Yaptığı günahları başkasına anlatanların affı zor mudur?

Soru Detayı

Bir kişi günah islese ve bu günahı bir veya iki arkadaşına anlatsa bu günahın tövbesi kabul olur mu? Bazı hadislerde kabul olmaz veya kabul olması zorlaşır deniliyor.
Bu hadisler Allah'ın ayetlerine ve Gaffar, Gafur, Settar vs. gibi isimlerine ters düşmüyor mu acaba? Yani kişi bir günahı başka arkadaşlarına anlatırsa bu günah affediciliğini yitirir mi? Kuran'da o kadar Allah’ın bağışlayıcılığından, merhametinden vs. bahsedilirken "yaptığınız günahları başkalarına anlatmayın yoksa tövbeleriniz kabul olmaz veya zorlaşır" gibi bu konuda uyarıcı niteliğinde bir ayetin olması gerekmez miydi. Böyle bir önemli ayrıntıyı Allah ayetlerde anlatmaz mıydı?
Bu arada yukarda bahsettiğim ayet örneği sadece konuyu açığa kavuşturmak için verilmiştir Allah da şahittir.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadis rivayetinin tamamı şöyledir:

"Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı alenî işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendisini(n işlediği günahı) örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu da, günahı alenî işlemenin bir çeşididir." (Buharî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52-2990)

Bu hadiste özellikle “suçun aleniliği”ne vurgu yapılmıştır. Bu da iki şekilde cereyan ettiği bildirilmiştir:

Birincisi: Kişinin pervasızca aleni bir şekilde günah işlemesi..

İkincisi: Kişinin günahı gizli işlemesine rağmen, sonradan onu başkasına açıklaması..

Genellikle gizli yapılan işler gecelerde olduğundan hadiste “gece…” ifadesi ön plana çıkarılmıştır. Yoksa, gündüz gizli olarak işlediği bir günahı açığa vurması ile gece yaptığını açığa vurması arasında bir fark yoktur.

Demek ki, günahın açıktan yapılması veya açıklanması suretiyle başka insanlarla paylaşılması Allah katında çok büyük bir edepsizlik, karanlık üstüne karanlık olarak değerlendiriliyor. Bu sebeple günah işlemenin yanında, “alenilik” olgusu ikinci bir günah ve de daha büyük bir günah olarak belirtilmiştir.

Bunun affedilip edilmemesi hususunu şöyle açıklayabiliriz:

a) Önce şunu belirtelim ki, hiç bir günah için “kesin olarak affedilir” denilmez.

“Allah bütün günahları affeder.” (Zümer, 39/53) mealindeki ayet ve benzerlerinde de söz konusu edilen “affetme”nin, zorunlu olduğuna değil, olabileceğine işarettir.

Ayet ve hadislerin üslubunda irşad ve ikaz ön plandadır. İfadelerin -terğib ve terhibde- mutlak bırakılması, ümitsizliğe düşenlere ümit bahşetmek, şımarıklığa düşenlere de uyarıda bulunma ve korku aşılamaya yöneliktir.

Bu hadisteki ifadeden de bunu anlamak gerekir. Çünkü, şirk -küfürden başka-imanla kabre girenlerin bütün günahları af kapsamındadır. Şüphesiz, aleni günah işleyenler de bunun dışında değiller.

b) Nefsin hava ve hevesinden kaynaklanan bir günah ile, nefsin kibir ve gururundan kaynaklanan günahlar aynı değildir.

Sırf nefsin istekleri doğrultusunda yapılan günahlar, bir cehalet ve gafletin sonucudur.

Kibir ve gururla yapılan bir günah ise, doğrudan Allah’a karşı bilinçli olarak yapılan bir isyandır.

Birinci şeklide yapılan günah, kişinin insan olarak sabırsızlığını, dirençsizliğini, acizliğini ve cehaletini gösterir.

İkinci şekildeki günah ise, kişinin büyüklenmesi, ukalalığı, şımarıklığı ve zımnen Allah’a karşı bir nevi meydan okuma anlamına gelir.

Bu sebepledir ki, birinci şekildeki günahın affedilebilirliği söz konusu olduğu halde, ikinci şekildeki günah af kapsamının dışında tutulmuştur. Meşhur günah hadisesinde, Hz. Adem’in affedilmesi, Şeytanın affedilmemesinin önemli bir hikmeti de budur.

c) Allah’ın günahını örttüğü kimsenin, onu arkadaşına söylemesi, onun örtme lütfunu hiç saymak, ne insandan ne de Allah’tan korkmadığını, onlardan utanmadığını, dilediğini açık veya gizli yapabileceğini ilan etmek anlamına gelir.

Bu edepsizce meydan okuma -tövbe edilmediği veya bunu telafi edecek güzel işler yapılmadığı takdirde- dünya veya ahirette bir karşılığının olacağı muhakkaktır.

Bu husus “suç-ceza” ilişkisi bakımından genel bir prensiptir. Allah’ın affı ise “ilahi ata” olarak bir istisnadır.

d) Günah toplumda çirkin bir fiil olarak kabul edilir. Kişinin günahlarını açığa vurması, başkasını zımnen günah işlemeye teşviktir.

Bu açıdan bakıldığı zaman bu kişiye bakarak günah işleyenlerin işledikleri günahların bir misli bunun defterine yazılır. Bu da adamın günahlarını öyle çoğaltıp büyütür ki, adeta af kapsamının dışına iter.

e) Bir hadiste, özetle şöyle ifade edilmiştir:

“Kıyamet günü, Allah bazı kullarını hesaba çekerken, onların gizli yaptıkları suçlarını da onların yüzüne söyler ve onlar da kabul ederler. Ancak Allah, “Ben bu günahlarını dünyada örttüm, şimdi de örterim” diye buyurur.”

Allah’ın bu büyük örtme ikramını boşa çıkarmak, suçunu açığa vurmak ve bu sebeple de kıyamet gününde bu kusurlarının örtünüp bağışlanmasına mani olmak Allah’ın gazabını muciptir. Hadiste bu tehlikeye de dikkat çekilmiş olabilir. (krş. İbn Battal, 9/263-64;  İbn Hacer, 10/486-488, el-Ayni, 22/138-139)

- Münavi’nin ifadesiyle, gizli günahını açığa vuran kişi:
1.
Allah’ın kusurunu örtme ihsanına karşı hıyanet eder.
2. Günahlara karşı başkasının meylini uyandırmakla bir cinayet işler.
3. Bizzat başkasını günah işlemeye teşvik etmek niyeti varsa bu da ayrı bir cinayet demektir.

Demek ki, kendi asıl günahı ile birlikte bu cinayetlerin sayısı dörde yükselir. (Feyzu’l-Kadir, 5/a11)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
4.060 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR