Tevbe suresi 5. ayete göre, anlaşma yapılan müşrikler de öldürülmeli midir?

Tarih: 22.03.2014 - 00:38 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Tevbe suresi 5. ayette müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün diyor. Fakat bu müşrikler antlaşmalarına bağlı ve peygambere karşı savaşmazken peygambere dost insanlarken nasıl oluyor da peygamber bunları öldürmeye kalkar?

-  İbni Kesir, Kurtubi, Fahreddin Razi ve Taberi gibi alimler tefsirlerinde bir müşrik zararsız ve antlaşmasına bağlı ve Müslümanlara dost olsa dahi görüldüğü yerde öldürülecek diye tefsir ediyorlar. Bununla alakalı birçok hadis var. Sitenizdeki cevabı okudum, fakat pek tatminkar bulmadım. Açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Tevbe suresinin ilgili ayetlerinin meali şöyledir:

“Bu Büyük Hac günü, Allah ve Resulünden insanlara şunu ilan edin ki: Allah da Resulü de müşriklerden beridir. Şayet şirkten tövbe edip tevhide yönelirseniz bu, elbette sizin için daha hayırlı olur. İyi biliniz ki siz Allah’ın elinden kurtulamazsınız. Kâfirleri pek acı bir azapla müjdele!"

“Ancak kendileriyle antlaşma yapmanızdan sonra, şartları hiçbir şey eksiltmeksizin tamamen yerine getiren ve sizin aleyhinizde hiçbir kimseye destek vermeyen müşrikler, bu hükmün dışındadırlar. Bunlarla sözleşmenin müddeti tamamlanıncaya kadar antlaşma şartlarına riayet edin. Allah, Kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever.”

“O halde, haram aylar çıkınca artık öbür müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun. Eğer tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir / affı ve merhameti boldur.”

“Eğer müşriklerden biri senden sığınma hakkı isteyip yanına gelmek isterse, sen ona güvence ver, ta ki Allah’ın kelamını dinlesin, düşünsün. Sonra şayet Müslümanlığı benimsemezse onu, kendisini güvenlikte hissedeceği yere (vatanına) ulaştır.  Çünkü onlar İslâm’ın gerçek mahiyetini bilmeyen bir topluluktur.”(Tevbe, 9/3-6)

- Evvela, bu surede yeni bir dönemin başladığını haber vermektedir. Hicretin 9. yılında inen bu surede Hz. Peygamber (asm)'in artık vefat edeceğini bilen Allah, onun hayatının sonlarında -ölmeden önce- son bir düzenleme ile Arap müşriklerinin artık şirkte böyle devam edemeyecekleri, ya İslam’a girecekleri yahut da ölümle burun buruna geleceklerine vurgu yapmıştır. Bu ilanı yaparken de şu adalet noktalarına dikkat edilmiştir:

a) Bütün müşrikler için tövbe kapısı açık bırakılmıştır(3. ayet). Bundan anlaşılıyor ki, Allah’ın maksadı onları yok etmek değil, ahiretleri için son derece önemli olan imana onları yönlendirmektir.

b) Daha önce Müslümanlarla anlaşma imzalayan müşriklerin bu haklarına da riayet etmenin gereğine işaret edilmiştir (4. ayet). Bu tolerans, Allah’ın gücü her şeye yettiği halde, sonsuz merhametiyle şu aciz kullarıyla -peygamberi vasıtasıyla- yaptığı anlaşmaya nasıl riayet ettiğini göstermesi bakımından ayrı bir önem arzetmektedir. Ayetin son cümlesi olan “Allah, kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever” mealindeki ilahî ifade bu konuda çok açıktır.

c) Surenin 5. ayetinde ise, Müslümanlarla herhangi bir anlaşması bulunmayan müşriklerle ilgilidir. Onları İslam’a girmeye yöneltmek için, kendilerine bundan böyle herhangi bir toleransın tanınmayacağı, eskiden beri Müslümanlarla savaş halinde olan bu insanların iman etmemeleri, bu savaşa devam ettikleri anlamına geleceği için, hakkettikleri cezaya çarpılacaklarına dair güçlü bir ültimatom verilmiştir.

- Bundan bir yıl önce Mekke fethedilmiş ve müşriklerin en büyük kuvveti olan Kureyş müşrikleri iman edip savaşı terk etmişlerdir. Geriye kalan müşriklerin savaşma gücü kırılmışken, bunları doğru yola girmeye sıkıştırmak, hem Müslümanlar için hem de onlar için çok faydalı bir davranıştır.

- Aşağıda mealleri verilen 7-11. ayetlerin ifadeleri, müşriklerin düşmanca tavırlarını, artık hadlerinin bildirilmesinin gerektiğini ortaya koyduğu gibi, yine de İslam’ın müşriklere karşı bile büyük tolerans tanıdığının göstergesidir:

7. “O müşriklerin Allah yanında, Resulü yanında nasıl olup da bir ahitleri olabilir ki! (olamaz, zira onlar daima hainlik edip verdikleri sözden dönerler). Mescid-i Haram’ın yanında antlaşma yaptıklarınız bundan müstesna olup, onlar size karşı dürüst davrandıkça siz de onlara dürüst davranın. Allah, Kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever.

8. Evet, onların nasıl ahitleri olabilir ki, eğer size galip gelecek olurlarsa sizin hakkınızda ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiç bir şey gözetmezler. Ağızlarıyla güya sizin gönlünüzü alırlar, kalpleri ise nefret duyup kaçınır. Çünkü onların ekserisi Allah’ın yolundan çıkmış fâsıklardır.

9. Onlar Allah’ın âyetlerini az bir dünya menfaati karşılığında sattılar da Allah’ın yolundan insanları alıkoydular. Gerçekten onlar ne fena iş yapıyorlar!

10. Müminler hakkında ne ahit, ne yemin ne hukuk, hiçbir şey gözetmezler. Bunlar öyle saldırgan kimselerdir!

11. Bununla beraber kâfirlikten vazgeçip tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse, artık sizin din kardeşleriniz olurlar. Bilip anlayacak kimseler için biz âyetlerimizi iyice açıklarız.

- Bu konuda söyleyebileceklerimiz bunlardır. Bunları daha önce sitemizde yer verilen konuyla ilgili bilgileri bir arada mütalaa etmekten bir tatminlik hali olabileceğini umuyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun