Tevrat değiştiyse, Kur’an neden onu doğrular?

Soru Detayı

- Kuran ı kerimde bazı ayetlerde Tevrat'ın doğruluğu bazı ayetlerde Tevrat'ın değiştiği ifade ediliyor.
- Kuran-ı kerimde Yunus 94, Maide 68, Enam 91, Bakara 40. Ayetlerde Tevrat’ın doğruluğundan bahsedilirken bazı ayetlerde ise Tevrat’ın değiştiğine dair ayetler var ve bunda çelişki olduğunu iddia edenler var, ne demeliyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an’daki tertip sırasına göre, ilgili ayetlerin meali şöyledir:

“Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi hatırlayın ve bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Bir de sadece benden korkun.” (Bakara, 2/40)

- Bu ayette, İsrailoğullarına hitaben: “Allah’ın kendilerini Firavun’dan kurtarması, buzağıya tapmalarından sonra onları bağışlaması, Tevrat ve İncil’de müjdelenen Hz. Muhammed’in peygamberlik zamanına kavuşturması” gibi nimetleri hatırlamaları istenilmiştir. Bununla zımnen Allah’a itaat edip yeni ve en son gönderdiği peygamberi olan Hz. Muhammed (asm)’e de iman etmeleri emredilmiştir. (bk. Zemahşeri, Beydavi, Nesefi, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

Açıkça görüldüğü üzere, bu ayette Tevrat ve İncil’in tahrif edilmediğine dair bir işaret bile yoktur.

“De ki: 'Ey Ehl-i Kitap! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’ân’ı) tatbik etmedikçe, hiçbir temele dayanmış sayılmazsınız, hiçbir dayanağınız yoktur.' Rabbinden sana indirilen ayetler, mutlaka onlardan birçoğunun azgınlık ve inkârcılığını fazlalaştıracaktır. O halde o kâfirlerden ötürü gam yeme!” (Maide, 5/68-69)

- Bu ayette, Tevrat ve İncil’de yer alan hakikatlere iman edip onunla amel etmeleri emredilmiştir. Yani, Hz. Muhammed (asm)’in hak peygamber olduğunu müjdeleyen kitaplarınızdaki bu bilgileri tasdik edip ona uygun hareket etmediğiniz sürece hiçbir din içinde yer almış olmazsınız. (bk. Beydavi, İbn Kesir, ilgili yer)

Burada Tevrat ve İnci’lin hiçbir yerinin tahrife uğramadığına dair bir ifade yoktur. Çünkü, Tevrat ve İncil’deki bütün bilgiler yanlış değildir. İçinde pek çok doğrular vardır. Bu doğrulardan bazıları da İslam peygamberiyle ilgilidir.

Ayette o dönemde bu kitaplarda Hz. Muhammed (asm)’le ilgili doğru bilgilerin varlığına işaret edilmiştir. Yoksa, bunların hiç tahrif edilmediklerine dair bir anlam çıkmaz.

“Bazı Yahudiler de Allah’ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü 'Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir.' dediler. Sen onlara de ki: 'Peki, Mûsâ’nın insanlara bir nûr ve rehber olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kâğıtlar haline koyup işinize geleni gösterdiğiniz, fakat çoğunu gizlediğiniz ve sizin de babalarınızın da bilmediğiniz birçok şeyleri sayesinde öğrendiğiniz o kitabı kim indirdi?' Ey Resulüm sen: 'Allah indirdi.' de! Sonra bırak daldıkları batıllarında oynaya dursunlar.” (Enam, 6/91)

- Bu ayetin sebeb-i nüzulu olarak gösterilen ve İbn Abbas’a dayandırılan en meşhur rivayet şöyledir:

Yahudi reislerinden ve hahamlarından biri olan Malik b. Sayf adındaki bir adam Peygamberimizi ziyaret etmiş, Efendimiz ona: “Tevrat’ı Musa’ya gönderen Allah aşkına söyler misin; Tevrat’ta: “Allah semin / aşırı şişman olanlardan kızacağına” dair bilgiyi görmedin mi? Buna rağmen sen Yahudilerin sana yedirdiklerinden böyle şişman olmuşsun.” buyurdu.

Mecliste bulunanlar gülmeye başlayınca, adam kızdı ve Hz. Ömer’e dönerek: “Allah hiçbir insana bir şey vahiy etmemiştir.” dedi. Sonra bunu duyan Yahudiler “Sen nasıl böyle bir şey söyledin?” diye serzenişte bulunduklarında, O “Ben o zaman kızdığım için öyle dedim.” diye cevap verdi. Ancak Yahudiler bu mazeretini kabul etmedikleri için onu reislikten azlettiler ve onun yerine Kâb b. el-Eşerf’i reis yaptılar. (bk. Razi, ilgili yer)

Bu rivayetten anlaşılıyor ki, Peygamberimiz (asm) Tevrat’ta sahih bilgilerin olduğunu kabul etmiştir. Ancak, -daha önce de arz ettiğimiz gibi- İslam literatüründe Tevrat ve İncil’in tamamen tahrif edildiği, orada hiçbir doğru bilginin kalmadığına dair bir iddia asla olmamıştır. Bilakis söylenen şey, doğrularla birlikte tahrif edildikleri için yanlış bilgilerin de var olduğudur.

“Eğer, faraza, sana indirdiğimiz hususlardan herhangi birinde şüphe edersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Celalim hakkı için, sana Rabbin tarafından gerçek gelmiştir, bunda en ufak bir tereddüdün olmasın!” (Yunus, 10/94)

- Önce şunu belirtmekte fayda vardır:

Bu ayetin muhatabı görünürde Hz. Peygamber (asm) olmakla beraber, hakikatte diğer insanlardır. Çünkü onun Kur’an’dan şüphe etmediği, şüphesiz bir gerçektir.

Bir söz var: “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” diye. Araplarda da benzer bir ata sözü vardır. İşte bu da o türden bir ifade tarzıdır. Özellikle surenin sonlarında yer alan “Eğer siz benim dinimden şühe ediyorsanız...” (Yunus, 10/104) mealindeki ayette, söz konusu ettiğimiz ayete de bir remiz, işaret vardır. Ve asıl muhatabı başka insanlar olduğunu göstermektedir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

- Bu ayette, bir yandan müminlerin imanlarını takviye etmek, diğer yandan iman etmeyenlere, özellikle Ehl-i kitaba kuvvetli bir delil göstermek hedeflenmiştir.

Hz. Peygamber (asm)'in, Tevrat ve İncil’de müjdelendiği, vasıflarının belirtildiği şu ayetten de anlaşılabilir:

“Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, onu (Muhammed’i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler.” (Bakara, 2/146).

- Özetle: Tevrat ve İncil’de tahrifat yapıldığına işaret eden ayetlerle, onlarda doğru bilginin olduğuna işaret eden ayetler arasında bir çelişki yoktur. Çünkü hem tahrifat var, hem de doğru bilgiler vardır...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun