Mülke alınan cariyenin satılması caiz midir?

Tarih: 10.06.2021 - 05:28 | Güncelleme:

Soru Detayı

Teserri akdi ile sahip olunan cariyeyi efendisi istediği zaman teserri akdini bozup mülkünden çıkarabilir miydi?
- Eğer öyle bir şey varsa bu cariyenin odalık olarak da kullanılmasına sebebiyet verdiğinden ahlaki yönden doğru olur mu?
Ayrıca teserrinin şartından biri de hanımına gösterdiğin ilgiyi cariyene de göstermek zorunda olduğundur, eğer efendisi keyfine göre mülkünden çıkarırsa veya ciddi bir niyeti yoksa bu, bu şarta aykırı düşmez mi?
Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Savaş uluslararası bir olaydır. Bunun sebepleri, icrası ve sonuçları hakkındaki naslar ve uygulamalar Peygamberimiz (asm) hayatta iken başka topluluklarda olup biten bazı uygulamaları misilleme yoluyla almıştır, bunların zulüm ve ahlaka aykırı olanlarını ise reddetmiş ve ıslah tedbirleri almıştır.

Müslüman olmayan topluluklarda savaş esirlerine, köle ve cariyelere yapılan muamelelerin önemli bir kısmı insanlık suçudur ve ayıbıdır.

İslam savaş sebeplerini, icrasını ve sonuçlarını ıslah etmiştir.

Bu konu İslam Hukuku literatürünün ilgili bölümlerine bakmak gerekir. Sitemizde de özet halinde bazı bilgiler bulunmaktadır.

Savaş esirleri hakkında birden fazla uygulama getirilmiştir:

Esirlerin mübadelesi, esirlerin bedelsiz serbest bırakılmaları, esirlerin fidye alınarak serbest bırakılması (toplumuna iadesi), esir İslam toplumu ve devleti için tehlikeli ise öldürülmesi, bütün bunlardan geri kalan esirlerin ise, devletin payı ayırıldıktan sonra köle ve cariye olarak savaşan mücahitlerin mülkiyetine geçirilmesi.

Müminlerin mülkiyetinde olan köle ve cariyelerle ilgili hükümler ve uygulamalara, maksatları ve alınan tedbirler açısından bakıldığında, zaman içinde bunların tamamen hürriyete kavuşmalarının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Bu sonuç hasıl oluncaya kadar da onlara birer emanet gibi davranılması, (yediğinden yedirmek, giydiğinden giydirmek, eziyet etmemek, ezmemek, hakaret etmemek, dövmemek…) istenmiştir.

Müslümanların tarihinde bazı zamanlarda hem islami savaş kuralları az da olsa çiğnenmiş hem de esirlere (köle ve cariyelere) yapılan muamelede kırmızı çizgilere zaman zaman riayet edilmemiştir. Kölelerin zaman içinde hürriyete kavuşmaları hedefi de ihmal edilmiş, bu yüzden köleleştirme ve kölelik uzunca süre devam etmiştir. Uluslararası sözleşmelerde ve uygulamalarda, insan hakları bağlamında savaş esirleri ile ilgili olanları, İslam devletinin de kabul etmesinin önünde hiçbir engel yoktur; bu sebeple İslam ülkelerinde de kölelik, cariyelik sona ermiştir.

Bu uygulama devam ederken cariyenin sahibi (maliki) olan kişi (erkek) cariyesi ile cinsel hayat yaşamak isterse bunun önünde bir engel yoktur; ancak bunun da kuralları vardır. En önemlisi, başkasından hamile olan cariye ile cinsel ilişkinin caiz olmaması ve cariye, malikinden hamile kaldığı takdirde kısmen hür olması (ummu’l-veled olmas), alınıp satılamaması ve sahibi öldüğünde ise tamamen hürriyete kavuşmasıdır.

Uygulamada boşanmış bir kadın nasıl iddetini bekledikten sonra bir başkası ile evlenebiliyorsa, sahibinin cinsel hayat yaşamaktan vazgeçtiği ve mülkiyetinden çıkarmak istediği bir cariye de hamile değilse, iddetini bekledikten sonra yeni sahibi ile karı koca gibi yaşayabilir.

Sahibinin teserri ettiği (odalık aldığı) bir cariye, aynı zamanda başkaları ile cinsel hayat yaşayamaz ve mülkiyetten çıkarılıp iddet beklemeksizin de başkasının odalığı olamaz.

Cariyeler ile yalnızca sahiplerinin cinsel hayat yaşamaları her iki taraf için de bazı günahlardan koruyucu olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun