Zinakâr bir kadınla evlenmenin sevap ve koruma olduğu söyleniyor. Fakat Kur'an-ı Kerim'de "zina eden kadınların zina eden erkeklerle evlenebileceği" hükmü veriliyor. Bu hususu açıklar mısınız?

Tarih: 12.06.2011 - 13:01 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Zinakâr, ancak bir fâhişe veya putperest bir kadınla evlenmek ister. Fâhişeyi de ancak bir zinakâr veya putperest nikâhlamak ister. Böyle bir evlilik müminlere haram kılınmıştır.” (Nur, 24/3)

mealindeki ayetin hükmü konusunda alimler arasında ihtilaf vardır.

Bazı alimlere göre, ayette zikredildiği üzere, zinakâr bir kadın veya erkekle evlenmek haramdır. Bunların delilleri aşağıda sunduğumuz bazı hadis rivayetleridir. Nitekim, bir hadis rivayetine göre Efendimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“Kırbaçlanan bir zanî ancak kendisi gibi biriyle evlenebilir.”(Ebu Davud, Nikah, 4; Ahmed b. Hanbel, II/324). 

Yine Ahmed b. Hanbel ve Taberanî’nin rivayet ettiğine göre, zina etmiş bir kadınla evlenmek isteyen bir adamın durumunu soranlara, Hz. Peygamber (a.s.m):

“Zina eden kadınla ancak zina eden bir erkek veya bir müşrik evlenebilir.”

mealindeki ayeti okumuştur. Heysemî, İbn Hanbel’in rivayetinin sahih olduğunu söylemiştir(bk. Mecmau’z-Zevaid, VII/73-74).

Diğer bazı alimlere göre, bu hüküm belli bazı şahıslar hakkında inmiş ve hüküm de onlara mahsusutur. Dolayısıyla zina eden kimselerle evlenmek haram değil, mekruhtur.

Diğer bir kısım alimlere göre ise, bu ayet daha sonra hükmü kaldırılmış olup mensuhtur. Nitekim, Said b. Müseyyeb’in bildirdiğine göre, bu ayetin hükmü,

 "Aranızdaki bekârları evlendirin." (Nûr, 24/32) ve

"Size helâl olan kadınlardan nikâhlayın." (Nisâ, 4/3)

âyetleriyle nashedildiği rivayet edilmiş ve bu görüş yaygınlık kazanmıştır. Mezhep imamaları da bu görüşü desteklemişlerdir(bk. Kurtubî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Razî’nin tercih ettiği görüşe göre, ayette tağlip sanatı kullanılmıştır. Yani, genellikle salih insanlar salih olanlarla evlenmek istedikleri gibi, fasık, zani olanlar da kendileri gibi fasık, zani olanlarla evlenmek isterler. Yoksa, bir salih kimsenin zina etmiş bir kadınla evlenmesi mekruh olsa bile haram değildir (geniş bilgi için bk. Razî, ilgili ayetin tefsiri).

Beyzavî de aynı görüşü seslendirmiş ve bu ayetin fakir olan bazı muhacir müslümanların -geçimlerini temin eden- bazı fahişe kadınlarla evlenmek istemeleri üzerine nazil olduğunu bildirmiştir(Beyzavî, ilgili ayetin tefsiri).

Bu konuda Türkçe tefsirlere bakmak isteyenlerin, Hamdi Yazır’ın tefsirine bakmaları tavsiye edilir. Orada -değişik tefsir kaynaklarından yararlanılarak- geniş malumat verilmiştir.

Bize göre unutulmaması gerek bir noktada şudur ki, ilgili ayette söz konusu edilen hüküm ve alimlerin farklı görüşler ortaya koydukları husus, bizzat zina fiiline devam etmekte olanlar için söz konusudur. Nitekim ayette “zina etmiş olan” denmiyor, “zinakâr” anlamına gelen “zânî/zâniye” deniliyor. İsm-i fail kalıbında olan bu kelimeler, gramer kuralları gereği -şimdiki zamanı da kapsadıkları için- sebat ve devamlılığı belirtiyorlar, çünkü isimdirler. Demek ki, maksat -hâlâ- zinada ısrar eden ve fiilen onu işlemeye devam eden kimselerle evlenmenin uygun olmadığı belirtiliyor. Yoksa, bir kimse tövbe ettikten sonra -Allah tarafından bağışlanacağına göre- onunla evlenmemek diye bir şey söz konusu değildir.

Nitekim, ayette zina eden kimse gibi müşrik olan kimseyle de evlenmenin doğru olmadığına vurgu yapılmıştır. “Müşrik” kelimesi de aynı şekilde sebat ve devamlılığı gösteren bir isimdir. Bu da kişinin şirkte devam ettiği sürece onunla evlenmenin haram olduğuna delalet eder. Müşrik bir kimse tevbe edip mümin olduktan sonra onunla evlenmenin haram olduğunu söylemek mümkün değildir. Nitekim, bir çok müşrik kimsenin iman edip mümin olanlarla evlendiği bir vakıadır.

“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse, kimin hicreti Allah’a ve Resûlüne ise, onun hicreti Allah’a ve Resûlünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlayacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir.” (Buhari, Nikah,5; Müslim, İmaret, 155)

manasındaki hadisin vürud sebebi olarak şöyle bir olay nakledilmektedir:

Hz. Peygamber (a.s.m) Medine’ye hicret ettikten sonra, Müslümanlar da bu yola koyuldular. Hicret edenlerden biri de Ümmü Kays adında bir kadındır. Bununla evlenmek düşüncesinde olan bir erkek, kadının: "Hicret etmezsen seninle evlenmem.” demesi üzerine, onunla evlenmek için hicret eder ve Medine’de evlenirler. Herkes Allah ve Resulünün rızasını kazanmak için hicret ederken, sırf Ümmü Kays’la evlenmek için hicret eden bu şahsın niyeti herkesçe bilindiği için, adama Ümmü Kays’ın Muhaciri manasında “Mühaciru Ümmü Kays” lakabı takılmıştır(bk. İbn Hacer, Fethu’l-Barî, 1/10).

Keza, Mersed b. Mersed adında bir Müslümanın -İslam öncesi sevgilisi olan- ve “hâlâ fahişelik yapmaya devam eden” ANAK adındaki bir kadınla evlenmek istediği zaman, bu ayetin nazil olduğuna dair hadis rivayetleri vardır(bk. Tirmizî, 25 / tefsiru sureti’n-Nur). Bu hadis rivayeti de ayetin ilgili hükmünün zina ve şirkte devam eden kimselerle ilgili olduğunu göstermektedir.

- Tövbe etmiş bir kadınla evlenmek isteyen bir kimse -özellikle onu himaye etmek, sokakta bırakmamak niyeti taşıyorsa- günah değil sevap kazınır diye düşünüyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun