Velayet-i Kübra feyizleri nereden ve nasıl alınabilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

-Velayet-i kübranın feyizleri, bu velayetin mürşidi olan Kur’an ve sünnetten alınır. Diğer bir ifadeyle, bu velayetin feyizleri, tarikat berzahına uğramadan zahirden hakikate ulaştıran ve vahyin ışığında elde edilen hakiki ilim pınarından akan ab-ı hayat feyizleridir.

Risale-i Nur’da bu konu şöyle açıklanmıştır:

“Velayet-i kübra ise; veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikata yol açmaktır." (bk. Mektubat, s. 22)

“Sahabelerin velayeti, velayet-i kübra denilen, veraset-i nübüvvetten gelen, berzah tarîkına uğramayarak, doğrudan doğruya zahirden hakikata geçip, akrebiyet-i İlahiyenin inkişafına bakan bir velayettir ki, o velayet yolu, gayet kısa olduğu halde gayet yüksektir. Hârikaları az, fakat meziyatı çoktur. Keşif ve keramet orada az görünür.”

“Hem evliyanın kerametleri ise, ekserîsi ihtiyarî değil. Ummadığı yerden, ikram-ı İlahî olarak bir hârika ondan zuhur eder. Bu keşif ve kerametlerin ekserisi de, seyr ü sülûk zamanında, tarîkat berzahından geçtikleri vakit, âdi beşeriyetten bir derece tecerrüd ettiklerinden, hilaf-ı âdet hâlâta mazhar olurlar.”

“Sahabeler ise, sohbet-i nübüvvetin in'ikasıyla ve incizabıyla ve iksiriyle tarîkattaki seyr ü sülûk daire-i azîminin tayyına mecbur değildirler. Bir kademde ve bir sohbette zahirden hakikata geçebilirler.” (bk. Mektubat, s. 50)

- Bediüzzaman Hazretlerinin bildirdiğine göre, velayet-i kübranın feyizleri Risale-i Nur’dan alınabilir. Çünkü bu velayetin özelliği, tarikat berzahına girmeden kitap ve sünnetin ilimleriyle iman hakikatlerinin inkişafına vesile olmasıdır. Bu da “İlim-Amel” denklemiyle olur.

Üstad'ın ilgili sözleri şöyledir:

“Evet zahirden hakikata geçmek iki suretledir:

"Biri: Tarîkat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat'-ı meratib ederek hakikata geçmektir. İkinci Suret: Doğrudan doğruya, tarîkat berzahına uğramadan, lütf-u İlahî ile hakikata geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarîk şudur. Demek hakaik-i Kur'aniyeden tereşşuh eden Nurlar ve o Nurlara tercümanlık eden Sözler, o hâssaya mâlik olabilirler ve mâliktirler." (bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektub)

“Demek ki, veraset-i nübüvvetten gelen velayet-i kübranın nurlarıyla nurlanmak için, özellikle bu asırda  Risale-i Nur’un kapısından içeri girmek ve ehl-i sünnetin akidesi çerçevesinde salih amel yapmak büyük önem arz etmektedir. Çünki ehl-i velayetin amel ve ibadet ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatlar ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi Risale-i Nur ibadet yerinde, ilim içinde hakikata bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikat-ül hakaika yol açmış; ve ilm-i tasavvuf ve tarîkat yerinde, doğrudan doğruya İlm-i Kelâm içinde ve İlm-i Akide ve Usûl-üd Din içinde bir velayet-i kübra yolunu açmış ki; bu asrın hakikat ve tarîkat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalaletlere galebe ediyor, meydandadır.” (bk. Emirdağ Lahikası-1,  s. 91)

Evet,  “Cadde-i Kübra, elbette velayet-i kübra sahibleri olan sahabe ve asfiya ve tâbiîn ve eimme-i Ehl-i Beyt ve eimme-i müçtehidînin caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur'an’ın birinci tabaka şakirdleridir. (bk. Mektubat, s. 85)

İlave bilgi için tıklayınız:

Velayetin mertebeleri nelerdir? Vusta / orta velayet var mıdır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
425 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun