Mearic suresi 30. ayette geçen "eymanuhum"un anlamının cariye olmadığı, yemin olduğu doğru mudur?

Tarih: 02.10.2014 - 00:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir sitede kuranda ve islamda cariyeliğin olmadığı iddia edilmiş. bu iddiaya dayanak kanıt olarak da Mearic suresinde geçen eymanuhum kelimesinin anlamının cariye olmadığı yemin olduğudur. Ve hemen hemen bütün din alimlerinin cariye anlamı vermesinin batıl olduğunun hükmünü çıkarmışlar bu sitede. Ve aynı kelimenin yemin ve kefareti hakkında hüküm bildiren ayette yemin anlamında kullanılmış. bu ayette cariyelik yok mu?
- Ve bu reformistler bu ayeti şöyle çevirmişler ancak eşleri yahut yeminlerinin / anlaşmalarının hak sahibi olduklarından dolayı kınanmazlar. Yani buna göre bu ayetten kasıt cariye / elinizin altındakiler değil de yeminleri ve anlaşmalarının hak sahibi olanlarmış
- Bunu biraz araştırdım da milk-i yemin anlamı verilmiş halbuki cariye ile hiçbir anlaşma yeminleşme yapılmıyor. Gerçekten de kafamı allak bullak etti bu konu lütfen detaylı ilmi bir cevap yazar mısınız bana.
- Bir de bu konuyla biraz alakalı bir sorum daha var. islam literatüründe sahabeden tabiinden günümüze gelen tefsir külliyatı var mı?
- Günümüze kadar gelen en eski tefsir külliyatı hangisidir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali:

“Onlar cinsel organlarını (iffetlerini), eşleri ve cariyelerinden başkasından korurlar. Yalnız bunlarla münasebeti olanlar ayıplanamazlar.”(Mearic, 70/30)

- Şimdi bu ayete “yemin” manasını vermek kadar cahilane bir tasavvur olamaz. Çünkü ayette cinsel ilişkiden söz edilmektedir. Bunun gayrimeşru olan kısmının haram olduğuna “iffetlerini korurlar” ifadesiyle zımnen işaret edildikten sonra, meşru nikah yoluyla alınan eşler, bir de “milkü’l-yemin” yoluyla alınan cariyeler...

- Eğer buradaki “eyman” kelimesi yemin anlamında kullanılırsa, ayetin manası: “Onlar cinsel organlarını eşleri ve sahip oldukları yeminlerinden korurlar.” şeklindeki olur ki, insan böyle bir yorumdan utanır.

- “EYMAN”, “YEMİN” kelimesinin çoğuludur. Yemin: Bildiğimiz yemin / ant içmek manasına geldiği gibi, sağ yön, sağ el, cariye manasına da gelir.

Mesela:

- “Onun sağında (yemin) ve solunda (şimal) yerleşmiş iki kayıtçı (melek) vardır.”(Kaf, 50/17) mealindeki ayette yemin kelimesi sağ taraf manasındadır.

- “Mûsâ! Şu sağ elinde (yemin) tuttuğun şey de ne?”(Tâhâ, 20/17) mealindeki ayette yemin kelimesi sağ el manasında kullanılmıştır.

- “Allah sizi yeminlerinizdeki (eyman) yanılmadan dolayı kınamaz.”(Bakara, 2/225) mealindeki ayette yemin kelimesinin çoğulu olan “eyman” kelimesi yeminler manasında kullanılmıştır.

- “Milku’l-yemin” (sağ el ile / yani: kişinin kendi iradesiyle elde ettiği mülk) kavramı; bir cariyeyi sağ eliyle mülküne almak, ona sahip olmak, nikah şartı olmaksızın cariye akdiyle satın almak veya ganimette payına düşen cariyeyi almak manasına gelir. “Sağ el”, kuvveti, malikiyeti, sahip olmayı ifade eder. Araplarda mecaz manada “bir şeye sahip olmak, kuvvet ve iradesiyle onu mülküne almak" için kullanılır.

Bu sebeple Kur’an’da birçok yerde “milkü’l-yemin” kavramı çerçevesinde kullanılan ifadelerin hepsi “cariyeye sahip olmak, onu elde etmek, mülküne dahil etmek” manasında kullanılmıştır.

- Acaba,

 “Himayeniz altındaki yetim kızlarla evlenince haklarını gözetemeyeceğinizden, adaleti sağlayamayacağınızdan endişe ederseniz, onlarla değil, size helal olup arzu ettiğiniz diğer kadınlarla iki, üç veya dört hanım olmak üzere evlenin. Eğer bu takdirde de aralarında adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya elinizin altında olan cariyelerle yetinin.”(Nisa, 4/3)

mealindeki ayette "yemin" kelimesini, ant içme manasında kullanmak mümkün mü? Böyle anlayanlara göre ayetin meali şöyle olur: “...bir kadınla veya yeminlerinizle yetinin!..”

- Aslında bu konuyu bu safsatalar çerçevesinde değerlendirenler, bunu “el-Hivaru’l-mütemeddine, el-İlmaniye / el-Almaniye” (Medeni/modern sohbetler, Layık düşünceler) başlığını taşıyan bazı Arap sitelerinden kopyalamıştır. Sitenin adından da onun ne mal olduğu ortadadır...

- Sahabe döneminden beri binlerce şifahî veya kitabî tefsir kaynağında “milkü’l-yemin” kavramı "cariyelere sahip olmak" manasında anlaşıldığı halde, bunun bu manaya gelmediğini söyleyen kimse milyonlarca defa haddini aşmış olur.

- Sahabe ve tabiinin tefsirlerini barındıran en büyük tefsir kaynağı Taberi’dir.

Günümüzün önemli tefsirleri konusunda ise, Seyyid Kutub, Mevdudi, İbn Aşur, Alusi, Menar, Tantavi Cevheri, Meraği, Safvetu’t-Tefasir, et-Tefsiru’l-Münir gibi eserler sayılabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun