Hz. Muhammed kölelerle ilişkiye girilmesini emretmiş midir?

Soru Detayı

- Kölelerle ilişkiye girerken korunmayın, anlamında bir hadis var mıdır?
- Ateistin iddiası:
"Hz. Muhammed’in ve İslam dininin kölelerle ilişkiye girerken korunmayın, bir çocuk doğacaksa olur zaten dediğini, Safiye’yi koynuna almak için Talak suresindeki 3 aylık iddet ayetini nasıl çiğnediğini, "efendinizin" Safiye ile nasıl evlendiğini, Safiye intikam alır diye Ömer’in çadırı röntgenlediği, sahip olduğunuz cariyeleriniz müstesna evli kadınları nikahlamanız haram kılındı ayetiyle kadının kocasını esir alıp sonra ganimet diye tecavüz edildiğini hiç bir vicdan ve akıl sahibi kabul edemez ve açıklanabilir bir tarafı yoktur, ben eski Kuran kursu hocasıyım bunları öğrendikten sonra dinden çıktım."
- Bu ateiste ne cevap verebilirim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu yazı baştan sona yalan ve iftiradır.

- Bu herifin "Kur’an kursu hocası" olduğunu söylemesi, sırf muhataplarını etkilemeye yönelik kocaman bir yalandır. Eğer doğru ise, bunun belgesini ibraz etsin, görelim...

- “Kölelerle ilişki” ifadesi bilerek çarpıtılan bir hezeyan-ı küfridir. Bununla “erkek köleler” çağrışımını yapmak istemiştir.

Köleliğin İslam’dan binler yıl önce var olduğu bilinen bir gerçektir. İslam dini, değişik zorlukları olduğu için birden ortadan kaldıramamış, fakat onların statülerini insani çerçevede çok güzel bir konuma getirmiştir. (Bu konu, sitemizde defalarca işlenmiş, bakılabilir)

Bu evrensel realiteden biri de kölelerin birer mal gibi alınıp satıldığıdır. Bu sebeple de kadın köle olan cariyeler -ister savaş esiri, ister satın alınarak- sahip olunduğu zaman, onlar için hür kadınlar gibi ayrıca bir nikah akdi gerekmez. Çünkü, onların statüsü mülkiyettir ve bir akittir. Kimin mülkiyetine geçerse -evli olmamak şartıyla- artık o kimsenin helali olur.

- “Bir çocuk doğacaksa olur zaten...” ifadesi, İslam inancına göre kolaylıkla anlaşılabilen bir hakikattir. Şöyle ki:

Allah ne kadar ruh yaratmışsa onlara mutlaka bir rahimde ceset giydirecektir. Sebepler dairesinde alınan tedbirler, eğer kaderde mukadder olan programa uygun düşerse etkisini gösterir, aksi takdirde havada kalmaya mahkumdur.

Nitekim Peygamberimiz (asm)’e bu konuda soru soranlara; eski bir doğum kontrolü metodu olan azletmek (suyu dışarıya dökmek) yoluyla çocuk yapmamak isteyenlere şu cevabı vermiştir:

“Ne yaparsanız yapın; Allah’ın varlık sahasına çıkmasını takdir ettiği her canlı mutlaka var olacaktır.” (Buharî, buyu’,19, kader, 4)

Diğer bir rivayette ise,

“Kıyamete kadar var olması takdir edilen hiçbir canlı yok ki var olmasın.” (Buharî, Nikah, 96)

Bu mesele cariyelere mahsus bir şey de değildir. İster cariye ister hür kadın olsun hiç fark etmez. Hadis rivayetlerinde soru cariyelerle ilgili olduğu için cevap da ona göre verilmiştir.

İslam inancına göre, Allah’ın izin ve iradesi dışında hiçbir şey olmaz. Ancak, mukadderat gizli olduğu için, insanlar sebepler dairesinde -meşru olan- vesilelere başvurma hakkına sahiptir. Doğum kontrolü de bu manada değerlendirilebilir.

- “Safiye intikam alır diye Ömer’in çadırı röntgenlediği” ifadesi, tevil kaldırmaz bir zırvadır. Hiçbir sahih kaynakta bulmak mümkün değildir.  

Sorudaki iddianın bir yalan olduğunu gösteren delillerden biri de şu gerçeklerdir:

Değişik kaynakların verdiği bilgiye göre, Hz. Safiye, Hayber savaşı devam ederken, rüyasında göğsüne bir güneşin -diğer bir rivayette Ayın- düştüğünü görmüş ve bunu (Kenane b. Rabî’ b. Ebi’l-Hakîk ismindeki) kocasına anlatmıştır. Kocası da “Demek ki, sen -şu anda bizimle savaşan- Arapların liderine (Peygamberimizi kastediyor) boynunu uzatacak, kucağına gireceksin. (Diğer bir rivayette) Demek ki sen Hicaz hükümdarı Muhammed’i arzuluyorsun.” demiş ve yüzüne yumruk atmış, gözünü morartmıştır. Daha sonra Peygamberimiz (asm)  kendisiyle evlendikten sonra, bu morarmanın sebebini sormuş, o da bu rüyasını anlatmıştır. (bk. İbn Hişam, Sîre, 2/336; Zeynî Dahlan, 2/51)

- Bu rüya hadisesi gösteriyor ki, Hz. Safiye gördüğü rüyanın etkisinde kalmış, dindar bir Yahudi olarak bunun ilahî takdir olduğunu idrak etmiş, “Hicaz Meliki” Hz. Muhammed’le evlenmekten şeref duymuştur. Savaşta kaybettiklerine üzülmüş olmakla beraber, başka herhangi bir askerle değil, asaletine denk bulduğu Hz. Muhammed (asm) ile evlenmeyi en büyük teselli kaynağı olarak görmüştür.

- Bazı sahabelerin asaletini bildirerek tanıttıkları ve bunun üzerine bir yandan bir reisin/bir kralın kızı, bir yandan da Hz. Harun’un neslinden gelen Hz. Safiye’nin bu soyluluğunu göz önünde bulunduran Hz. Peygamber (asm), “Onu savaş ganimeti arasında bir cariye olarak almış, sonra da azat/hür ederek nikahlamış ve kendine eş yapmıştır.” (Buharî, Meğazî, 38) Bu suretle onu, asaletine uygun bir payeye yükseltmiştir. Bu muamele gerçekten onun için büyük bir şereftir.

- Üç aylık iddet meselesi konusunda tereddütleri olanlar şunu da iyi bilmelidir ki, Hz. Peygamber (asm) bir hadiste esir olarak alınan cariyelerin iddet süresi bir “adet görme” olduğunu belirtmiştir. Bu konuda Ebu Said el-Hudrî’nin rivayet ettiğine göre, Peygamberimiz (asm) “Evtas esirleri/cariyeleri” hakkında şöyle buyurmuştu:

“Hamile olanlar doğum yapmadan, hamile olmayanlar ise bir defa âdet görmeden onlarla yatmayın." (Ebu Davud, Nikah, 44; Darimî, Talak, 18;  Ahmed b. Hanbel, 3/28)

- Nitekim, Hz. Peygamber (asm) de  Hz. Safiye’nin -bir esir cariye olarak- bir aylık iddet süresi bittikten sonra onunla evlenmiştir.

Müslim’in aşağıdaki rivayeti bu konuda çok açıktır. Hz. Enes anlatıyor:

“…Hz. Peygamber (a.s.m), -kendisiyle ilgilenmesi, bakımını yapması ve yanında iddetini tamamlaması için- Hz. Safiye’yi Ümmü Süleym’e teslim etti.” (Müslim, Nikah, 87)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hz. Safiye, neden üç ay iddet beklemeden evlenmiştir ve cariyenin iddeti neden bir aydır?
Peygamberimizin, Safiyye annemizle olan evliliğinin insani boyutu nedir? Neden iddet süresini beklemeden onunla evlenmiştir?
İslam'da cariyelerin konumu nedir? Birden fazla cariye edinmek caiz ...
Cariye kimdir? Efendisi cariye ile cinsi munasebet kurmak istediği ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR