Ümmetin en hayırlısı ilk dönemler ise, Mehdi devri nasıl hayırlı olabilir?

Soru Detayı

- ''Ümmetimin misali yağmur gibidir. Evveli mi ahiri mi hayırlıdır bilinmez.'' hadisi ile "Ümmetim üzerine hiçbir dönem gelmez ki kendisinden sonrası ondan daha şerli olmasın." hadisi arasında bir çelişki var mıdır?
- Ayrıca Mehdi (as) devri de kendinden önceki devirden hayırlı olmaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- “Ümmetim üzerine hiç bir yıl / dönem gelmez ki kendisinden sonrası ondan daha şerli olmasın." hadisi sahihtir. (bk. Buhari, Fiten, 6; Tirmizi, Fiten, 35 )

- “Ümmetimin misali yağmur gibidir. Evveli mi ahiri mi hayırlıdır bilinmez.” manasındaki hadis rivayetini İbn Hanbel, Taberani ve Bezzar rivayet etmiştir.

Bezzar, Ammar b. Yasir’den yapılan bu rivayetin en sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Bezzar, Müsned, 4/244/h. no:1412)

Hafız Heysemi de Bezzar’ın bu rivayetinin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, h.no: 16706)

- Hadisler sahih olduğuna göre, bunların görünürde çelişki gibi görünen taraflarını açıklamak gerekir.

- Her şeyden önce pratikte daha sonra gelen bazı dönemlerin daha önceki dönemlerden daha iyi olduğu bir vakıadır. En açık bir örneği, Zalim Hccac (ö. 95/714) döneminden sonra Ömer b. Abdulaziz (ö.101/720) gibi bir padişah ile adaletle şöhret bulmuş bir dönem başlamıştır.

Bu sebeple İslam alimleri bu konuya eğilmiş ve değişik açıklamalar yapmışlardır. Bunları bir kaç madde halinde şöyle özetleyebiliriz:

a) “Her gelecek zaman bir önceki dönemden daha kötü olduğunu” vurgulayan hadisten maksat, İslam tarihinin takip ettiği çizgi içerisine genel olarak her bir sonraki dönem bir önceki dönemden daha kötü olduğudur. Çoğunlukla geçerli olan bu hükmün istisnası olur ve bunlar genel kaideye aykırı değildir.

b) Her devirde hâkim olan hususlar vardır. İslam dini açısından Kur’an ve Sünnete bağlılığın fazla olduğu dönem daha iyidir. Bu açıdan bakıldığı zaman, hadisten; sahabe devrinden itibaren -genel olarak- gittikçe ilim-amel ve takvanın azalacağını, cehalet ve bidatların revaç bulacağını, yakin-i imaninin zayıflayacağını, günahların fazlalaşacağını anlamak gerekir. İslam tarihi genel hatlarıyla bu hadisin gaybi haberini tasdik etmiştir.

Hasan-ı Basri’nin ifade ettiği gibi, tarih içerisinde hâkimiyeti eline alan kötü dönemlerin arasında, insanların nefes alacağı bazı iyi dönemlerin var olması, hadisin ifadesine aykırı değildir.

c) Sonraki dönemlerin bazı yönlerden önceki dönemlerden daha iyi olması genel kurala aykırı değildir. Çünkü “daha aşağı mertebede olanların cüzi fazilette, daha yukarı olanlardan üstün olmaları mümkündür” ilmi kaidesine göre, her sonraki dönemde külli şerler yanında cüzi hayırların varlığı, bir önceki dönemde yer alan külli hayrın varlığını ve üstünlüğünü ortadan kaldırmaz.

d) “Ümmetin yağmur gibi olup sunu mu başı mı daha hayırlı olacağının bilinmediğine” vurgu yapan hadisten maksat da her dönemde var olan bazı mücahit grupların varlığına bir işarettir. Yani bu hadiste hem “her devirde bulunan bazı mümtaz zatların ve grupların” varlığına bir işaret hem de “cüzi fazilet ile külli fazilet”in muvazenesi söz konusudur. Örneğin, müçtehit imamlar, Ehl-i sünnet kelamcıları, fakihleri, muhaddisler, ehl-i tasavvuf ve ehli velayet gibi mümtaz şahsiyetler ve gruplar, bidatların revaçta olduğu devirlerde gelmiştir. Bunların varlığı o dönemlerde mührünü vuran ve önceki dönemlere göre kötü sayılan genel karakteristik yapısına ters düşmez.

Bu yağmur misali Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin dönemleri için de geçerlidir. Nitekim bazı alimler bu dönemin, diğer zaman dilimlerinden bir istisna olduğunu belirtmişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari,13/20-22)

- Özetle ilk hadiste her dönemin genel karakteri itibariyle bir önceki dönemden daha kötü olduğu ifade edilmiştir. Tarih içerisinde bazı dönemlerin bazı yönlerden daha iyi olması, işin genel durumuna aykırı değildir. Ömer b. Abdulaziz devri diğer Emevi hükümdarlarının dönemlerine göre daha iyi olmakla beraber, bu devirde sahabe gibi mümtaz bir neslin bulunmaması bile tek başına bu devri önceki devirlere göre daha aşağı bir dereceye koyacak ve hadisin ifadesini tasdik edecektir. Hz. İsa ve Hz mehdi dönemini bir istisna kabul etmek gerekir.

- Yağmur hadisinde işaret edilen ahir zamandaki fazilet ve üstünlük kriteri, genel olmayıp, hususi bir fazilet olup, Hz. İsa, Hz. Mehdi ve benzeri hususi bazı şahıslar veya gruplarla ilgilidir.

- Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri bu konuya ışık tutmaktadır:

“Sual ediyorsunuz: Bazı rivayetlerde vardır ki; 'Bidaların revacı hengâmında ehl-i iman ve takvadan bir kısım suleha, sahabe derecesinde veya daha ziyade efdal olabilir.' diye rivayetler vardır. Bu rivayetler sahih midir? Sahih ise, hakikatları nedir?

"Elcevab: Enbiyadan sonra nev'-i beşerin en efdali sahabe olduğu, Ehl-i Sünnet ve Cemaatın icmaı bir hüccet-i katıadır ki; o rivayetlerin sahih kısmı, fazilet-i cüz'iye hakkındadır. Çünki cüz'î fazilette ve hususî bir kemalde, mercuh racihe tereccuh edebilir. Yoksa Sure-i Feth'in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar ve Tevrat ve İncil ve Kur'anın medh ü senasına mazhar olan sahabelere, fazilet-i külliye nokta-i nazarında yetişilemez...” (bk. Sözler, s. 489)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun