Cebrail (as) Peygamber Efendimizin (asv) kırılan dişi yere düşmesin diye, yere en hızlı süratle inmesi doğru mu?

Tarih: 12.12.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

 

Kur'ân-ı Kerim'de Peygamber Efendimiz'le (s. a. v.) ilgili en çok vurgulanan hususlardan biri onun hem bir peygamber ("resûl/nebî") hem de bir "beşer" olduğudur: "De ki: Ben yalnızca bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh'ınızın sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor" (Kehf Sûresi 18/110).

Dolayısıyla o, peygamberlik vasfı ve bu vasfın getirdiği özellikler (mucize vs.) dışında diğer insanlar gibidir. Nitekim yetim olarak dünyaya gelmiş, öksüz kalmış, açlık çekmiş, evlenip çoluk çocuk sahibi olmuş, evlat acısını tatmış, Beytullah'ın yanında namaz kılarken secdeye vardığında üzerine deve işkembesi ve bağırsakları atılmış, İslâm'ı tebliğ için Taif'e gittiğinde taşlanmış ve bütün vücudu kanlar içerisinde kalmıştır.

Uhud Gazvesi'nde de kılıç darbeleri, atılan taşlar ve miğferinin halkalarının batması sonucu omuzu yaralanmış, yüzü kanlar içerisinde kalmış ve bir dişi kırılmıştır. Temel İslâm kaynaklarında bu sırada Hz. Peygamber'in kanının yere düşmediği, Cebrâil'in kanın yere düşmesini engellediği, eğer onun kanı yere düşseydi insanların helâk olacağına dair bir rivayete rastlanmamaktadır. Bu tür bir anlayış Hz. Peygamber'e duyulan sevginin, onun Allah katındaki değeri ve yüceliğine yapılan vurgunun edebî bir dille ifadesi olabilir.

Unutmamak gerekir ki, Yüce kitabımız  Kur'an-ı Kerim'de geçmişte bazı peygamberlerin öldürüldüğü hatırlatıldığı gibi (Bakara Sûresi 2/91) Peygamber Efendimiz için de "O ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz"  (Âl-i İmrân Sûresi 3/144) diye buyurulmaktadır. 

Ayrıca  Uhud'da Hz. Peygamber'in öldürüldüğüne dair şayiaya bazı müslümanların inandığını, Hz. Peygamber'in kendisini taşlayıp kanlar içerisinde bırakan Taiflilere helâk olmaları için beddua etmek şöyle dursun hidayetleri için duâ ettiğini de hatırlamak gerekir.

Cevap 2:

 

Melekler için, insanlarda olduğu gibi zaman durumu yoktur. Bir anda istediği yere varabilir ve bunun için de bir zorluk çekmez.

Meleklerin hızı ve surat-i intikalleriyle ilgili iki ayette farklı iki süreye yer verilmiştir:

a. “(Allah), gökten yere işi  düzenleyip yönetir. Sonra (şuurlu birer sebep olarak işlerin tedbirini gören melekler) saydığınız hesap ile bin yıl tutan bir günde O’na yükselir”(Secde,32/5).

b. “Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl olan bir günde ona yükselirler”(Maaric,70/3).

Birinci ayette yerden dünya semasına gidiş-gelişi ifade etmektedir. Hadislerde yer ile dünya seması arasındaki mesafe 500 yıl olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla yere geliş ve semaya dönüş miktarı bin sene olur.

İkinci ayette ise, yerden Sidretu’l-müntehaya veya Arş’a kadar olan mesafeyi gösterir. Sadece bir günde ulaşırlar. Bu her iki ayette de meleklerin hızlı gidişlerine vurgu yapılmıştır(bk. Taberî, Razî, İbn Kesir, Şevkânî, İbn Aşur, ilgili ayetlerin tefsiri) .

Ayrıca ayette yer alan “bir gün” ifadesi, zihinlerin daha rahat kavramaları için seçilmiş bir sözcük olabilir. Yani “bir gün” bir an manasına da gelebilir. Nitekim, Rahman suresinde yer alan “O her gün ayrı bir yaratıştadır”(55/29) mealindeki ayette geçen “her gün” ifadesi, “her vakit, her an” olarak açıklanmıştır. (bk. Razî, Bedavî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

Buna göre bir melek, Allah’ın izniyle bir anda istediği yerde olabilir.

 

İlave bilgi için tıklayınız:

Vahy meleği Cebrail bir anda nasıl geliyor?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun