Sorularla İslamiyet'e Eleştiri...

Soru Detayı

Kısaca eleştirimi söyleyeceğim.
1- Allah hiçbir peygamber arasında ayrım yapmamamızı emrederken Siz inadını Hz. Muhammed'i yüceltmek için uğraşıyorsunuz.
2- Recm İslam'da var diyorsunuz peki ölümle sonuçlanan bir cezanın Kur'an'da olmamasının sebebi ne?
3- Mezhepler inadına Allah'ın kitabı eksikmiş gibi dinde helal haram koyuyorlar siz de hak diyorsunuz bide.
4- Sen olmasaydın Alemleri yaratmazdım rivayetini sanırım gerçek dediniz Akılla, mantıkla çelişen saçma bir sözü ille de kabul etmenizdeki amaç nedir?
5- Allah peygamberimizin insan olduğunu o kadar ayette vurgularken siz Miraca çıkıp Allah'la görüştüğünü ileri sürüyorsunuz.
6- Kuran'dan fazla rivayetlerle anlatıyorsunuz dini. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Eğer ki Kur'an'dan başka hüküm koyma yetkisi peygambere verildiyse o dönem kayıtlara geçilmeliydi.
7- Bir de derin bir konu olduğunda uzunca yazılar yazıp olduğunca Arapça kelimeler kullanıyorsunuz ki anlamayan insanlar gerçekmiş gibi hissetsin.
8- Dinden çıkanı öldürün ''rivayeti''ni kabul ediyorsunuz fakat bir ayette iman edip küfre düştükten sonra tekrar iman edip küfre düşünce diye ayet var demek ki dinden çıkan öldürün diye bir şey yok.
9- İyice İşid gibi cani şeyleri savunuyorsunuz, isteyen istediği dine girip çıkar size ne bundan?
10- Ayrıca şunu belirteyim eğer ki hadisler dinde hüküm kaynağı olsaydı Kütüb-i Sitte'de hiçbir çelişkili hadis olmaması lazımdı. Çelişkili olan hiçbir kitabın içindeki hükümleri kabul etmek zorunda değil insanlar. Ahlak, sevgi vb. konularla ilgili olan hadisler hariç.
11- Diyeceğim şu ki siz ve diğer hurafeciler Hz. Meryem oğlu Hz. İsa'yı yücelttikleri gibi Hz. Muhammed'i yüceltiyorsunuz. Vallahi yanlış yaptığınız.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soru 1:

Allah hiçbir peygamber arasında ayrım yapmamamızı emrederken, siz inadını Hz. Muhammed'i yüceltmek için uğraşıyorsunuz.

Cevap:

- Allah’ın hiçbir peygamber arasında ayrım yapmamamızı emretmesi, onlara iman etme noktasına aittir. “Biz Allah’ın hiçbir peygamberi arasında ayrım yapmayız.” (Bakara, 2/285)

- Ancak hepsinin peygamber olduğuna iman ettiğimiz gibi, hepsinin aynı derecede olmadığına, bazı peygamberlerin bazılarından daha üstün olduğuna da iman etmek zorundayız. Çünkü bunu da Allah emretmiştir. “Biz peygamberlerden bazılarını bazılarına üstün kıldık.” (İsra, 17/55) mealindeki ayette bu husus açıkça ifade edilmiştir.

Soru 2:

Recm İslam'da var diyorsunuz, peki ölümle sonuçlanan bir cezanın Kur'an'da olmamasının sebebi ne?

Cevap:

İslam’da RECM’in var olduğunu biz söylemiyoruz. Haddimize mi düşmüş… Bunu Allah’ın resulü söylüyor. En sahih kaynaklarda geçtiğini göstermişiz. Biz Allah’ın izniyle mümkün olduğunca asla delilsiz konuşmayız. Recmi inkâr etmek ancak hadisleri inkâr etmekle mümkündür. Böyle bir cüret de ancak İslam ümmetinin milyonlarca allamelerini yok saymakla mümkündür.

Hadisleri inkâr edenler, yalnız bize öğle namazını Kur’an’da bulup -şimdiki ümmetin kıldığı tarzda- kılsınlar/kıldırsınlar görelim!..

- Recim cezasının Kur’an’da yer almamasının hikmetini bilmemek, sahih hadis kaynaklarında yer alan bu cezayı inkâr etmekle telafi edilmez. Bizzat Kur’an’da var olan ve hikmetini bilmediğimiz (alimlerin hikmetini bilmediğini belirttiği) onlarca husus vardır. Müteşabih ayetler bunlardan sadec bazılarıdır. Özellikle Selef alimleri bu gibi ayetleri tevil etmekten kaçınmış ve hakikatlarını, hikmetlerini “Allah’ın ilmine havale etmişler.”

Bununla beraber, bu konu suistimallere müsait, garazkârların iftiralarına uygun bir zemin olmasındandır ki, Kur’an’da bunun tespiti âdeta imkânsız olan bir şekle (dört şahidin açıkça görmesine) bağlanmıştır. Kur’anda buna yer verilmemesi de bu kritik duruma bir işaret olabilir.

Tekrar edelim ki, sebebinin bizce bilinmemesi, bu hükmün olmadığına delil olmaz.

Soru 3:

Mezhepler inadına Allah'ın kitabı eksikmiş gibi, dinde helal haram koyuyorlar, siz de hak diyorsunuz bir de.

Cevap

 - Mezhep, görüş demektir. Bir doktrin olarak olmasa da muhtevası itibariyle mezhepler sahabe döneminden beri vardır. İbn Mesud’un, İbn Ömer’in, İbn Abbas’ın Kur’an’dan farklı şeyler anladıkları, farklı fetvalar verdikleri bilinmektedir. İşte bu farklılıklar birer mezheptir, görüştür.

-Seleficilik ve Vahhabicilik oynayanlar da kendi görüşlerini savunmuyorlar mı? Peki onların savundukları ve bağlandıkları bu görüşleri de bir mezhep değil mi?

Şimdi, İslam camiasında takvalarıyla, ilimleriyle en yüksek zirveye yerleştirilen alimlerin kendi görüşlerini, mezheplerini uygulayınca olmuyor da “mezhepsiz”lerin mezhebine uyunca mı oluyor? (Bu konular detaylı olarak sitemizde yer almıştır, tekrar etmiyoruz...).

Soru 4:

Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım, rivayetini sanırım gerçek dediniz; akılla, mantıkla çelişen saçma bir sözü ille de kabul etmenizdeki amaç nedir?

Cevap:

Biz bu hadisin hadis ilmi kriterleri bakımından sahih olmadığını, fakat manası itibariyle doğru olduğunu belirtmiş ve bunun gerekçesini de açıklamış bulunuyoruz.

Verdiğimiz bilgilerden biri şöyledir: “Hadis otoritelerine göre bu rivayetin senedi itibariyle sağlam bir aslı yoktur. Fakat manası sahihtir." (bk. Aclûnî, 2/164; bk. Leknevî, el-Âsaru’l-merfua, 1/44)

Bu bilgilerden bir diğeri de şöyledir:

“Kâinatın yaratılış hikmet ve gayesi, yüce yaratıcının varlığı ve birliğini tanıtmak ve onun hak Mabud olduğunu gönüllere nakşetmektir. Özellikle şuurlu varlıktan cinlerin ve insanların sırf bu görevle yükümlü tutulduğunu

“Ben cinleri ve insanları sırf beni tanıyıp yalnız bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 50/56)

mealindeki ayetten anlamaktayız. Allah kendini özellikle şu iki kitapla tanıtmak istemiştir:

a. Biri, ontolojik vahyin eseri, harika bir nizam ve ahengin örgüsü olan kâinat kitabı.

b. Diğeri ise, bu kâinat kitabının ezelî bir tercümanı ve tefsiri olan ve bütün semavî kitapların esaslarını ihtiva eden Kur’an-ı kerim.

- İşte gerek kainat kitabı olsun, gerekse Kur’an olsun, Hz. Muhammed (asm) gibi bir muallim olmaksızın, tamamen anlaşılmasının mümkün olmadığı bir gerçektir. Halbuki, anlaşılmaz bir kitap -ne kadar güzel olursa olsun- onu anlatan, açıklayan bir muallimi yoksa, o kitabın manasız bir tomar kağıttan farkı kalmaz.

İşte hadiste, Allah’ın en büyük tarifçisi/tanıtıcısı olan bu iki kitabın yegâne muallimi olan Hz. Muhammed (asm)’in “şahsiyet-i Muhammediye” denilen bu unvanı dikkatlere sunulmuştur.

Şu bir gerçektir ki, Hz. Muhammed (asm), gerek Kur’an lisanıyla gerekse hadislerinde kâinatı konuşturarak Allah’ın celal ve cemal sıfatlarını öyle bir şekilde ortaya koymuş ki, bunu gören her vicdan sahibi, onun diğer peygamberlerden çok üstün ve pek özel olduğunu tasdik edecektir. Çünkü, kâinatın yaratılış maksadı olan Allah’ın zat, isim ve sıfatlarıyla en güzel ve hakiki manada ders veren yalnız odur.

Bu açıdan bakıldığında, her şeyin şahsiyet-i Muhammediye için yaratıldığını söylemek; her şeyin onun evrensel risaletini, cihanşümul mesajlarını ihtiva eden Kur’an ve sünnetin ortaya koyduğu hakikatlerin hatırı için yaratıldığını söylemekle eş değeredir.

Bu sebeple, ortada şaşkınlığa yol açan, özellikle de diğer insanların sevilmediğini gösteren bir durum asla söz konusu değildir.

- Bu hüküm, Hz. Peygamber (asm)'in şahsıyla ilgili değil, risaletiyle, vahiy olarak aldığı Kur’an’la ilgilidir. Bunun bir manası şudur:

“Eğer bütün vahiyleri ihtiva eden son risalet şekli olan Kur’an vahyi ve dolayısıyla da bütün peygamberlerin meziyetlerini kendinde toplayan son peygamber olan Kur’an peygamberi olmasaydı, Allah’ın isim ve sıfatlarının birer tecellisi olan kâinatın yaratılış maksatları hakkıyla anlaşılmayacaktı...”

- Biz bu hakikate inanıyoruz. Bu hakikate inanan binlerce alimin görüşüne katılıyoruz... Siz inanmayabilirsiniz. Fakat tahakküm ve istibdat kabul edilemez. Hak ve hakikat yalnız sizin bilginize münhasır değildir… Ve biz, şimdiye kadar bir Müslümanın Hz. Peygamberi (haşa Allah’ın oğlu diye Hz. İsa’ya yapılan iftira yüklü aşırı övgüler gibi) İslam inancının dışında bir aşırlıkla övdüğüne şahit olmadık...

- Yalnız size samimi bir tavsiyemiz: Hz. Peygamberi -sizce aşırı- “yüceltmeme” adına onu “küçültmeme”ye dikkat edin ki, yarın şefaatini isteyecek bir yüzünüz olsun..

Soru 5:

Allah Peygamberimizin insan olduğunu o kadar ayette vurgularken siz Miraca çıkıp Allah'la görüştüğünü ileri sürüyorsunuz.

Cevap:

- Allah, Hz. Muhammed (asm)’in bir insan olduğunu bildirmesi yanında, onun Allah’tan vahiy alan bütün insanlara gönderilmiş en son peygamber olduğunu da bildirmiştir. Yerde iken Allah’a muhatap olan Hz. Muhammed (asm)’in göklere çıkarılarak muhatap kabul edilmesinin ne dinen ne de aklen bir mahzuru vardır.

- Hz. Muhammed (asm) öyle bir insan ki, gecenin çok kısa bir bölümünde Mekke’den Kudüs’e yolculuk etmiş ve aynı anda geri dönmüştür. (İsra, 17/1) Kur’an’da bu açık hakikat, bu mucizevî harika olay ortada iken, Hz. Muhammed (asm)’i yalnız sıradan bir insan gibi tasavvur etmek için kişinin aklından zoru olması gerekir.

- Necm suresinde, Hz. Muhammed (asm)’in göklerin ötesinde bulunan ve Cennetu’l-Meva’ya komşu olan Sidre-i müntehaya vardığı açıkça beyan edilmektedir. Böyle bir zatın Allah katındaki üstün değeri ortada iken, insan, ona karşı yapılan saygı ve sevgiyi büyük görmekte ve onu eleştirmekten Allah’tan korkar, haya eder.

- Hz. Peygamber (asm)'in -Kur'an ile sabit olan ve sahih hadislerle açıklanan- İsra ve mi'racını inkâr etmek bir mümine yakışmaz. Onun mi'raçta Allah’ın cemalini görüp görmediği meselesi ayrı bir konudur. Burada, sahabeden beri, alimlerin büyük çoğunluğu gördüğüne inanır. Bir kısmı da gördüğüne inanmaz. Biz gördüğüne inan alimlerin görüşüne katılıyoruz. Fakat “görmedi” diyenlere de bir şey demiyoruz.

Ancak Hz. Peygamber (asm)'in Allah’ın cemalini, bir ehadiyet tecellisini görüp görmemesi ayrı bir konudur, onun miraca çıkmadığını iddia etmek ayrı bir konudur. Bildiğimiz kadarıyla, “Allah’ı görmedi.” diyen alimlerden hiçbiri de onun mi'raca çıkmadığını iddia etmemiştir.

Soru 6:

Kuran'dan fazla rivayetlerle anlatıyorsunuz dini. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Eğer ki Kur'an'dan başka hüküm koyma yetkisi peygambere verildiyse o dönem kayıtlara geçilmeliydi.

Cevap:

- Cevaplarımızda konuyla ilgili ayetler varsa kesinlikle onlara öncelik veriyoruz. Bunu sitemizde görmek mümkündür. Fakat gelen sorulara bağlı olarak sahih hadisleri de kullanmaktan çekinmiyoruz. Zira çok iyi biliriz ki, Hz. Peygamber (asm)'in sünneti ve bu sünneti bize ulaştıran sahih hadisler İslam dininin ikinci teşri kaynağıdır. Sünneti, dolayısıyla sahih hadisleri bir tarafa kaldırdığınızda en az dinin üçte birini rafa kaldırmış olursunuz.

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer, bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz. Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onu Allah’a ve Elçisi'ne döndürün. En hayırlısı ve tevilin en güzeli budur.” (Nisa, 4/59)

mealindeki ayeti açıklayan müfessirlerin hemen hepsi, ayette Hz. Peygambere (asm) itaatin emredilmesi, onun sünnetine tabi olmak anlamında olduğunu, ihtilaflı konuların çözümü için “Meseleyi Allah’a ve resulüne döndürmeyi” ise Kur’an ve sünnete işaret olduğunu bildirmişlerdir.

- Sünnet olmadan Kur’an’ın bütün hükümlerini anlamak mümkün değildir.

Kur’an’da özet halde bulunan bilgiler, sünnet yoluyla bize detaylandırılmış ve mükemmel bir şekilde açıklanmıştır. Sünnet Kur’an’ın bir nevi tefsiridir.

Sünnetin dindeki yeri ile ilgili bilgiler Sitemizde mevcuttur, bakılabilir.

Burada, namaz, oruç, hac, zekât gibi İslam’ın temel esaslarının detaylarının Kur’an’da açıkça bulunmadığını, ancak sünnetle anlaşıldığını söylemeye gerek yoktur.

Biz, sünnet olmadan Kur’an’ın her konuda anlaşılamayacağını göstermek için yalnız şu iki ayetin manasını, -sünnet olmaksızın- açıklamanızı bekliyoruz:

a) “Hac, belli aylardır.” (Bakara, 2/197) mealindeki ayette yer alan bu ayların hangi aylar olduğunu Kur’an’da gösterebilir misiniz?

b) “Allah'ı sayılı günlerde anın. Günahtan sakınan kimseye, acele edip, iki günde dönmek isterse, ona bir günah yoktur, kim geri kalırsa da ona bir günah yoktur. Allah'tan sakının. O'nun katında toplanacağınızı bilin.” (Bakara, 2/203) mealindeki ayette yer alan bu “sayılı günler” ve “iki gün”ler hangileridir, hangi ayın hangi günleridir?

- “Hüküm yalnızca Allah'ındır.” ifadesi, dalalet fırkaların başında gelen ve bunun için Hz. Ali’yi tekfir edip şehit eden haricilerin kullandığı tarihi ve pek talisiz bir sözdür. Hüküm elbette yalnız Allah’ındır. Nitekim Hz. Ali de “Bu söz doğrudur, fakat onunla batıl kastedilmiştir.” diyerek bunu reddetmiştir.  

Zira, Allah’ın emri doğrultusunda Hz. Peygamber (asm)'in de sünneti ikinci teşri, kaynağıdır.

“Peygamber size ne verdiyse alın; neyi yasakladıysa ondan da kaçının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın cezası pek çetindir.” (Haşir, 59/7)

mealindeki ayette bu hususa işaret edildiğine dair, başta İmam Şafii olmak üzere onlarca İslam aliminin açıklaması vardır.

Soru 7:

Bir de derin bir konu olduğunda uzunca yazılar yazıp olduğunca Arapça kelimeler kullanıyorsunuz ki anlamayan insanlar gerçekmiş gibi hissetsin.

Cevap:

Bu yaklaşımınız sizin bu siteye karşı ne kadar ön yargılı olduğunuzu gösteriyor. Suizan haram olmasına rağmen bu yargıya varmanız çok enteresandır.

Biz tefsir, fıkıh, hadis, kelam gibi konularla ilgileniyoruz. Ve bütün kaynaklarımız Arapça’dır. Her ilmin ıstılahları olduğu gibi, bizim de kullanmamız gereken ıstılahlar vardır.

Fakat bu dili kullanırken, mümkün ölçüde yine de şimdiki konuşulan Türkçe’ye de dikkat etmeye çalışıyoruz. Ama her hâlükârda “insanları aldatmak” için böyle bir dili tercih etmeyi asla düşünmedik. Bir vesvese mahsulü olduğunda şüphe etmediğimiz bu düşünceniz, size şeytanın bir aldatmacası olabilir.

Soru 8:

Dinden çıkanı öldürün ''rivayeti''ni kabul ediyorsunuz, fakat bir ayette iman edip küfre düştükten sonra tekrar iman edip küfre düşünce diye ayet var demek ki dinden çıkan öldürün diye bir şey yok.

Cevap:

Bunu biz söylemiyoruz. İslam alimlerinin büyük çoğunluğu söylemiştir. Biz bu konudaki delilleri sitemizde yazdık, kuvvetli ihtimalle siz de okumuşsunuz. Tekrara hacet yoktur.

Soru 9:

İyice İşid gibi cani şeyleri savunuyorsunuz, isteyen istediği dine girip çıkar size ne bundan?

Cevap:

Bu sözünüzü bir yalan ve iftira olarak değerlendiriyoruz. “Bir mümin/Müslüman asla yalancı olmaz.” manasındaki hadisin uyarısıyla da size ihtarda bulunuyoruz.

Soru 10:

Ayrıca şunu belirteyim eğer ki hadisler dinde hüküm kaynağı olsaydı Kütüb-i Sitte'de hiçbir çelişkili hadis olmaması lazımdı. Çelişkili olan hiçbir kitabın içindeki hükümleri kabul etmek zorunda değil insanlar. Ahlak, sevgi vb. konularla ilgili olan hadisler hariç.

Cevap:

Bu itirazınıza yukarıda cevap verilmiştir.

Soru 11:

Diyeceğim şu ki siz ve diğer hurafeciler Hz. Meryem oğlu Hz. İsa'yı yücelttikleri gibi Hz. Muhammed'i yüceltiyorsunuz. Vallahi yanlış yaptığınız.

Cevap:

Bunun da cevabı yukarıda verilmiştir. Allah cümlemizi şeytanın şerrinden korusun. Amin.

İlave bilgiler için tıklayınız:

Peygamberimizin diğer peygamberlerden bir farkı var mı?
Recm cezasının hikmeti nedir? Sevgi dini olan İslamiyet neden.
Mezheplerin hak olduğunun ayetlerle isbatı.
Levlake hadisi olarak bilinen "Sen olmasaydın, ey Habîbim...
Miraç hadisesi, neden Kur'an'da açıkça zikredilmemiş...
Peygamberimizin haram kılma yetkisi var mıdır?
Bakara 217 ve Maide 54'e göre, mürtedlerin öldürülmeyekleri
Hadislerin bir çok raviden geçtiğini dikkate alırsak, hadislere.
Bazı kitaplarda Peygamberimizin şemaili anlatılıyor; bu bilgiler...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

arcjhd65

soruyu sorana kapak olmuş :D

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ultraslan9571

Elinizden geleni yaptığınızı biliyoruz. Sizin gibi işini düzgün yapan bir site de yok. Ne kadar yazık ki tembelliğimizden araştırmayıp direk bu siteye girerek aklımızdakinin cevabını buluyoruz. Allah yardımcınız olsun, eksik etmesin..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Mehmet Onur

Allah sizden ebeden razı olsun... Bilemem o gün bana söz düşer mi ama olurda düşerse yevm-i cezada bu büyük hizmetiniz lehinde şahitlik edeceğim...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ferdi65

Soruyu Soran Arkadaş anlaşılan ki sen yoldan epey çıkmışsın. İnşallah Doğru Yolu Bulursun. AMİN

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ASİL_İSMAİL

Allah razı olsun hocam. Açıklamalar gayet ikna edici fakat bu düşüncedeki insanlar anlamak istemiyorlar. Anlatıyorsunuz hiç dinlemiyorlar, umursamaz tavır içindeler. "Benim önümde şu profesör var bu profesör var o yüzden rahatım" deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar. Bizim önümüzde ise tabiin, tebe-i tabiinler ve onlara tabi olanlar var. Çok şükür bizim içimiz daha rahat. Allah sırat-ı müstakimden ayırmasın.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ASİL_İSMAİL

Bu düşüncedeki insanların kaderi, kabir hayatını, mezhepleri, miracı, mucizeleri vs. kabul etmeme düşünceleri ön planda. Bu yüzden buradaki videolardan da faydalanmaları duası ile: http://www.seyrangah.tv/

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR