Mevlana, Peygamberimizin bazı sünnetlerini önemsiz mi görüyor?

Tarih: 24.07.2015 - 00:36 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Mevlânâ'ya bir gün birisi gelir ve ona¸ Hz. Peygamber'in kuşağının olup olmadığını¸ varsa nasıl olduğunu¸ kaç arşın uzunlukta ve hangi renkte olduğunu sorar. Mevlânâ; "Bunu bilmekle ne yapacaksın¸ eline ne geçecek? Hz. Peygamber kuşak kullanırdı¸ kullanmazdı veya vardı¸ yoktu¸ bunu bilmek¸ sana ne fayda verecektir?" diye sorar. O da der ki: "Sakalım onun sakalı gibi oldu. Sarığım da onun sarığına benzedi. Hatta ayaklarımda çöl ayakkabısı var. Konya toprağında çöl terliği ile geziyorum. ... Elbisem de onunkine benzedi. Geriye acaba Hz. Peygamber kuşak kullanıyor muydu; kullanmıyor muydu? Meselesi kaldı. Bunu kimse cevaplayamadı. Onun için sana geldim. Ben ona benzemek istiyorum" der. Mevlânâ ona cevap olarak: "Sen bu kafayla benzesen benzesen ancak Ebû Cehil'e benzersin" dedikten sonra sözlerine şöyle devam eder: "Dış görünüş ve kıyafet itibariyle Hz. Peygamber'le Ebû Cehil arasında bir fark yoktur. Fark suretlerde değil¸ siretlerdedir. Sende Hz. Peygamber'in şekil ve kıyafetinden nelerin olduğunu değil¸ Hz. Peygamber'in ahlakından¸ dürüstlüğünden¸ hoşgörü ve insanlığından ne var onu söyle! Ona ancak öyle benzersin." (İsmail Yakıt¸ Hz. Peygamber'i Anlamak¸ İstanbul 2003¸ s. 41-42; Yıldırım, Enbiya, Hadis Meseleleri. Sf. 149-150)
- Bu olayın aslı var mıdır? 
- Bu sünnet anlayışı doğru mudur?
- Arap adetlerini sünnet diye taklit etmenin sünnet olmadığının güzel bir anlatımı değil midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sizin verdiğiniz kitaplarda yazıldığına göre, bir aslı vardır. Fakat, tamamen doğru olarak tespit edilip edilmediğini tahkik etmek çok zordur. Çünkü, bu gibi olaylar, hadis rivayetleri gibi bir senetle gelmiyor. Onun için doğruluğunu kesin olarak tespit etmek imkânsız gibidir. Bu zorluk yalnız Mevlana ile ilgili değil, bütün tarihi olaylar için geçerlidir.

Eğer, soruda anlatılan olay doğruysa, bu konunun yorumunu şöyle yapabiliriz:

- Mevlana’nın, Hz. Peygamber (asm)'in kuşağını soran ve onun gibi kuşanmak isteyen kimseye karşı gösterdiği olumsuz tavır, onun kılık-kıyafet gibi fiziki sünnetlerini küçümseme anlamına gelmez. Bilakis, onun bu tavrı asıl daha önemli olan ibadet ve kullukla ilgili sünnetlerine gereken değerin verilmediğini anlatmaya yöneliktir.

- Gerçekten, sahabenin kılık-kıyafetle ilgili olarak, Hz. Peygamber (asm) gibi hırka, aba giymek, onun gibi ayakkabı giymekle fazla ilgilenmedikleri bilinmektedir. Onların ilgilendiği şey, onun güzel ahlakı, sabrı, metaneti, affediciliği, şecaati, kulluk ve ibadetidir. Mevlana Hazretleri (kuvvetli ihtimalle yakından tanıdığı) muhatabını bu konuda uyarmak istemiştir.

- “Bu sünnet anlayışı, Arap âdetlerini sünnet diye taklit etmenin sünnet olmadığının güzel bir anlatımı” olabilir. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir husus da: Hz. Peygamber (asm)'in bazı sünnetlerini, Arap âdeti olarak algılayıp ondan uzaklaşmamak ve feyzinden mahrum kalmamaktır.

- Burada Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadelerine yer vermekte fayda olduğunu düşünüyoruz:

“Evet Sünnet-i Seniyeye ittiba, mutlaka gayet kıymetdardır. Hususan bid'aların istilâsı zamanında sünnet-i seniyeye ittiba etmek daha ziyade kıymetdardır. Hususan fesad-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyenin küçük bir âdâbına müraat etmek, ehemmiyetli bir takvayı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor.”

“Doğrudan doğruya Sünnete ittiba etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı hatıra getiriyor. O ihtardan o hatıra, bir huzur-u İlahî hatırasına inkılab eder. Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyeyi müraat ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibadet ve şer'î bir hareket oluyor. Çünki o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a ittibaını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan şâri-i hakikî olan Cenab-ı Hakk'a kalbi müteveccih olur, bir nevi huzur ve ibadet kazanır.”

“İşte bu sırra binaen Sünnet-i Seniyeye ittibaı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.” (bk. Lem'alar, s. 49-50)

İlave bilgi için tıklayınız:

Sünnet nedir? Peygamber Efendimiz'in ahlakıyla ahlaklanmak nasıl olur?
Sahabelerin, sünneti algılama ve hayata tatbik etmeleri nasıldı?
Sünnetin bağlayıcılığı, örnek alınması ve kaynağının vahiy olup olmadığı ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun