Vahy meleği Cebrail bir anda nasıl geliyor? Allah'a yükseliş uzun zaman alıyorsa?..

Tarih: 09.03.2007 - 13:34 | Güncelleme:

Soru Detayı

Vahiy melegi Cebrail'in Allah katına yükselmesi zaman izafiyeti anlatımıyla uzun zaman alıyor. Öyleyse melek Peygamberimize vahyi bir anda nasıl getirebiliyor? Allah'a yükseliş uzun zaman alıyorsa?
Ayetlerde geçen gün ve binler yıl ne demektir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsan yürüyüş hızı, ses hızı, ışık hızı ve hayal hızı şeklinde binlerce mesafe alma vasıtları vardır. Bu nedenle milyonlarca yılda alıancak bir mesafeyi, hayal ile bir anda almak nasıl mümkün ise, Allah'ın nurdan yarattığı varlıklar da yine bir mahluk olan hayal gibi bir anda Allah'ın izniyle her yere gidebilir.

Ayrıca yer çekimi kanunu dünyanın bir tarafından öbür tarafına nasıl gider, kaç dakika sürer gibi bir soruya zaten dünyanın her yerindedir, diye cevap verilir. Demek ki Allah'ın bir memuru olan melekler de bir anda Allah'ın emrini ulaştırabilir.

Sorunuzda geçen yükselme ve günlerin binler yıl olmasına gelince:

Kur'an-ı Kerim'de geçen "yevm" yani gün tabiri birden çok anlam ifade etmekte ve yerine göre farklı manada geçmektedir. Bu nedenle sorunuzda geçen gün tabiri daha çok ahiret hayatının çok geniş olduğunu, kainatta değişik alemlerin varlığını ve zamanın izafi olduğunu anlatmak içindir. Vahyin gelmesi zamanı için değildir.

"Senden azabın çabuklaştırılmasını istiyorlar; oysa Allah vaadinden dönecek değildir. Ne var ki, Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınızla bin sene gibidir." (Hac, 22/47)

Benzer ifadeler başka ayetlerde de geçmektedir. Bunlar, zamanın kesin ve değişmez bir varlık olmadığı, yerde ve gökte, farklı mekânlarda ve farklı hızlarda, değişik şekilde işlediği yahut algılandığı konusunda açık bir ipucu vermektedir. Âyette "Rabbinin günü" gibi bir ifade yerine "Rabbinin katında bir gün" deyiminin kullanılmış olması da, zamanın yaratıcısı olan Allah'ın böyle sınırlardan münezzeh olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ayrıca, 10:45, 23:112-113, 70:6-7, 79:46 gibi daha birçok âyette de, farklı kişilerin farklı ortamlarda zamanı değişik şekillerde algıladıklarına dair ifadeler bulunmaktadır.

"Gökten yere kadar her işi O çekip çevirir. Sonra bütün işler, sizin hesabınızla bin sene kadar tutan bir günde Ona yükselir." (Secde, 32/5)

"Melekler ve Ruh elli bin sene uzunluğundaki bir günde Ona yükselir."(Mearic, 70/4)

ifadesi ile, "meleklerin elli bin yıl tutan bir günde Ona yükselecekleri" bildirilmektedir. Her iki âyet de, bütün işlerin sonucunun Allah'a sunulacağı kıyamet gününü tasvir eder gibidir. Nitekim birinde bin yıllık, diğerinde elli bin yıllık bir günden söz edilmesi de, kıyamet gününün farklı kimseler tarafından farklı uzunluklarda algılanacağını hatıra getirmektedir.

Bu mertebe ve basamaklarda çıkıp inen yüce Allah'ın kendisi değil, onun emri ve emrini taşıyan elçileri ve memurları yani melekler ve ruh olduğunu açıklamak için buyruluyor ki, Melekler ve Ruh ona yükselir. Onun emriyle hepsi çıkar yanına varır, ona döner, hepsi onun huzurunda,

"O gün Ruh ve melekler saf saf kıyama duracaklar."(Nebe, 78/38)

âyetinin mânâsına göre saf bağlayıp dururlar. Vasıtalar tamamen kalkar.

"Ve yalnız ona döndürüleceksiniz." (Bakara, 2/245),

"Oysa bütün işler Allah'a döndürülür."(Bakara, 2/210)

"Yeryüzündekilerin hepsi fanidir."(Rahmân, 55/26),

"Onun zatından başka her şey yok olucudur."(Kasas, 28/88),

"Bugün mülk kimin?" (Mümin, 40/16)

sırrı ortaya çıkar, ona karşı bir savunucu bulunmaz.

O günün miktarı ellibin sene eder. Burada "sizin saydıklarınızdan" kaydı yoktur. Fakat, "Gökten yere kadar bütün işleri o tedvir eder. Sonra da o iş, sizin sayageldiklerinizle bin yıl miktarında olan bir günde ona yükselir."(Secde, 32/5) buyrulmuş olmasına dayanılarak, burada da o mânânın gözetileceğini söyleyenler olmuştur.

Bununla beraber burada bu senenin melekler ve Ruh senesi olmak ihtimaliyle günün daha ziyade korkutma ve sakındırma ifade etmiş olması da ihtimal dahilindedir. Bazıları burada elli bin seneden maksadın, uzunluğun miktarını açıklamak değil, kıyamet gününün dehşetinden kinaye olduğunu söylemişlerdir ki bu, o günün daha uzun ve daha kısa olmasına engel değildir. Nitekim Ebu Said el-Hudri'den rivayet olunan bir hadiste,

"O gün mümine hafifletilir. Hatta ona dünyada kıldığı bir tarz namazdan daha hafif olur."

buyrulması da bunu andırır.

Kıyamet gününün üfürmeler arasındaki zamanları gibi geçici çeşitli devreleri, durumları ve korkunç olayları vardır. Bunlar cennet ve cehenneme girmeden evvel inanan ve inanmayana başka başkadır. Bu elli bin senelik gün, kıyamet ve ahiretin hepsi değil, durup bekleme günleridir. Kâfir hesabı görülüp cehenneme gönderilinceye kadar böyle ne senesi olduğu bilinmeyen elli bin senelik duraklarda ve hatta nice durma yerlerinde böyle ellişer bin sene sıkıntılar içinde bekleyecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR