Cinsel ilişkiye girilmiş bir cariye, babaya ve evlada satılabilir miydi?

Tarih: 12.10.2017 - 00:02 | Güncelleme:

Soru Detayı

Cariye, Cariye Hakları ve Ticaret
a) ​Sahibiyle cinsel münasebette bulunulmuş bir cariye, babaya ve evlada satılabilir miydi?
b) Başka birinin cariyesiyle, cinsel münasebet caiz midir?
c) Cariyenin, efendisinin isteğiyle başka biriyle cinsel münasebette bulunulması caiz midir?
d) Cariyenin dini hakları var mıdır, varsa gayrimüslim bir cariye ile müslim bir cariyenin tüm hakları aynı mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kölelik ve cariyelik İslam’ın getirmediği, ama önce ıslah ettiği ve zamanla tamamen kalkmasını hedeflediği bir statü idi.

Bu cümleden olarak İslam dini daha önce değişik yollardan elde edilen köleliğin bütün yollarını yasakladı. Yalnız savaş esirliği yolunu açık bıraktı. Çünkü onu kapatmak mümkün değildi. Bu dünya milletlerinin de aynı noktaya gelmeleri sonunda geri dönüşsüz olarak tarihe karıştı.

Artık bugün İslam adına köle / cariyeden söz etmek pek anlamlı değildir.

Özellikle bunun ilmi ve tarihi yönünden öte, yeniden bu statüyü uygulamaya koymak, İslam dininin ruhuna aykırı ve imajını zedeleyen çok yanlış bir davranıştır.

- Bir cariyenin efendisi olan kişi, dilerse onunla bir nikah akdi olmaksızın cinsel ilişkide bulunabilir.

"O mü'minler ki, ırzlarını korurlar; ancak hanımlarına ve sahip oldukları cariyelerine karşı münasebetleri müstesnadır. Bunlarla olan münasebetlerinden dolayı kınanmazlar." (Mü’minun, 25/5-6)

mealindeki ayette bu gerçeğe vurgu yapılmıştır.

Cariyelerle ilgili olan evlilik, ayette: “eliniz altında bulunanlar” şeklinde ifade edilmiştir. Buna “milkü’l-yemin” veya “akdu’l-mülk” de denilir.

İslam alimlerine göre, bir kadınla birlikte olmak ancak iki şekilde helal olur; nikah akdi ve milkü’l-yemin (cariyenin mülkiyetini elinde tutma) akdi ile olur. (bk. Reddu’l-Muhtar, III/163)

- Efendinin, cariyesinden cinsî yönden istifade etmesinin, cariyenin hesabına iki mühim hikmet ve faydası vardır:

Birincisi, esir düşen ve sahipsiz kalan bu kadınların bu vesile ile ihmal edilmeleri önlenmiş olur. Diğer kadınlar gibi onların da cinsel arzuları olan cariyelerin fuhşa düşmelerinin önüne geçilmiş ve hür bir eş gibi efendisinin evine bağlı kalmasına imkân verilmiş olur.

İkincisi, onu edinme şekli ne olursa olsun, cariyenin efendisinden bir çocuğu olduğu takdirde "çocuğun annesi" manasına "ümmü'l-veled" sayılır. Cariyeden doğan bu çocuk hür kabul edilir. Çocuğun doğumu ile annesi de efendisinin ölümünden sonra mirasçılarına geçmeyip hürriyetine kavuşmaktadır. Çocuk olmasaydı, efendisi de azat etmeseydi, diğer mallar gibi cariye de miras olarak kalacaktı.

Bu kısa girişten sonra sorulara geçebiliriz:

a) Asr-ı saadette böyle bir olayın cereyan edip etmediğine dair bir bilgiye rastlayamadık.

Ancak İslam hukukuna göre, babanın evladının cariyesiyle veya evladın babasının cariyesiyle beraber olması haramdır. (bk. Nevevi, Ravdatu’t-Talibin, 7/211)

Bu sebeple eğer sorudaki satmaktan maksat, cinsi münasebetin olup olmaması ise, bu caiz değildir. Yok eğer, yalnız hizmet maksadıyla olursa bunda bir sakınca yoktur.

b) Başka birinin cariyesiyle, cinsel münasebette bulunmak, haramdır ve hür bir kadınla yatmak gibi bir zinadır. (bk. Nevevi, 10/115, 12/312; el-Mebsut, 2/346)

c) Cariye efendisinin mülküdür. Bu mülkünü başkasına verebilir. Alan kişi, onun yeni efendisi olur ve isterse onunla birlikte olabilir. Ancak, bir efendi cariyesini başkasına peşkeş çekemez. Kızını nikahsız birisine veremediği gibi, cariyesini de “temliksiz” (bağış veya satış yoluyla mülküne geçirmediği sürece) veya nikahsız kimseye veremez. (krş. Nevevi, Mecmu, 16/147) b)" şıkkındaki hüküm, bu maddeye de ışık tutmaktadır.

- Bir efendi cariyesini bir kimseye satmadan nikahını kıysa, cariye o efendiye haram olur ve istimta’ yani cinsellik hakkını kaybeder, yalnız istihdam yani hizmetçilik hakkı kalır. Buna göre, gündüz onun hizmetinden yararlanmaya devam eder, fakat geceleri kocasına teslim etmesi gerekir. (bk. Esna’l-Metalib, 3/191)

d) Hangi dinden olursa olsun, bir cariye, kendi statüsündeki bütün haklara sahiptir. İslam’da din-vicdan hürriyeti en geniş boyutuyla vardır. Müslüman cariye İslam dinindeki ibadetlerini yapabildiği gibi, Yahudi, Hristiyan bir cariye de Havraya, Kiliseye gider.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun