Tövbenin kabul edilmesi, Allah'ın dilemesine mi bağlıdır?

Soru Detayı

"Hiç kimse için Tevbenin kabulü Allah'ın dilemesine bağlıdır demek doğru olmaz. Zira bu, halis bir cahilliktir. Bunu söyleyenin kâfir olmasından korkulur. Çünkü bu tevbelerin şüphesiz ve kesinlikle kabulü konusunda Allah'ın kesin bir vaadidir. Tevbe eden kişi eğer doğru ise tevbesînin kabul edilmesi konusun­da şüpheye düşünce, o tevbe ve bu inançla ilk günahından daha bü­yük bir günaha girmiş olur. Bundan ve helake götüren bütün dü­şünce ve davranışlardan Allah'a sığınırız.”

- Üstteki kısmı fıkhul ekber şerhi kitabında okudum. Şirkten başka günahları Allah dilediğine bağışlar diyor ayeti kerime..
- Ama tevbemizi şartlarına uyarak yaparsa, bundan şüpheye düşmek daha büyük bir günah oluyormuş.
- Yani kesin tevbem kabul oldu affedildim mi dememiz gerekiyor böyle düşünmemek kafir olmasından korkulur diye anladım?
- Açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Sorudaki bilginin çok sağlıklı olmadığını, "Fıkh-ı Ekber"i şerh eden kişinin kaleminin mübalağasından kaynaklandığını düşünüyoruz.

- Bu konu ancak, Aliyyu’l-Kari’nin “Şerhu’l-Fıkhu’l-Ekber” adlı eserinin 108-111. sayfalarında bulunur. Fakat orada sorudaki şekliyle bir bilgiye rastlayamadık.

- Oradaki “el-Fıkhu’l-Ekber”in metni şöyledir:

“Bir mümine günahların zarar vermediğini söylemeyiz. Onun cehenneme girmeyeceğini de söylemeyiz. İmanla kabre girdikten sonra fasık da olsa müminin cehennemde ebedi kalacağını da söylemeyiz. Biz MURCİE gibi ‘İyi amellerimiz mutlaka kabul edilmiştir ve günahlarımız bağışlanır.’ da demeyiz. Biz şunu deriz ki: 'Kim ibadete zarar veren kusurlardan ve onu iptal eden durumlardan uzak bir şekilde -inkar ile veya dinden çıkarak bozulmamış- iyi bir iş yaparsa ve imanla dünyadan göçüp giderse, Allah onun bu amellerini, zayi etmez ve gereken sevabı verir. Şirk ve inkarın dışında günah işleyip de tövbe etmeden ölen kimsenin durumu Allah’ın dilemesine bağlıdır; dilerse -ateşle cezalandırmadan- onu affeder, dilerse azap eder.”

- Kuvvetli bir ihtimalle, bu açıklamada geçen “Allah onun bu amellerini, zayi etmez ve gereken sevabı verir.” anlamındaki ifadenin açıklaması doğrultusunda sorudaki o mübalağalı ifadeler kullanılmıştır.

Bir de Aliyyü’l-Kari “İmanla kabre girdikten sonra, fasık da olsa müminin cehennemde ebedi kalacağını da söylemeyiz.” metnini açıklarken, şu görüşlere yer vermiştir:

“Çünkü, Ehl-i sünnet ve’l-Cemaate göre, günah sahibi bir mümin tövbe etmeden ölürse, Allah’ın meşietindedir; dilerse onu affeder, dilerse cezalandırır. 'Şu muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun dışındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder.' (Nisa, 4/48) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir. Yoksa, Allah tövbe eden kullarının tövbelerini kabul eder ve -şirk dahil- günahlarını affeder. Bu husus Allah’ın ihbarı ve verdiği sözle sabittir.”

Aliyyu’l-Kari, bu konunun yanlış anlaşılmaması için şu ifadeleri de ekleme ihtiyacını duymuştur:  

“Mutezile ise: Ehl-i sünnete aykırı olarak 'Allah’ın günahkârlara ceza; iyilik edenlere mükâfat vermesi ve tövbeleri kabul etmesi ona vaciptir.' demişler." (Şerhu’l-Fıkhu’l-Ekber, s. 109)

- Hülasa: Sorudaki -sizin de kabul etmediğiniz- o aşırı ifadelerin “el-Fıkhu’l-Ekber” ve ilgili şerhinde bulunmadığını söyleyebiliriz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Günah işleyen kişi tövbe etmekle günahlarından kurtulabilir mi?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR