/123-124)

Ayette geçen “ne sizin temennileriniz” mealindeki ifadenin muhatapları konusunda farklı yorumlar yapılmıştır:

a. Bazı alimlere göre, bu hitap müşrikleredir. Bunlar “Biz ne diriltiliriz ne de azap görürüz.” diyorlardı. Ehl-i kitap (Yahudi ve Hristiyanlar) ise, “Kurtuluş sadece bizim dinimizdedir.” diyorlardı. İşte ayette bu iddiaların hiçbir kıymet-i harbiyelerinin olmadığına, kurtuluşun ancak görev başında olan peygamberin rehberliğinde, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmekle mümkün olduğuna işaret edilmiştir. (bk. Taberî, Razî, Beyzavî, İbn Kesir, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

- Nesefî, bu görüşü benimsemiş ve sadece bu görüşe yer vermiştir. (Nesefi, ilgili ayetin tefsiri)

b. Daha kuvvetli görünen bir görüşe göre, buradaki hitap Müslümanlaradır. Buna göre ayette şöyle deniliyor:

“Allah’ın vâd ettiği bu mükâfat(ki bir önceki ayette zikredilmiştir), ne sizin (siz Müslümanların yaptığınız) temennileriniz ne de Ehl-i kitabın temennileri ile elde edilmez. Aksine kim yanlış yaparsa cezasını görür. Yani kurtuluş reçetesi, bir dinin ismini almakla değil, her dönemde yürürlükte olan dinin emir ve yasaklarına riayet etmekle olur.” (bk. Taberî, Razî, Beyzavî, İbn Kesir, İbn Aşur, a.y.)

- Bu yorumu destekleyen bazı rivayetler vardır. İbn Abbas, Süddi, Dahhak, Ebu Salih ve benzeri alimlerden yapılan rivayetlere göre, Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlardan her bir grup kendi dinlerinin ancak kurtuluş vesilesi olduğunu savunmuşlar ve tartışmışlardır. Bunun üzerine bu ayet inmiştir ve şunu belirtmiştir:

Bir dava, boş laflarla ve insanların temennileriyle gerçek olmaz. Onun gerçek olması ve gerçekleşmesinin şartı, Allah’ın isteği doğrultusunda yapılan iman ve ameldir. Bu sebeple, ister Hz. Musa döneminde iman edip salih amel yapan Yahudiler olsun, ister Hz. İsa döneminde iman edip salih amel işleyen Hristiyanlar olsun ve isterse Hz. Muhammed döneminde iman edip salih amel işleyen Müslümanlar olsun, bunların hepsi Allah’ın vadettiği mükâfatlarını alırlar. Bu üç dönemin herhangi birinde görevli peygambere iman etmeyenlerin kurtuluşu söz konusu değildir(a.g.y).

- Son olarak, dikkat edilmesi gereken en önemli bir nokta şudur: Bu ayetlerde İslam dini mensupları ile Ehl-i kitap olanların farkını ortadan kaldıran bir şey söz konusu değildir. Burada, bütün semavi dinlerin hak olduğuna ve her dinin kendi dönemindeki emir ve yasaklarına uyanların kurtulacaklarına, sadece bu dinlerden birinin adını kullanarak kuru bir intisap ile kurtulacaklarını sananların yanıldıklarına işaret edilmiştir. Yoksa bu ayette Hz. Muhammed devrindeki Müslümanlarla Ehl-i kitabı aynı kefeye koyan bir ifade mevcut değildir.

Ayette -meal olarak- yer alan;

“Erkek olsun kadın olsun kim mümin olarak iyi ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez.”

ifadesinde iman hususu, kurtuluşun olmazsa olmaz şartı olarak ortaya konulmuştur. Bu ise, diğer peygamberler gibi, Hz. Muhammed’e iman etmeyi de zorunlu kılmaktadır.

Zamanımızın bir nevi fetret dönemi olması, bazı kesimlerin İslam’dan haberdar olmaması gibi bazı mazeretlerin var olup olmaması tartışması, konumuzun dışındadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

İslamiyet'ten haberi olmayanlar cehenneme mi gidecektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun